Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
15 Nisan 2001

Uzaylı bir manken!

'Üçüncü Türden Yakın İlişkiler'de bir uzaylıyı canlandıran manken Deniz Pulaş 'Yeni jenerasyon mankenleri gördüğüm zaman, kendimi uzaylı gibi hissediyorum' diyor
Haber ResmiHIZIR TÜZEL
İSTANBUL- Kendinizi bu son günlerde uzaylılar gibi hissettiğiniz oluyor mu? Memlekette olup bitenlerin bir türlü farkına varamamak. Herkesin cebinde milyarları varmışçasına ekonomi uzmanı kesildiği kriz günlerinde ne yapacağını bilememek. El altından yapılan süper zamların, yeni vergilerin altında ezildiğini hissetmek. Hiçbir şey yapamamak, diyememek, düşünememek. Tek kurtuluş yalnızlık mı, sıkı bir depresyon durumu mu? Seç, beğen al!
Bir uzaylı böyle mi yaşar, bilmiyorum ama ben kendi adıma yanlış bir gezegende takıldığımı düşünüyorum kimi zaman. Büyük yalnızlık!
Neyse ki, geçenlerde bu yalnızlığım sona erdi ve bir tane daha benim gibi biriyle konuştum. Deniz Pulaş'tan zaten oldum olası şüphelenirdim. Bana '1967 yılında Almanya'da doğdum' dedi. Tabii ki, inanmadım. Çünkü onu yılardır gizli gizli izler ve bir uzaylı olduğuna dair şüpheler beslerdim.
Yaklaşık on yıl önce bir söyleşi yapmıştım kendisiyle. Mesleğinin ilk yıllarıydı. Mütevazı, kendi halinde, doğal bir kızcağızdı. Ne bir hırs vardı gözlerinde, ne de star olacak bir ruh hali... Sonraki yıllarda çok ünlü oldu. Spor Akademisine devam etti, arkasından 'İş İdaresi'
okudu. Başak Gürsoy'un kadrosuna girdi ve 1991 yılında 'Best Model of Turkey' seçildi. Arkasından Best Model of the World'de ikinci oldu.
Sonraki yıllarda ise hep öyle kaldı. Ne gidip şarkıcı olmaya yeltendi, ne dizilerde oynadı. Ne gazetelere çıplak pozlar verdi, ne uyuşturucu işlerine karıştı ne ciplerle gezdi, ne tuvalet pencerelerine sıkıştı. Ne zengin sevgilileri oldu, ne garip açıklamaları. Hep düzgün bir insan portresi çizip durdu. Uzaylılığı buradan kaynaklanıyor işte. Farklı bir bakış, diğerleri gibi olmamak, daha olumlu, daha hırstan uzak, değişik bir kişilik yapısı.
Deniz Pulaş, Türkiye'nin ilk bilimkurgu oyunu olarak adlandırılan 'Üçüncü Türden Yakın İlişkiler'de de, zaten bir uzaylıyı canlandırıyor.
Kendinizi hiç uzaylı biri gibi hisseder misiniz?
Yeni jenerasyon mankenleri gördüğüm zaman, kendimi zaten uzaylı gibi hissediyorum. Merve'yi (İldeniz), Begüm'ü (Özbek) özlüyorum. Onlarla yaptığımız işleri özlüyorum. Herkes gibi endişeleri, mücadelesi olan bir insanım. Sıradan biriyim aslında. Fazla entelektüel değilim, fazla hırslı değilim. Hırs eksik ama bana bir iş verildiği zaman o iş iyi olsun diye hırslanıyorum.
Tİyatroda bir uzaylıyı oynuyor, televizyon'da bir uçak programı (Kokpit) sunuyorsunuz. Var mıdır böyle meraklarınız uzay, gökyüzü, uçaklar filan?
Tabii niye olmasın. Gelgitleri olan bir insanım. O kadar da kuralcı ve kendi dünyasında yaşayan biri değilim. Benim de deşarj olmaya ihtiyacım var.
Aşk konulu uçuşlarınız için hava durumu nasıl peki?
Bir kere uzun uçuşlar yapamıyorum. Bakmak zorunda olduğum bir kedim var. Şu an bekârım, kısmet de çıkmıyor. Güzel bir ilişki, çoluk çocuğum olsun istiyorum ama güvenebileceğim insanı göremiyorum ortalarda. Beyaz atlı prensler nerede saklanıyor bilemiyorum. Kasaba dışındalar herhalde ama o kadar uzağa gidemeyeceğim. Ama yine de yalnız ve mutluyum.
Şimdi her yerde bir takım man kenler görüyoruz, mankenlik dışında birtakım işler yapıyorlar. Ne düşünüyorsunuz?
Çok güzel bir meslek, biz hep işimizi yapmaya çalıştık. O podyumda yürümek insanların alkışları. Güzel kıyafetler, değerli takılar hep kadınların meraklı olduğu bir dünya. Önceleri bir de büyük organizasyonlar yapılırdı. Şimdi öyle değil. Popüler mankenle tanıtım yapmak firmalar için uygun artık.
Sizi hiç böyle cipli, börekli, çörekli bir yaşam içinde görmedik.
Ben evlenene kadar anasının kuzusu, kendi yağıyla kavrulan bir kızdım. Ailemle yaşıyordum zaten. Evlendim ve ayrıldıktan sonra annemle anlaştım ve yalnız yaşamaya başladım. Mankenlik âlemindeki değişikliği son üçbeş yıldır görüyorum. Beklentiler değişti biraz. Bir kere koleksiyonlar daha frapan. Transparan ve iç giyim mankenleri oluştu birden. Onlar da biraz alaturka ve tapondular, zaten çoğu kayboldu gitti.
Televizyonun etkisi oldu galiba?
Ben 90'da profesyonel olarak bu işi yapmaya başladığımda da basın, podyumun kenarından 'Bir bacak görebilir miyiz?' diye bakarlardı. Onlar bile bugünkü kadar rahatsız edici değildi. Şimdi bir mankeni alıp istedikleri resimleri çekiyorlar. Bu tip çekimleri hiç yapamadım, belki de kapasitem sınırlı bu anlamda.
Sizce ekonomik kriz nasıl etkiledi mankenleri?
Şimdi kazanıyorlar, Allah bereket versin. Geçen gün televizyonda izledim. 'Artık her gün kuaföre gidemiyoruz' demişler. Allah tependen baksın diyeyim yani. İnsanlar ne büyük zorluklarla uğraşırken arkadaş, kısa kısa kuaförden kısıyor.
Mankenlerden oyuncu olmaz diyor insanlar, ne dersiniz?
Korktum açıkçası ama işi doğru yaparsam insanlar bir şey söyleyemez diye düşündüm. Tamam yetersiz kaldığımı hissediyorum kimi zaman. Tiyatro bambaşka.
Neyseki bir uzaylıyı oynuyorsunuz bu da bir avantaj.
Tabii, kim uzaylı görmüş, benim yorumumun aksini kim ispat edebilir! Şaka yapıyorum tabii, yanlış anlaşılmasın.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.