Bilmem dikkat ettiniz mi, gazetelerde zaman zaman, Türkiye’de kadınların durumuna ilişkin, ‘Yemen’den bile kötü durumdayız’, ‘Türkiye sondan beşinci oldu’ gibi haber ve yorumlar çıkar. Yine öyle olmuş, ‘Dünya Ekonomik Forumu, 2008 Cinsiyet Uçurumu Raporu’ yayımlanmış. Bu raporda, Türkiye 123. sırada yer almış, bir kadın yazarımız da bunu köşesine taşıyıp, ‘Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu bu rapora
ne diyecek’ diye sormuş. Bakan ne diyecek bilemem de, benim söyleyeceklerim var.
Türkiye’de kadınların durumunu eleştiri konusu yapmak, ileri hedefler koymak mutlaka önemli. Ama bunu, anlayıp, dinlemeden, ele geçen raporları yalan yanlış okuyarak yapmanın kimseye faydası olmaz. Bu rapor ve sıralamaların birçoğu gibi, söz konusu rapor da son derece tartışmaya açık, su götürür bir rapor. Neden böyle düşündüğümü hemen izah edeyim.
Bu raporda, mesela İran, Türkiye’nin çok üzerinde 116. sırada. İran’da, kadınların durumunun, sanıldığının aksine, diğer birçok Müslüman (ve hatta belki bazı Müslüman olmayan) ülkeye oranla çok ileride olduğu doğru. Ama takdir edersiniz ki, kadınların kadın oldukları için en başta giyim olmak üzere, yaşamlarının sınırlanmasının kural olduğu bir ülke ile Türkiye arasında niceliksel veriler ötesi, niteliksel bir büyük farklılık var.
Daha tuhaf olan, aynı raporda, Umman’ın, 118., Katar’ın 119., Bahreyn’in 121. sırada, yani Türkiye’nin üzerinde yer almaları. Hoş, sadece Müslüman ülkeler değil, mesela Nepal gibi son derece fakir ülkelerin Türkiye üzerinde yer alması da garip. ‘Ne yani, rapor cinsler arası uçurumdan söz ediyor, belki fakirliği kadın-erkek birlikte paylaşıyorlardır’ diyebilirsiniz ama malum, fakirlik her zaman faturasını kadınların daha fazla ödediği bir durum.
Bu konuyu tartışmayı başkalarına bırakıp, ben, daha iyi bildiğim Müslüman ülkelere döneyim. Bir kere, bu ülkelerde, malum, dini hukuk geçerli. Bu raporları öne sürüp, Türkiye’deki durumla karşılaştıranların hemen hepsi, zaten başından dini hukukun kadın haklarını zedelediğini söylemiyorlar mı, aynı şey Batılı ülkelerin genel söylemi değil mi? Bir yandan bunu söyleyip, diğer yandan, bu hususu es geçen ‘cinsiyet uçurumu’ değerlendirmesi nasıl yapılır?
Yani dini hukuka göre kadınlar daha az miras alacak, çokeşliliği kabul edecek, boşanma hakları kısıtlı olacak ama, hâlâ ‘cinsiyet uçurumu’ Türkiye’den daha az sayılacak. Bu nasıl bir mantıktır?
Diğer taraftan, sözkonusu olan Körfez ülkeleri olunca, buralarda dikkatlerden kaçan bir ‘refah toplumu’ meselesi var. Bu petrol zengini ülkelerde, ülkenin vatandaşı olan küçük bir nüfus büyük bir refahı bölüşüyor, dolayısıyla mesela sosyal hizmetlere ilişkin rakamlar, kadın sağlığı, eğitimi gibi konularda rakamlar göz dolduruyor. Ancak, ülke nüfusunun bazen vatandaş sayısının üzerinde nüfusu teşkil eden ‘yabancı’lar ve tabii bunların durumlarına ait göstergeler raporlara girmiyor. Yani, bu ülkelerde köle gibi çalışan, Güney Asya’nın fakir kadınları raporların kapsama alanı dışında.
Gözden kaçan diğer önemli bir konu da istihdama ilişkin rakamlar olmalı. Muhafazakâr Müslüman ülkelerde, sosyal hayat kadın-erkek ayrımına göre düzenlendiği için, kadın istihdamı ister istemez yüksek çıkıyor. Zira, kadınlara hizmet veren her yerde kadın istihdam etme zorunlu oluyor. Mesela Katar Ünversitesi’nde kızlara ait bölümde temizlik elemanı dahi kadın olmak zorunda. Bu türden bir nevi ‘kadın kota’sını, ilerici kadınlarımız nasıl değerlendirir bilemem, ama önlerine gelen raporların sayısal verilerin arka planını bir irdelesinler diyorum. Hem sadece, kadın konusu da değil, bu tür raporlara dayanarak, “Türkiye cumhuriyet oldu da ne oldu, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlekleri bile, birçok konuda Türkiye’den ileride” diye atıp tutan tüm cin fikirliler, internetin başından kalkıp, bu coğrafyada bir tur atsınlar veya biraz kafayı çalıştırsınlar demek isterim. Maruzatım bundan ibaret.
Farklı kriter - 28/11/200815:44
Belki de kadınların kimleri, hangi nedenlerle seçtikleriyle ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. Örneğin bir çuval kömür, bir tas çorba için oy verenler, daha düşük seviyede görülmüş, bu seviye düşüklüğü de uçurumu büyütmüştür.
Haklısınız. - 18/11/200822:29
Bilimsel çalışmalarda kullanılan bu tip sıralamalara her zaman süphe ile yaklaşmak gereklidir. Bu şüphenin kaynağı da komplo teorileri değil, bilimsel çalışmanın içinde yer alan hata ve yanılgı payı kavramıdır. Nuray Mert'in de belirttiği gibi söz konusu çalışmanın sadece nicel ölçülere dayalı olarak yürütülmesi yanılgıya neden olmuştur. Türkiye'deki kadınların durumu doğal olarak Avrupa ve Kuzey Amerikanın oldukça gerisindedir. Ancak akademik hayatta, temel eğitim ve sağlık alanında, bankacılık sektöründe ve giderek daha fazla oranda bilişim sektöründe çalışan Türkiyeli kadınların bu ülkelerle kıyaslanabilecek düzeyde etkin olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Bunun yanında sıkıntıların olduğu da kesindir. İlk olarak halen eğitimsiz kadınlarımızın oranının erkeklerimizden de fazla olduğunu görmemiz gerekir. Bunun yanında kadınlar girişimci ya da idareci görevlere daha az talip olmaktadır. En son olarak da kadınlarımız siyasette etkin durumda değildir. Bunun en geçerli nedeni ülkemiz siyasetinin erkek egemen yapısıdır. Ancak feminist arkadaşları kızdırmak pahasına söyleyeyim, bunun yanında kadınlarımızın da siyasete olan ilgisinin azlığı da bu duruma yol açan bir diğer etmendir.
Teşekkürler Sayın Mert! - 18/11/200817:45
Açıklamalarınız için sonsuz teşekkürler. Artık türban üstünden kadınlara yapılan haksızlık eleştirleri ile o kadar boğulduk ki sanki Türkiye kadına sonsuz baskı yapan bir ülke görünümüne itildi. Raporla ilgili olarak insanın 'acaba rapordaki sırayı tersten mi okudular?' diye sorası geliyor.. uçurumun yüksek olduğu ülkeler sıranın başındaymış, Türkiye bu yüzden sona alınmış gibi..