03/01/2003 12:00
Bu hafta İzmir'de, beni mutlu eden üç konferans verdim. Biri Dokuz Eylül'ün İşletme Fakültesi'nde ('Küreselleşme ve Ulusdevlet'), ikincisi Türk-Amerikan Derneği'nde ('AB, Türkiye, Azınlıklar'), sonuncusu...
BASKIN ORAN (Arşivi)
Bu hafta İzmir'de, beni mutlu eden üç konferans verdim. Biri Dokuz Eylül'ün İşletme Fakültesi'nde ('Küreselleşme ve Ulusdevlet'), ikincisi Türk-Amerikan Derneği'nde ('AB, Türkiye, Azınlıklar'), sonuncusu da İletişim Kitabevi'nde ('K.Irak, ABD, Türkiye'). Üniversiteli gençler salonları tamamen doldurmuşlardı; mutluluğum oradan.Üçüncü konuşmada ön sıralardan bir genç söz aldı: "Sevr paranoyası dediniz. Sevr bir paranoya değildir. İmzalanmış, gerçek bir antlaşmadır. Uygulanmamışsa, buna Kurtuluş Savaşı engel olmuştur. Bugün de hortlatılmaya çalışılmaktadır". Sonra, nasıl hortlatılacağını anlattı: "Geçenlerde Trabzon'da Amerikalı doktorlar kan örnekleri toplamaya teşebbüs ettiler, vali önledi. Amaçları Pontus'u yeniden kurarak bağımsızlık ilan etmek. Fener Rum Patrikhanesi, Fener civarından sürekli ev satın alıyor. Amacı Patrikhane'yi Vatikanlaştırarak Türkiye'den ayırmak..."Bu söylemi artık öylesine ezberlemişim ki, arkasından yalnız hangi temanın değil, hangi kelimenin geleceğini de biliyorum. Sanki, bu işin bir Kitabı Mukaddes'i var da, oradan ezberleniyor. Konuşan gence "Aman kardeşim, Türkiye'de çok yanlış bilinen bu konuları ben biraz iyi bilirim, istersen pek girme" dedim ama kim dinler? Aynı minval üzerine devam ediyor. Onun üzerine, başladım...Sevr'in geçerliliği... Bir antlaşma, geçerli olabilmesi için imzadan sonra ratifikasyon (onama) aşamasından geçer. Bu yapılmadığı için Sevr teknik terimiyle kadüktür (sonuçsuz kalmıştır). Hadi, bu önemli değil. Sevr'in tarafları o zaman savaşmaktan yeni çıktığımız büyük devletler idi. Bunların tümü bugün müttefikimiz; hangisiyle harp halindeyiz? Yine de parçalamak istiyorlar diyorsan, neye dayanıyorsun? Niye parçalasınlar yahu? Diğer yandan, Sevr'in en önemli hükmü madde 232, Haziran 2000'den beri yürürlükte: Türkiye bütçesi TBMM'ye sunulmadan önce IMF Türkiye Masası'na gitmek ve onay almak zorunda. Sen mesela bunu bilmiyorsun ama, benim bilmediğim şeyleri biliyorsun...Kan örnekleri almak... Demek ki Rumların kanıyla Türklerin kanı farklı. Acaba hangi gruptandırlar? Rh faktörleri nasıldır? Demek ki Atatürk milliyetçiliği bu memleketi 'toprak' esası değil, 'kan' esası üzerine kurdu? Demek Türkiye'de herkes kimliğini hangi rahimden çıktığına göre belirliyor. Peki, ya anasının geçmişinde Türk olmayanlar varsa? Kayı aşireti "dört yüz çadır"la geldiğinde ya Anadolu bomboştu ve Türk anaları her batında 500'er 500'er doğuruyordu, ya da bu insanlar Anadolu'nun otokton (yerli) halkları olan Rumlar, Kürtler ve Ermenilerle karıştılar.