Paul Newman ve Joanne Woodward 1965.
Paul Newman, yıldızlığını engel olarak gören bir yıldız. Sadece oyuncu ve ödüllü bir yönetmen değil, politikadan ralliye geniş bir yelpazedeki işlerin adamı. 83 yaşındaki oyuncunun sağlık problemleri yaşadığı haberleri günbegün artsa da özel yaşamı konusundaki titizliği konuya tam olarak vakıf olmamızın önünde engel. Gazeteci yazar Patricia Bosworth, Vanity Fair için kaleme aldığı makalede kişisel anılarından, verdiği röportajlardan, biyografilerden hareketle bu eşine az rastlanır yıldızın ayrıntılı bir portresini sunuyor. Kısaltarak aktarıyoruz.
Senenin başlarında tabloidler, Paul Newman’ın kanserden ölmek üzere olduğu dedikodularıyla doluydu. Newman her zaman için özel hayatına titizlikle gözlerden uzak tutan birisi. Aktöre niye tedavi gördüğü sorulduğunda sert bir şekilde şu yanıtı verdi: “Ayak mantarı ve kelleşme”.
Gösteri dünyasında şimdiye kadar Paul Newman gibisine rastlanmadı. Şöhretini göze sokmuyor. Cömertliğiyle binlerce insanın hayatını değiştirdi ve bizi filmleriyle eğlendirip etkiledi. Yakın arkadaşı Gore Vidal’ın dediği gibi “vicdan sahibi bir adam.” Dünyanın en tanınan yüzlerinden. Ama buna rağmen şaşırtıcılığını ve gizemini hâlâ koruyor.
1925’te Ohio’da doğan Newman, II. Dünya Savaşı sırasında orduya girdi. Savaş sonrası Ohio’daki Kenyon College’dan mezun oldu. Burada bir kavgaya karışıp futbol takımından atıldığında kalan zamanı değerlendirmek için oyuncu seçmelerine katıldı. Mezun olana kadar bir düzineye yakın oyunda rol aldı, yazıp yönettiği bir müzikalde de başrol oynadı. Babası öldüğünde görev icabı aile işine yani Ohio’daki spor malzemeleri dükkanına baksa da, bir yıl sonra ilk karısı Jackie Witte ve bebek yaştaki oğulları Scott’ı alıp doğuya taşındı. Oyunculuk yapmak istiyordu. Önüne çok fırsat çıktı. Hep doğru yerde, doğru zamandaydı. Ne var ki onun hayatında asıl etkileyici olan bu şansını kullanarak neler yaptığı.
Nabız yükseltici!
Paul Newman’ı ilk gördüğümde, 1959’da New York Actors’ Studio’daki bir partide Marilyn Monroe’yla dans ediyordu. Çok uzun süre dans etmediler, belki sadece üç dakikacık- ama ne ateşli, nabız yükseltici bir üç dakikaydı o! O sıra herkes Newman’ın On the Waterfront/Rıhtımlar Üzerinde için seçmelere katıldığını (Marlon Brando’nun rolü için), East of Eden/Cennetin Doğu’sunda James Dean’in kardeşini oynamak için onunla deneme çekimleri yaptığını biliyordu. Doğaçlama yapılan çekimlerde Dean, “Öp beni” diye fısıldamış, Newman da “Burada olmaz” diye yine fısıldayarak cevap vermişti. Sonrasında gülerek birbirlerinden ayrılmışlardı.
O zamana kadar Newman, birçok televizyon programında ve Broadway oyununda rol almıştı. 1958’de The Long Hot Summer’daki çekici serseri Ben Quick rolüyle Cannes’da en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı. Rol arkadaşı, yeni evlendiği ikinci karısı Joanna Woodward’du. Sonraki yıllarda birçok filmde oynadı: Exodus, From the Terrace/Aşk Bahçeleri, Paris Blues... Artık filmlerdeki en güzel adam oydu. Ama Newman, yakışıklığını hep bir lanet olarak gördü. O yüzden kendi personasından mümkün olduğunca uzak, “derimden sıyrılabileceğim” dediği roller bulmaya çalışıyordu. The Hustler’daki hırslı jigolo veya Hud’a ismini veren alaycı karakter gibi. Seksi bir dedektifi canlandırdığı Harper sonrası kadınlar, kitleler halinde peşine takılmaya başladı.
Joanne için
Hiç hoşuna gitmeyen bu starlık döneminde hayatında birtakım değişiklikler yapması gerekiyordu. Dönüm noktası, ilk uzun metrajlı filmini yönetme kararı oldu. Rachel, Rachel isimli filmini, başrole getirdiği karısı için yapmak istiyordu. Life dergisine verdiği bir röportajda “Joanne kariyerini benim için, bana destek olmak, evliliği yürütebilmek için bıraktı” demişti. Newman, Rachel, Rachel’ın kurgusunun ortasında başkanlık için adaylığını koyan Demokrat senatör Eugene McCarthy’ye aktif destekte bulunmaya karar verdi.
O yıl, yani 1968 Amerika’nın II. Dünya Savaşı sonrası yıllarının en hareketli senesiydi ve Newman da, Hollywood’un en şöhretli aktivistlerindendi. O dönemde yeni vizyona çıkmış Cool Hand Luke’da canlandırdığı Luke karakteri de kural tanımaz ve eğlenceli bir uyumsuz, bir asiydi. Karakter hem karşı kültüre hem de genel olarak halka hitap etmişti. Newman her zamankinden daha büyük bir yıldızdı, bundan rahatsızlık duymasına rağmen...
O yıl, McCarthy kampanyası dışında da çok yoğun geçti. Rachel, Rachel müthiş eleştiriler aldı. Newman, New York Film Eleştirmenleri En İyi Yönetmen ödülünü aldı. Woodward da, rol arkadaşı Estella Parsons da Oscar’a aday gösterildi. Sonrasında da Newman’ın ralli hevesini doyurduğu araba yarışı filmi Winning (karısının ve stüdyonun itirazlarına rağmen dublör kullanmadı), ardından da en sevilen filmi Butch Cassidy and the Sundance Kid/Sonsuz Ölüm geldi.
İki erkeğin aşk hikâyesi
Sonsuz Ölüm 1969’da gösterime girdiğinde sanki ülkede ferah bir rüzgar estirmişti. Amerika Vietnam’dan, suikastlerden ve sokaklardaki şiddetten usanmıştı. Halk, kendi kendileriyle dalga geçen, iyi huylu iki kanun kaçağıyla ilgili bu filmi görmek için akın akın sinemalara gitti. Newman bir keresinde “İnsanların bu filmin neyle ilgili olduğunu anladıklarını zannetmiyorum. Bu, iki erkek arasında bir aşk hikâyesi” demişti. Sonsuz Ölüm büyük bir hit oldu. Newman çok sevinçliydi. “Şimdiye kadar yer alacağım en büyük film olacağını biliyordum”. O zamana kadar daha az tanınan Robert Redford da büyük bir yıldıza dönüşmüştü.
Newman’la Redford daha sonra Sonsuz Ölüm’ün yönetmeni George Roy Hill’le bir daha biraraya gelip yine büyük bir hit olan The Sting/Üçkağıtçılar’ı, Amerika’nın bunalım yıllarında yaşayan iki dolandırıcının hikâyesini çekti. Newman’la Hill daha sonra buz hokeyinin şiddetli dünyasında geçen ve oyuncunun en sevdiği filmlerden biri olan Slap Shot/Müthiş Vuruş için biraraya geldi. Film eleştirmeni Pauline Kael, Newman için “Sanki tekniği içgüdüye dönüşmüş gibi. Oyunculuk tutkusunu hissedebiliyorsunuz” diye yazmıştı.
‘Ben hep karakter oyuncusuydum’
Newman, hiçbir zaman arasını nasıl düzelteceğini bilemediği dublör ve aktör oğlu Scott Newman’ı aşırı dozda alkol ve uyuşturucudan kaybettikten sonra bir süre oyun yönetmenliği yaptı. İçine kapandı. (Oğlu anısına kurduğu Scott Newman Vakfı, halen alkol ve uyuşturucunun zararları konusunda halkı eğitiyor.) Bir ara delirmişçesine araba yarışlarına sardı. 1970’lerin geri kalanında Robert Altman’la Quintet’ı çekti, yönettiği televizyon filmi The Shadow Box’la Emmy adaylığı aldı, 1980’lerin başında ise balık arkadaşı A.E. Hotchner’la geliri yardım vakıflarına gidecek sos işine başladı. Newman’ın arkadaşları ve ailesi için hazırladığı doğal salata soslarıyla başlayan Newman’s Own markası bugüne kadar yardım kuruluşlarına 250 milyon dolardan fazla gelir sağladı.
1980’lerin ortalarında şimdiye kadarki en iyi performanslarını sergiledi. Sydney Pollack’ın Absence of Malice/Yanlış Karar’ında medyadaki yozlaşmayı ortaya çıkarmaya çalışan bir karakteri canlandırdı. Pollack, “Oyunculuğunda artık etkileyici bir duruluk var” demişti. Ama bu belki de Newman’ın artık seks sembollüğünü rafa kaldırmasının sonucudur. “Ben hep karakter oyuncusuydum. Sadece Kırmızı Başlıklı Kız gibi duruyordum” diyordu.
‘Özür dilerim Oscar, yorgunum’
1986’da Tom Cruise’la beraber oynadığı Martin Scorsese filmi The Color of Money/Paranın Rengi’yle, altı adaylık sonrasında, Oscar’ı kazandı. Törene katılmayıp ödülü, basın danışmanının verdiği küçük bir partide kabul etti. Ödülle ilgili ne hissettiği sorulduğunda “80 yıl güzel bir kadının peşinden koşuyorsun. Sonunda gardını indiriyor ama sen ‘Çok özür dilerim, yorgunum’ diyorsun” diye cevap vermişti.
Bu arada yardım aktivitelerine bir yenisini daha eklemişti. İsmini Butch Cassidy’nin çetesinden alan, HIV/AIDS, kanser, lösemi gibi hastalıklardan mustarip çocukların engellenmeden eğlenip gülebilecekleri, olasılıkları deneyimleyebilecekleri Hole Wall Gang Camp. İlki Connecticut’ta açılan kamplar artık farklı ülkelere de yayıldı ve 114 binden fazla çocuğa hizmet verdi.
2007’de oyunculuktan emekli olsa da araba yarışıyla, Newman’s Own markasıyla ilgilenmeye devam etti. Hâlâ yeni ürünler tasarlıyor ve kamplarla bağlantısını koparmıyor. Kanser olduğu yolundaki söylentiler medyada ayyuka çıksa bile ne ailesinden ne de arkadaşlarından ayrıntılı bilgi alınabiliyor. Bu arada Associated Press’ten de şöyle bir haber geçiyor: “Newman’ın yarış partneri Michael Brockman, oyuncunun yeni bir test sürüşü ve yarış için, kısa zamanda direksiyon başına geçmeyi beklediğini söylüyor. Brockman, Newman için ‘hayatımda tanıdığım en iyi adamlardan biri. Senin benim gibi birisi. Alçakgönüllü’ diyor.”
Vanity Fair’den kısaltılarak çevrildi.
Erman Ata Uncu
|