Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Nisan 2001

Kötümserliğe tahammül yok ama

ismet.berkan@radikal.com.tr
Cumartesi günü, biraz da televizyonların etkisiyle büyük bir heyecan dalgası ortalığı sardı. Kemal Derviş, uzun zamandan beri beklenen ekonomik programı açıklayacaktı. Haber televizyonları günler önceden ilan ettiler ki, o gün, gün boyu çeşitli uzmanlarla açıklanacak olan programı tahlil edecekler.
Cumartesi sabah saatlerinde ekonomi programcıları işin başındaydı. Canlı yayınlarda onlarca iktisatçı-gazeteci-uzman hazırdı. Bir yandan Hazine Müsteşarlığı'nda henüz boş olan toplantı salonu ekranlara yansıyor, bir yandan uzmanlar atıp tutuyordu.
Derken Kemal Derviş açıklamalarına başladı. Herkes nefesini tuttu, onu dinledi. Ve ardından değerlendirmeler başladı.
Esasen Derviş programın tamamını açıklayamamıştı. Dış finansman eksikti, dolayısıyla para politikası, Maliye politikasının önemli bölümleri ve gelirler politikası ilan edilemiyordu. Bu haliyle açıklanan metne 'program' demek ne kadar doğruydu, tartışılır ama bu tartışma hiç yapılmadı.
Görebildiğim kadarıyla hiç kimse, ama hiç kimse programla ilgili kötü bir şey söylemedi. Buna, müzmin muhalifliğiyle tanınan kesim temsilcileri de dahil.
Kendi adıma ben böyle bir şeyle ilk kez karşılaşıyordum. Herkes bardağın dolu tarafını görmek ve göstermek istiyordu. Bardak yarı yarıya dolu olmasa bile, içinde sadece bir damla su olsa bile bu böyleydi. Kimse kötümser olmak ya da kötümserliğe sözleriyle prim vermek istemiyordu.
Dün gazetelerde Derviş'in açıklamalarıyla ilgili şeyleri okudum, normal şartlarda en kül yutmaz olan eleştirmenler bile, programdaki eksikleri olabildiğince diplomatik bir dille kaleme almışlardı. Kibar kibar eleştiriyorlar, Derviş'in bu eksikleri en kısa zamanda tamamlayacağına inandıklarını söylüyorlardı.
Kısacası, anlaşılan kimsenin kötümserliğe tahammülü yoktu.
*   *   *

Kemal Derviş'e önceki gün bir öneri iletildi: Neden pazar sabahı gazetelerin Ankara Temsilcileri ile bir kahvaltıda bir araya gelip bir de onlara açıklama yapmıyordu. Böylece pazartesi sabahı da gazete manşetlerini garantileyebilir, piyasaya vermek istediği ekstra mesajları ulaştırabilirdi.
Derviş öneriyi kabul etti ama önce pazar akşamı bir yemekte buluşmak istedi. Gazeteciler, akşam yemeğinin geç olacağını, pazartesi günkü gazetelere sözlerin bölük pörçük yansıyacağını söylediler. Onun üzerine Derviş randevuyu öğlen saatlerine aldı.
Şu iki paragrafta anlattıklarım çok alışıldık şeyler değil. Gazeteciler, hiç de üstlerine vazife olmadığı halde aslında iyimserliğe katkıda bulunmak istiyorlar, o yüzden basın toplantısının saatine varana kadar Derviş'e yardımcı olmak istiyorlar.
Bence bu şanslar iyi kullanılmalı. Genel olarak toplumun ve özel olarak da gazetecilerin Derviş'e tanıdığı bu şans kolay bulunabilir bir şey değil.
*   *   *

Kemal Derviş'in dün gazetecilerle buluşmasında neler söylediğini, ne gibi mesajlar verdiğini ayrıntısıyla Murat Yetkin'in köşesinde bulacaksınız zaten. Burada benim üstünde durmak istediğim bir sözü var Ekonomi Bakanı'nın: "Hükümet programı destekliyor, program da hükümeti."
Bu cümle gerçekten çok derin anlamlar içeriyor. Cümlenin birinci anlamı bence şu: Hükümetin programı desteklemekten başka şansı yok, çünkü program olmazsa hükümet de kalmaz.
Diyeceksiniz ki elbette öyle, bunu biliyorduk zaten.
Ama hayır, bu cümlede aynı zamanda programa yönelik hükümet desteğinin aslında ne kadar kırılgan olduğuna dair ipuçları da var. Bu cümle, görece istikrarın sağlanması halinde hükümetin programın arkasından çekilebileceğini de ima ediyor. Çünkü bir noktada karşılıklı bağımlılık ilişkisi sona erebilir, hükümet programın öngördüğü 'devrim'leri tamamlamadan yoldan dönebilir.
Çünkü politikacıların temel içgüdüsü hâlâ 90'lı yıllardaki gibi politika yapabilmek isteği. Ama program, eski usulü ve üslubuyla politikayı çoktan tu kaka ilan etti bile.
Daha önce de yazdım: Bundan sonra hep yoğurdu üfleyerek yemekte, iyimser kalırken bile ihtiyatı elden bırakmamakta fayda var.
Çok defa kandırıldık, bir defa daha kandırılmayalım.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.