![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
İmparatorluğun bit casusları talkan@media.ankara.edu.trBizde garip bir meslek şovenizmi var. Gümrük memurları rüşvet yiyor veya avukatlar usulsüz iş yapıyor demeye görün, başlar bir yaylım ateşi. Dün yazdığına göre Hasan Pulur iktisatçıları eleştirdiği için kınanmış. Ben de birkaç gün önce 'Sadece iktisatçılar değil, psikologlar da başarı gösteremiyor,' dediğim için yaman bir salvo ile karşılaştım. Hasan Pulur'un olsun, benim olsun yazılarımızdaki 'şaka' unsuru nedense görmezlikten gelinmişti. Kriz döneminde insanlarla şaka etmeye gelmiyor. Her şeyi fazlasıyla ciddiye alıyorlar. Geçenlerde Demirtaş Ceyhun'un 'Ah Şu Osmanlılar' kitabını karıştırırken doktor dedelerimizle ilgili bir pasaj dikkatimi çekti. Gel de alıntılama: "Osmanlı donanmasına tutsak düşen Pedro adındaki bir İspanyol, anılarında Osmanlı hekimleriyle ilgili olarak, 'İstanbul'da hekimler vardır, ancak çoğu Yahudi'dir ve çoğuna da bu meslek babadan kalmıştır. Arapça bilip İbn-i Sina'yı okumuş birkaçının dışında, bu adamların hepsinin tıp bilgisi de 'filan şey hastalığa iyi gelir,' cinsinden ezberlenmiş birkaç masaldan ibarettir,' demektedir." Pedro bütün bunları nereden biliyor derseniz, tutsak düştüğünde, forsa olmamak için yalan söyleyip, 'Hekimim,' demiş. Zira daha önce Türklere tutsak düşmüş Portekizli bir berber de aynı yoldan paçayı kurtarmış, Pedro'ya, "Türkler Hıristiyanlara benzemez," diye öğüt vermiş, "Ölümü hiçbir zaman hekime yüklemezler, hastanın vadesi doldu, göçtü derler. Bu nedenle sen korkma, hastalara şifa vaat et. Gerisine karışma..." Pedro, bulduğu bir İspanyolca tıp kitabını aceleyle ezberler ve tutsaklar üzerinde hekimlik çalışmalarına başlar. Ünlenir. Kaptan-ı Derya Sinan Paşa'yı tedavi etsin diye İstanbul'a çağrılır. Paşa da tesadüfen iyileşince ünü iyice artar. Sadrazam Rüstem Paşa'nın eşi, Sultan Süleyman'ın kızı olan Mihrimah Sultan'ı da tedavi eder. Aslında bu Hırvat Rüstem Paşa ile bu Mihrimah Sultan'ın evlenmeleri de hekimler sayesinde gerçekleşmiş ilginç bir öyküdür. Ahmet Vefik Altınay'ın 'Kadınlar Saltanatı' kitabında anlattığına göre, Sultan Süleyman, kızını bu paşayla evlendirmek ister. Ama paşayı çekemeyenler araya girerler, "Aman sultanım," derler, "bu paşa cüzam hastalığından mustariptir, sakın ola..." Fakat padişah efendimiz de inatçıdır, hekimbaşını çağırır, "Bir insanın cüzam olup olmadığı nasıl anlaşılır?" Hekimbaşı, "Cüzam olana bit gelmez," der. Padişah emir buyurur, kadrolu bit casusları atanır, gece gündüz gözlemeye başlarlar, Rüstem Paşa'da bit çıkacak mı, çıkmayacak mı, diye. Günün birinde resmi bit casuslarından birisi koşarak divana dalar, "Müjde Hünkârım, Rüstem Paşa'da bit var! Vallahi gözlerimle gördüm, hem de parmağım kadar kocaman bir şey!" Bu sevindirici haber üzerine Rüstem Paşa ile Mihrimah Sultan kırk gün kırk gece düğünle evlenirler. Bu bitli devlet adamı daha sonra sadrazam olup çok kelle düşürmüştür. Ama halk bildiğini okur, kendi gazelini yakar, türküsünü çağırır ve der ki: "Olacak bir kişinin bahtı kavi, talihi yar Kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar!"
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||