Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
15 Nisan 2001

Dans sırası Anadolu'da

Mydonose Showland, Anadolu'nun çokkültürlülüğünü yansıtan 'Dansın Sultanları' projesiyle dünyaya açılıyor. Süpervizör Yılmaz Erdoğan, 'Vizontele'den daha başarılı olacağı garanti' diyor
Haber ResmiEVRİM ALTUĞ
İSTANBUL - Evrensel bir dil olarak müziğin ve insan bedeninin 'dans'a dönüşen aynasını Anadolu'ya tutan 'Dansın Sultanları' (Sultans Of The Dance) adlı gösteri projesi, bir buçuk yıllık doğum sancısı ardından dünyaya gözlerini açtı.
Bu 'çok sesli ve çok renkli' dans projesi, durmadan 'tekerrür'e düşen insanlık tarihi boyunca 'iyi ve kötü' arasında süregiden ebedi savaşı disiplinlerarası bir yaklaşımla gözler önüne seriyor.
Sanatın 'son keşfi': Dans Amerika'dan Uzakdoğu'ya, oradan Avustralya'ya uzanacak dünya turnesi öncesinde, projenin yapımcısı olan Mydonose Showland'de 3 Mayıs'tan 6 Mayıs'a dek 'önce asıl izleyicisiyle' tanışacak olan 'Dansın Sultanları'nın doğum öyküsü hayli ilginç:
Projeyi oluşturan toplulukta, 750 aday arasından seçilmiş 90 amatör, profesyonel dansçı, halk dansçıları ve balerinler yer alıyor.
Mayasını Anadolu'nun binlerce yıllık mitolojik ve kültürel tarihinden alan 'Dansın Sultanları'nda başrolleri yardımcı koreograf Oktay Keresteci (Promoteus) ile birlikte, Sibel Sürel (Pandora), Hasan Yalnızoğlu (Kötü Adam), Mehtap Fidan (İyi Adam) ve Yıldız Çankaya (Şaman) gibi dans sanatçıları üstleniyor. Proje kapsamında sahneye çıkacak tek yabancı sanatçı olan İskoç kökenli Linda Golligan ise, elemeleri 'bileğinin hakkıyla kazanarak' topluluğa dahil olmuş.
Projenin süpervizörlüğünü Yılmaz Erdoğan üstleniyor. Ağabeyi Mustafa Erdoğan'ın genel sanat yönetmenliğindeki proje, Mustafa Erdoğan'ın hazırladığı ilk (ve son olmayacak) koreografi olan bir buçuk saatlik 'Anadolu'nun ateşi' aracılığıyla, Türk insanının binlerce yıllık sevgi, kültür ve tarih mozaiğinin barışla harmanlanan ateşini, dünyaya sıçratmayı hedefliyor.
Müzik aranjörlüğünü Taner Demiralp'in, bestelerini Murat Uygun'un, kostüm tasarımını ise Canan Göknil'in gerçekleştirdiği proje insana yaptığı uzun vadeli yatırımla dikkat çekiyor. Gösteri için yaklaşık iki yıl boyunca özel bir mekâna 'kapanan' topluluk, bu bakımdan en büyük 'gösteri harcırahı' olan 'özveri' ve 'alınteri' ile de göz dolduruyor.

Librettosu Anadolu'dan
'Dansın Sultanları', varoluş fikrini her ne kadar ülkemizde izleme fırsatı edindiğimiz 'Spirit Of The Dance', 'River Dance' gibi küresel/devasa örneklerden almış görünüyorsa da, taşıdığı folklorik ve disiplinlerarası zenginlik nedeniyle karakteristik özelliklerini açıkça ortaya koyuyor.
Çağlar boyu Anadolu'da yaşamış tüm medeniyetlerin izlerinden yola çıkılarak oluşturulan proje kapsamında hemen her yöreden derlenmiş yüzlerce halk dansı figürü ve 25 ayrı halk müziği, nefes nefese bir tempo ve bileşim içinde izleyiciye sunuluyor.
Folklorun yanında bale ve modern dansın olanaklarının seferber edildiği 'Dansın Sultanları'na ayrıca masklarıyla Heykeltıraş Koray Ariş, özel oryantal dansları ile 'efsanevi' Nesrin Topkapı ve müzikleriyle Serdar Yalçın'da ilginç renkler katıyor.
'Sultans Of The Dance' 3-6 Mayıs tarihlerinde Mydonose Showland'de. Tel: 0212 345 05 80

'Bizim çocuklar yaptı mı, iyisini yapar'
Mustafa Erdoğan: Kültür ve insanlığın beşiği Anadolu olduğu için, dansın da anavatanı burası. Nasıl İrlandalılar, İspanyollar kendi danslarını yaratmışsa, biz de 'Bu Türkiyelilerin dansı, böyle bir danstır.' demek için bu projeye soyunduk. Herkesin birlikte dans edeceği bir barış, bir tutku, bir hırs, bir coşku dansı yaratmaya çalıştık.
Dünyada bundan daha tutkulu, daha coşkulu bir dans yoktur. Üstelik Türkiye'daki dansa bilimsel olarak metronomun da yetişemediği ortadadır.
Yılmaz Erdoğan: Bu çocukları izlerken kelimenin tam anlamıyla gurur duyuyorum. Ortaya 'Bizim çocuklar, yaptılar mı böyle yaparlar.' gibi bir durum çıkıyor. Türkiye ve Anadolu bir hazinedir. Bu hazineyi kimileri bu hale getirirken, bazıları da güzelleştirmeye çalışıyor.
Aslında bu proje o güzellik arayışının bir ürünü.
Anadolu'da dans, türkü ve şiir var da, ekonomist için esinlenecek bir şey yok mu? Var! Ama nasıl oldu da bunları batırmayı becerdiler, işte bizim çocukları izlerken bunları düşünüyor ve hayret ediyorum doğrusu...Vizontele'den daha başarılı olacağına garanti gözüyle bakıyorum.
Öyle bir yer ki burası, her gelen geçen kültür bir hazine bırakmış. İşte oradan da böyle bir iş çıkarmak bizim boynumuzun borcu.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.