![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Derviş'in gizli günlüğü (2) 7 Nisan: Temizel'le kahvaltı. Banka batıranların malvarlıklarına el konulması için hazırladığı tasarıyı, iç kaynak sağlarız umuduyla, anlatmasını rica ettim. Fakat Temizel, adamlar her şeyi düşünmüş, M.D. isimli bir tanesinin paraları elmasa çevirip amcasına yutturduğu iddia ediliyor, dedi. 8 Nisan: Merkez Bankası tasarısını da Başbakanlığa gönderdik. Eski başkan aradı, başkanların şahsi tasarruf işlemlerini serbest bırakan bir madde var mı, merak ettim, dedi. Hayır, Gazi bey, dedim... Akşam Cottarelli ve Kahkonen geldi. Carlo, kriz öncesi Merkez Bankası'nın piyasaya döviz vermesini, IMF'nin dış borç öderken zor duruma düşersiniz diyerek engellediğine inanılıyor burada, diye espri yaptım. Cimbom bugün Yozgat'a yenilmiş, üzgünüm, görüşmelere yarın devam etsek, dedi... Türkiye'de insanlar IMF'nin kredi kartı gibi bir şey olduğunu anlıyor mu acaba, diye düşündüm. 9 Nisan: Gazetelerde yayımlanan, Türkiye'de en çok kime güveniyorsunuz anketinden, "1-Dolara, 2-Derviş'e, 3-Sezer'e" sonucu çıkmış! Dolar, yine yükselişte... Meclis Başkanı İzgi'yi ziyaret ederek yasalar için destek istedim. O kolay, Türkiye'de sorun yasaların uygulanmamasındadır, dedi. Bana, 'Meclis Unutulmuş ve Kadük Kalmış Kanunlar Müzesi'ni gezdirdi... Bakanlar Kurulu. Bazı bakanlar benzin tasarrufu yapıyoruz diye toplantıya tahtırevanlarla geldi. Ancak devlete 18 bin yeni tahtırevan taşıyıcısı alınması reddedildi... Ecevit, esnafa sağlayacağımız kolaylıklar ekonomik programla çelişir mi, diye sordu. Esnafın kredi geri ödemelerini kriz öncesi düşük faizden yapmasının neden olacağı açığı karşılamak için iç kaynak bulmak ve bunu da ek bütçeye koymak gerekir ki, IMF sorun çıkarmasın, dedim. Hüsamettin Özkan, önüme üzerinde, 'Lütfen Başbakan'a kısa cümlelerle hitap edin', yazan bir not uzattı. IMF ne diyor, dediler. Bu yılki borç ödemeleriyle, bankaların düzeltilmesi için gerekli parayı bulup bulamayacağımızı merak ediyorlar, bu iş için gerekli para da 50 milyar dolardan az değil, dedim. Güldüler. Türkiye sinir krizi geçiriyor, şeklindeki açıklamamı yineleyeceğim... Çıkışta,gazeteciler, IMF'nin Türkiye'ye savunma harcamalarını kısın dediğini Atina önceden öğrendi mi, diye sordu. Evet, hem de 5-10 yıl öncesinden öğrendi, Türkiye'nin nereye gittiği ta o zamandan herkesin malumuydu, diyecektim, sustum... Hazine'ye döndüm. Cottarelli, makro büyüklükler bir an önce bellli olursa, dış destek de o kadar çabuk belli olur, dedi. Dış destek ne kadar çabuk saptanırsa, makro büyüklükler de o kadar çabuk belli olur, dedim. Ama, önce ben söyledim diye karşı çıktı. Program birkaç gün gecikecek ve çok da bir ilerleme sağlanamayacak, anlaşılan... Akşam TÜSİAD yemeğine katılan Hazine'den arkadaşlara, patronlar, yarın kabinede revizyon isteyeceğiz, Kemal bey üstüne alınmasın, demişler...Ben ise, ABD Büyükelçisi ile yemek yedim. Pearson, siyasi desteğe ihtiyacın var mı, künefe ısmarlayayım mı, diye sordu... 10 Nisan: Yüksel Yalova ile kahvaltı. THY bilet fiyatlarını belirleme yetkisinin Ulaştırma Bakanlığı'nda kalmasını isteyen Öksüz'e karşı destek istedi. Her uçak seferinden önce yolcular kapalı zarf usulüyle bilet fiyatı teklif etsin, en çoktan en az verene doğru bir sıralamayla sığdığı kadarıyla uçağa binsinler, diye bir formül bulmuş... Cottarelli, Haliç'in dibinde altın yüklü gemiler yattığı doğru mu, o konuyu bir netleştirmemiz lazım ki, dış destek de netleşsin deyip durdu, bugün de... Ecevit'e bilgi vermek için Başbakanlığı aradım. Ama öğleden sonrasına kadar evden çıkmamış. TOBB'un bu sabahki hükümet istifa çağrısından sonra, bir süre hükümetin istifa edip etmeyeceğini beklemiş, etmeyince çıkmış, dediler. 11 Nisan: Şimon Peres ile kahvaltı. İsrail'de enflasyonu nasıl düşürdüklerini anlattı. Suçu Arafat'ın üzerine atmışlar... Çalışmaların yoğunluğu nedeniyle, TÜSİAD'ın öğle yemeğine konuşmacı olarak gidemedim. Yo, Tandoğan'dan geçmek gerekmiyordu... Bugün Meclis'e de gittim, bilgi verip, destek istedim. Milli Eğitim Bakanı Metin bey, oturduğum koltukta bir muska fark etti, Faziletlilerin işidir, dedi. Tansu Çiller tutmaya kalkar diye uyardıkları için, ellerimi cebimden hiç çıkarmadım... 12 Nisan: Hazine Müsteşarı ile birlikte Genelkurmay'a gittik. 19 buçuk milyar dolarlık tasarruf önlemleri için kendilerine teşekkür ettim. Yanıtlarını dikkatle dinledikleri sorular sordular. Bir tek kısa künyemi söylerken, Kemal Derviş, Dünya Bankası demişim. Başarırsam, destekleyecekler... Akşam, Ecevit ile makamında baş başa görüştüm. Tasarruf, turizm, ihracat, işçi dövizleri ve dış yardımda hedefi yakalarsak, bu işten sıyrılırız, efendim dedim. Kıpırdamadan duran abajurun Hüsamettin Özkan olduğunu sonradan fark ettim. 13 Nisan: Programın bir kopyasını sunmak üzere Çankaya'ya çıktım. Sezer, aman hukuka aykırı bir şey yok içinde, değil mi Kemal Bey, hadi hayırlı olsun, dedi. Öğleden sonra hava güzeldi, Hazine'nin bahçesinde çalıştım. Yılmaz'ın Meteoroloji'yi arayıp fırça attığını duydum, hani yağmurlu hava geliyordu kardeşim, demiş... Akşam liderlere programın son durumu hakkında bilgi verdim. Yarın ortaya koyacağımız şey, dünyaya gösterip, buna kaç para yatırırsınız, diyeceğimiz bir şeydir. Oradan gelecek yanıt ve kendi kaynaklarımız netleştikçe, ve tabii sizlerin sergileyeceği siyasi iradeyle Meclis'in de performansına bağlı olarak, program da ayrıntıya inecek, yani daha yapacak çok şey var, özeti bu dedim. Aynı mesajı yarınki basın toplantısında da vereceğim. 14 Nisan: Biliyorum, ölümsüzlüğün sırrını filan da açıklamam bekleniyordu ama, bu şartlarda bugünlük bu kadar. Başbakan ve ortaklarının açıklaması bile iki dakika sürdü, gördünüz.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||