7  Mayıs 2009, Perşembe

Son Güncelleme  20:17

“Büyük Ortadoğu Karmaşığı”

“Büyük Ortadoğu Karmaşığı”

   

Ahmet Güntan’ın polemik konusu olan şiiri çok iyi.

Ahmet Hakan, adaşı Ahmet Güntan’ın Nisan 2009 tarihli kitap-lık dergisinde yayımlanan şiiri için şöyle diyor: “‘b.k üzerine tezler’ diye isimlendirebileceğimiz bir şiir” (28 Nisan tarihli Hürriyet gazetesi).
Ahmet Hakan bu şiiri yeniden isimlendirmeye gerek duymuş ama, birinci sınıf bir ismi var aslında şiirin: “Büyük Ortadoğu Karmaşığı”. Yeni bir ad önermek, yapıt üzerine düşünmenin iyi bir yolu olabilir; ama asıl adın belirleyici özellikleri varsa, onları gölgede bırakmamak kaydıyla. Oysa Ahmet Hakan, şiirin asıl adını silip atmış görünüyor.
Adın üzerinde durmamın nedeni, “Büyük Ortadoğu Karmaşığı” sözünün şiirin çerçevesini çizecek önemde olması. Şiirin hem hareket noktası bu söz, hem de varış yeri. Bir okurun bu addan etkilenmemesinin tek açıklaması, şiirin gövdesindeki o alışılmamış “bok” anamotifi olabilir. Yakaladığı ya da yakalandığı hijyenik durumdan fazlaca etkilenen okur, şiirin diğer inceliklerini fark edemeyebilir: Bu durumda, “Büyük Ortadoğu Karmaşığı”nı oluşturan sözcüklerin baş harflerini aldığımızda sonucun “BOK” olduğunu görmeyi de içi kaldırmayabilecektir.
Belki sokakları tükürükten geçilmeyen bir ülke olduğumuzdandır, hijyen tutkusu çeşitli alanlara ilişkin popüler eleştirilerin belirleyicileri arasında. Sorunlu bulunan
her alanda “kirlenme” metaforuna başvurma eğilimi güçlü. Belirtisel bir yanı olmalı bu eğilimin...
Biz yine şiire dönelim. “Büyük Ortadoğu Karmaşığı” sözünün günümüz insanı için çağrışımı herhalde yeterince açıktır: “Büyük Ortadoğu Projesi”. Şiir, güncellikle bağlantı gücünü buradaki çağrışımdan alıyor. Başlığı okur okumaz, zihnimiz soruyor: Neden “Projesi” değil de “Karmaşığı?” Baş harfleri hemen fark edemese bile, “bok” sözcüğüne ilk rastladığı yerde buluyor sorunun yanıtını.
Sözcüğe açık biçimiyle ilk rastladımız yer çok uzak değil; başlığın hemen altında, İlhan Berk’in sözü: “Çöpü yazdım, boku yazamadım” demiştir İlhan Berk, üzülerek. Böylece, BOP’un “BOK”luğuyla birlikte, aynı anda, şiirin ikinci katmanı da ortaya çıkmaktadır: Başta ruhbilim olmak üzere çeşitli disiplinleri yakından ilgilendiren bu maddenin edebiyatla olan zorlu ilişkisi. Bir meydan okumayla karşı karşıyayız bu şiirde. Sonuç: İlhan Berk’in yazamadığını, Ahmet Güntan yazmıştır...
Osman Çakmakçı, 4 Mayıs tarihli Birgün gazetesinde yayımlanan “Şiirimizde bok püsür meselesi” başlıklı yazısıyla konuyu bir güzel açtı, “güzel” sıfatı da dahil olmak üzere. Çakmakçı’nın orada “Büyük Ortadoğu Karmaşığı” üstüne söylediklerine, “konformist şiirsellik” kavramı başta olmak üzere genel saptamalarına katılıyorum. Ama “melodramatik 80 şiiri” gibi bazı genellemelerine hiç katılmıyorum. Özellikle de şu çok temel önermesine:
“Sorulacak sorular şunlardır asıl: Şair kimin için yazar, niçin ve neyi hayal ederek yazar ve yazarken nasıl bir dünyanın içindedir?”
Bunlar ‘kişi olarak şair’e, yani şairin zihninde olup bitenlere ilişkin sorular. Yanıt verilebilse bile, fazlasıyla spekülatif olacağından, okur olarak işimize yarayacağı kuşkuludur o yanıtların. Ama aynı soruları ‘kişi olarak şair’e değil de metne sorarsak, işler değişir. Şöyle: Metin kimin için yazılmıştır, niçin ve neyi imgeleştirmektedir ve bu şiirde konuşan zihin nasıl bir
dünyanın içindedir?
Böyle sorduğumuzda, sorunun muhatabı karşımızdaki metindir artık. Okur olarak onun hiçbir öğesini atlama hakkımızın bulunmadığı, ilk harfinden sonuncusuna ve her tür sözcüğün, işaretin ve noktalama işaretinin varlığına ya da yokluğuna dikkat etmek zorunluluğu böylece ortaya çıkar.
Büyük Şair Eşref, “Bizde şimdi yeniler eskilerden b.ktur” diyordu. Can Yücel de “Otuzbirinci Nesil” adlı şiirinde, “bok yemek” fiilini kullanmıştı. Metin Eloğlu’nu ise Ahmet Güntan şiirde alıntılıyor zaten. Belki daha başkaları da vardır, sözcüğü şiire sokan. Güntan, bu örneklerdekinden farklı olarak, bir deyimle yetinmeyip konuya bütün ayrıntılarıyla giriyor.
Edepsiz bir şiir değil bu. İkiyüzlü ya da zavallı edeplerimize karşı bir şiir.
Tek itirazım, “UMUMİ HELA, TUVALET KAĞIDI, PVC BORUSU ve TAHARET MUSLUĞU” için, “Onlar madde./
Madde hissetmez” dediği dizelere (büyük harfler Ahmet Güntan’ın). Onlar madde,
evet. Peki biz madde değil miyiz? Biz de maddeyiz. Tek farkımız, bildiğimiz
kadarıyla, maddenin içinde ruh barındırmamız. Dolayısıyla, ben olsam, “Onlar madde” dizesini, “Onlar sırf madde” biçiminde düzenlerdim: “Onlar sırf madde./ Sırf madde olan hissetmez”.
“Büyük Ortadoğu Karmaşığı” çok iyi bir şiir, Ahmet Güntan da yaşayan en iyi şairlerden biri. “Toplu Şiirler”i
(1976-2005), geçen yıl bu vakitler YKY’den çıkmıştı.

Ayıp
Hitler rejimi bütün o canavarlıklara kadar nasıl gelebilmişti? Irkçılık nasıl olup da yükselebiliyor? Bütün bunları açıklayan, çeşitli disiplinlerden epey çalışma var elbette. Yine de, deneyimin öğreticiliği başka.
Geçen hafta bu sütunda, Ermenistan sınır kapısının açılmaması ve ekimde Ermenistan ile Türkiye futbol takımları arasındaki maçın Kayseri’de oynanmaması için başlatılan kampanya konusunda yazdıklarımla ilgili bir okur mektubu, ırkçılığın nasıl yükselebildiğini kavramama katkıda bulundu:
“Milli meselelere sahip çıkan insanları ırkçılıkla itham etmeniz...” diyor bu mektup. Demek ki bu zihniyete göre, ‘milli meselelere sahip çıkan’ sıfatını kazanan kişi, yaptığı ırkçılık konusunda eleştiri dışı tutulmaya da hak kazanır. Hatta belki, “milli meselelere sahip çıkan” sıfatına hak kazanabilmek için, ırkçılık yapmanız gerekmektedir bu zihniyete göre.
Almanya’nın deneyiminden yararlanmak gerçekten kolay değil. Bunu galiba en çok yine Almanlar başardı ama, orada da yeni kuşakların kavrayışsız kesimlerinde aynı zihniyet baş gösterebiliyor.
Bu arada, söz konusu kampanyayı başlatan Türk Eğitim-Sen yöneticilerinden ve destekleyen CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu ile Ticaret Odası Başkanı Hasan Ali Kilci’den haber çıkmadı. Soruyu yineliyorum: Kampanyanın sloganı olan, “Kardeşimin Katilini Şehrimde Görmek İstemiyorum” sözündeki “katil” sözcüğünden kasıt kimdir? Bilinen, belirli biri mi var, yoksa Kayseri’ye konuk olarak gelecek sporcuların Ermeni olmaları, katil sayılmalarına yetiyor mu?

 


Kültür Sanat kategorisindeki tüm haberler »

ADnet