Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Nisan 2001

Farklı niyetler ve sorumluluk

Cumartesi günü, ekonomi yönetimi tarafından açıklanan yeni programa yönelik eleştiriler oldukça ilginçti. Kimisi kafasındaki sorulara yanıt bulamadığı veya öngörülen değişim işine gelmediği için, kimisi ise programın temel ilke ve hedeflerini anlama zahmetine katlanmadan önyargılı davrandığı için olumsuz tepkiler sergiledi.
Eleştirileri bir kenara bırakıp daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için, öncelikle programın bütününü görmek ve başarı için gerekli varsayımları dikkate almak gerekiyor. Açıklanan otuz sayfalık metinde önce 1990'lı yıllarda oluşan temel sorunlar ve 2000 yılı başında uygulamaya konan programa ilişkin gelişmeler ışığındaki teşhisler tanımlanıyor. Ardından 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı' başlığı altında yeniden yapılanma, acil yasal düzenlemeler, enflasyon ve faiz dışı bütçe dengesinden oluşan makroekonomik hedefler ve politikalar özet bir şekilde aktarılıyor; maliye ve gelirler politikası ile uygulamaya ilişkin temel ilkeler sıralanıyor. Temel mantığı iyice anlamak için uzun dönemli perspektif bölümü üzerinde iyice düşünmek gerekiyor.
Finansman boyutunun eksikliğine rağmen genel yaklaşımı anlamak mümkün. Başarı şansının büyük ölçüde, programın arkasındaki siyasi kararlılık ve toplumsal desteğin gereken düzeyde olmasına bağımlı olduğu net bir şekilde gözleniyor. Zaten döviz kuru ve kamu zamlarını çapa olarak kullanmadan, iyice ağırlaşmış sorunları piyasa dışı yollara başvurmadan çözmenin başka bir yolu da yok. Mevcut yapısı ile program iddialı ama gerçekçi ve herkese sorumluluk yüklüyor. Başarı veya başarısızlık programın kurgusundaki yeterlilikten değil, siyasi ve toplumsal desteğin gereken düzeyde olup olmamasından kaynaklanacak. Başka bir deyişle sınava giren hem toplum hem de siyaset.
Fakat böyle gelmiş böyle gitsin diyenler, popülizmle sosyal politikayı birbirine karıştırıp felakette kendi ikbalini arayanlar gerçeği saptırmaya çalışıyorlar. Örneğin kamu işletmelerindeki toplusözleşme görüşmeleri programın temel yaklaşımı açısından oldukça önemli. Bugüne kadar kurumsal verimliliği dikkate almayarak yapısal sorunların oluşumuna büyük katkı veren siyasiler ve sendikacılar için sınav başlıyor. Artık eski kısır anlayışlarda ısrar etmenin anlamı yok, aksi takdirde hem kendilerini hem de ülkeyi yakacaklar. 66. ve 69. maddelerde öngörülen disipline uymazlarsa ortaya çıkacak sonuç yalnız onları değil hepimizi ilgilendiriyor. Artık KİT'ler arpalık veya istihdam deposu olmaktan çıkmalı, sendikalar da kuru ücret pazarlığını bir kenara bırakıp verimlilik konusuna kafa yormalı...
Ulusca zor bir döneme girdik; elbirliği ile ekonomi yönetimine yardımcı olmak için elimizden geleni yapmak başarı şansını sabote etmek isteyenlere karşı tavır almak dışında bir seçeneğimiz kalmadı. Eleştirenlerin, canı yananların sayısal çoğunluğuna bakarsanız ekonomi yönetiminin doğru yolda olduğunu görebilirsiniz. Belli ki çözümleri erteleme kolaycılığı yerine sorunlarla mücadele etmek gibi bugüne kadar cesaret edemediğimiz bir tercih benimsenmiş. Yoksulluk ve yolsuzlukla gerçekten mücadele etme niyeti olanların bu programı desteklemekten başka şansı yok.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.