![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Yine ölüm. Yine ölüm yazısı Gülsuman Ada Dönmez'in (dışarda ölüm orucu tutanlardan ilkinin) ölümü üstüne 'Dördüncü Ölüm' yazımın çıktığı gün, ölü sayısı yediye yükselmişti bile. Ben bu satırları yazarken bildiğim ölü sayısı on; ama yarın yayımlandığında 12 de olabilir ölü sayısı, 15 de. Böyle birtakım tanımadığımız, etmediğimiz çocuklar TC hapishanelerinde, ordan kaldırıldıkları TC hastanelerinde sapır sapır 'dökülüyorlar' mı demeliyim? Ölüyorlar! Ölüyor işte onlar: Canlarından oluyorlar! Hikmet Sami Türk isimli DSP'li bakanın cisminde, taytay Başbakanımızın MHP ve ANAP'lı koalisyon hükümeti, 20 cezaevine 19 Aralık gecesi Türkiye ve dünya tarihine geçecek bir 'operasyon' düzenlendi. Utanmadan etmeden (bazı insani duygularla bağlarını hepten koparmış vaziyetteler) bu operasyona 'Hayata Dönüş' adını verdiler. Bu adın, bu harekâtın gerekçesi neydi biliyor musunuz? 'Ölüm orucunda KİMSENİN hayatını kaybetmemesi.' Bu ağır şefkatle kuşatma operasyonunda, kaç kişi hayatını kaybetti biliyor musunuz? 32 kişi! İkisi asker, otuzu mahkûm. Dünya tarihine geçti geçmesine 'operasyon'. Böylesine kanlı harflerle Türkiye, bir sayfayı bezeyiverdi! Helal olsun. Şefkatle hayata döndürüş operasyonlarının ardından, sağ kalan 'talihlileri', yara bere içinde F tipi adını verdikleri dünyada -mahkûmlara reva gördükleri koşullar nedeniyle- eşi benzeri olmayan tek kişilik, üç kişilik hücrelere tıkıverdiler. Gelsin aileleriyle açık görüşe izin vermemeler, avukatlarıyla görüştürmemeler, avukatlara, ailelere inanılmaz keyfi eziyetler, 'tretman' adı altında abuk sabuk programlar, din dersi alacaksınız diye tutturmalar, istedikleri dergi ve kitapları dahi okutturmamalar; ama en mühimi ağır bir tecrit: mahkûmlar için hazırlanmış ortak kullanım alanlarını öldür Allah açmamalar,her birini ağır bir yalnızlığa, çıldırtıcı bir yoksunluğa fazladan (zira insan cezasının üstüne ceza çeker mi?) mahkûm etmeler... Durum budur hanımlar, beyler. Liberalseniz, hümanistseniz, biraz daha adam gibi bir gazeteyi okuma basiretine sahipseniz; resimlerini gördüğünüz, cesetlerini gördüğünüz o sakallı sakallı çocukları, kara gözlü kara kaşlı kızları kadınları ölüme yollayan; onların ölümünde arsızca ısrarcı olan ve kendini yaş tahtaya basmaz, taviz vermez addeden rezil zihniyetin, içler acısı iktidarsızlığın, aldırışsızlığın fotoğrafı budur. Şimdi bu zihniyetin cismanileşmiş suretine, Hikmet Sami Türk'ün 'Bakan tedbiri almış!' haberinin yanındaki fotoğrafına bakıyorum. Yeni doğmuş kedi yavrularına benzeyen munis bir yüzü var. Ufak tefek bir adam. Bir profesör. Dersin ki, sanırsın ki; medeni bir insan. Adalet Bakanlığı'nı bu naçar memleketin, bu yok yoklar kadrosunda, emanet edebileceğin, hiç yoktan iyidir, diğerlerinden evladır bir adam. Oysa Hikmet Sami bey, en katısından da katı, en kalpsizinden de kalpsiz, çıktı. Zira Hikmet Sami bey, aldırışsızlığın ve zayıflığın zırhını kuşanmış. Tıpkı genel başkanı gibi: En tehlikeli. Zira Hikmet Sami bey sorumluluktan sıyırtmakla, sorundan sıyırtacağını zannediyor. "Olana bitene gözümü, kulağımı kaparsam, kendi kendine çözülür; bu mesele de beni rahat bırakır," zannediyor. Neymiş efendim? Bu çocukların, gerçekleştiği anda ölüm orucunu bırakacakları 16. maddedeki 'değişikliğe', İçişleri Bakanı Sadettin Tantan olsun, MHP'li Faruk Bal olsun karşı çıkıyorlarmış! 4 aydır onun için bir şey yapılmıyormuş! (Bu arada kadroya bakar mısınız?) Aklıselim sahipleri yalvarmakta: "TMY'nin 16. maddesi değişmeden de, UYGULAMADA tecrit kaldırılabilir. Cezaevlerindeki düzenlemeler, NE ZAMANDAN BERİ Adalet Bakanlığı'nın yetki alanı dışındadır? Hikmet Sami beyin kifayetsiz iktidarından beri! Hikmet Sami beyin yetkisizliği ve etkisizliği, en basiretli oyun planı zannettiği bakanlık günlerinden beri! Hikmet Sami beyin körlüğü, sağırlığı, kalpsizliği 'geri adım atmama', tükürdüğünü yalamama, taviz vermeme vs. vs. addettiği Ağır Adaletsizlik Bakanlığı'ndan beri. Hakikat şu ki: Bu çocuklar ta başından beri gözden çıkarılmışlardır. Büyük medya olsun, ekonomiye kilitlenmiş münevver bozuntusu kütleler olsun, iktidarsızlığın inatçı üstatlarından müteşekkil hükümet olsun; en başından beri bu çocuklara 'beş kuruşluk' (onların her şeyi kuruş, dolar, kur, rant) değer vermemektedirler. Bu canlar gitmekte, bu beyler gece yataklarına girip hiçbir sorumluluk hissetmeden birer uyku çekmektedirler. Evrenin sonsuzluğunda, dilerim, büyük bir plan vardır. Ve bu planda, yapılanlar, yapanların yanına kâr kalmaz. Kaygusuzluğun, abdallığın, aldırışsızlığın, zulmün bir bedeli vardır. Sonsuzlukta, dilerim, ödenmektedir. Ödenir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||