Duydum ki cumartesi günleri daha çok okunurmuş gazeteler, hani ekler filan, gazoz içerken bir
yerde, alıyor eline, e tatil ekseriye, vakti oluyor okumaya. Gerçi ben hafta sonları da gazete okumuyorum ama.
Neyse, madem siz okuyorsunuz, öncelikle Allah sizden razı olsun, bu sağduyunuzun karşılığını makbul miktarlarda alınız. Birdenbire almayınız, zira fazlaca güzellik insanı bozabilir; bünye kaldıramaz filan. Kontrollü gitmekte fayda var; yumurta bile 21 günde şooluyor.
Şimdi gazetemizin de ziyadesiyle okunduğu bir cumartesi gününde TMK mağduru çocuklara eğilelim.
Bu aralar Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları deliler gibi mailler atıyor; bombaya sopayla vurup tek başına çelik çomak oynadığı için ölen Ceylan’ı soruyor, ‘Taş atan çocuklar’ diye bahsi geçen çocuklar için değişen yasa değişikliğinin yetersiz olduğunu, bu değişikliğin üstüne taze taze gidilmesinin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyor ve benim de her bu mail’leri aldığımda içim sıkılıyor; sanki yapmam gereken bir şeyi yapmıyormuşum gibi bir azap duyuyorum. Çünkü ben bu yazıyı yazarken bir yandan puding yediğimi fark edip çok utanıyorum, siz de okurken herhalde artık bir şeyler hissedersiniz.
Yani aslında bir şey yapmasanız da olur; sadece bu konu ile ilgili, ‘Çocuk hakları bu dünyanın en önemli meselesi haline gelsin’ diye bir an aklınızdan bile geçirseniz marşa basmış olursunuz.
Kalkıp başbakana gidip hakaret yemenize gerek yok; sadece düşüncenizle çocukları korumanız ve Güneydoğu’daki çocuklar panzerlere taş atıyor diye kin tutmamanız bile yeterli.
Bunu kırk kere yazdık; bir çocuk suçlu olamaz.
Yahu şimdi bile ben suçsuz olduğumu idrake ve böylelikle daha iyi, daha huzurlu bir hayata geçmeye çalışıyorum, katır kadar oldum, 12-13 yaşındaki çocuğun nasıl bir suçu olabilir...
Bu suç, daha önce de yüz bin kez yazdığımız gibi, o çocukları taş atıyor diye belleyip hapislere götürenlerindir.
Geçenlerde gazetede bu konuyla ilgili yazdığım yazıdan sonra mail atmış okurlar; diyorlar ki, ‘İndir elini sayın yazar, akıllı ol, onlar sadece masum taş atan çocuklar değil, bu çocukları beslersek yarın kalkıp dağa çıkar, öbür gün de gelir bizi vurur.”
Yahu ne kadar acayip bir durumdur bu; bu çocukları bu yaşta hapiste tuttuğun zaman esas o kurduğun senaryo olacaktır. Bu, ufacık bir mantık hesabı yapılarak varılan bir sonuç.
Sahiden anlaşılmıyor mu, yoksa kimse anlamak istemiyor mu?
Hani utanmasalar Ceylan’ı da suçlu bulacaklar.
Ben ya menopoza girdim ya da bu mantıksızlık ve anlayışsızlık bir terletiyor, bir soğutuyor.
Şimdi kalkıp Çocuklar İçin Adalet aramacıları tarafından gelen mail’ler orada öyle taş gibi kalbimin üzerinde otururken, ben de lunaparklardan bahsetmeye utandım açıkçası.
Şu ortaçağ cadı avcılığı bir son bulsun, o zaman masal lunaparkları zaten açılacak, Disneyland’ın kralını bu ülke görecek ama şimdi, şuradan baktığımda bütün pozitif bilimler gümbürtüye gidiyor.
Çünkü mantığın olmadığı yerde ne fizik olur, ne matematik, ne de sevginin kimyası.
Yalansa yalan deyin, sonra ben bir kez
daha terleyip soğuyayım.
min. yaşam koşulları - 19/10/200915:9
Devlet , vatandaşlarına min. yaşam koşullarını sunmalıdır.Nedir bu min. yaşam koşulları , barınma , beslenme , eğitim , sağlık.Bunları sunananmak başka şeydir , sunmaya çalışmak başka şey , heleki sunuyormuş gibi yapmka sa bambaşka bişeydir. Bu koşullar olması gerektiği gibi sunulmalıdır. Çocuklar bu koşullara ebeveynleri eli ile ulaşırlar.Ebeveyn buna ulaşıyor da , buna rağmen hovardalık yapıp çocuklarına pay etmiyorsa bu bambaşka bişeydir.Yok eğer ebeveyn bu koşullara "devlet tarafaından endirek sağlanan imkanlarla" ulaşamıyorsa zaten , fizik kimya matematik mantık hepsi devreye girer, ve mutlak sonucu aramaya başlar. Cezası tarifli suç haktır.Yani polise taş atmanın cezası belliyse bu size tanınmış bir haktır işleyebilirsiniz , koşulu cezanızı çekmektir.Hiç bir tarifli ceza caydırıcı olamaz.Çaresi ise suçun cezasının tarifli olmamasıdır.Suça yeltenen veya işleyen kişi başına ne geleceği bilmemelidir , iş te bu caydırıcıdır. Tabii buradan suçun tanımına da girebiliriz ki , bunlar zaten binlerce yıldır tartışılagelen meseleler. Bir çocuğun cezalandırılması yerine , ebeveyninin cezalandırılması fikrini çok daha anlaşılır bulabilirim.Yetişkin çocuk ayrımı sınırını tartışalım , bu fizyolojiyle alakalı bilimsel bir gerçek , dünyanın çeşitli yerlerinde çocuklar farklı farklı yaşlarda ergen olabiliyorlar. Ama önce ve mutlaka , bizce, suçun cezası tarif edilmemelidir.İhtiyarlar ve ictihatlar suça göre cezaya karar vermelidir. Neleri konuşuyoruz inanamıyorum, konuştuğumuz konu çocuklar , bu sabi ler , min yaşam koşullarına ulaştırılmalı ve rehablite edilmelidirler. Aksi durumda her ebeveynin köşe yazarı, bilim veya sanat insanı olması gerekecek. Bir örnekleme yaparsak , alkollü araç kullanmak suçtur , bunun da ölçüsü 50Pmil dir.Bu değer kişiden kişiye, boyuna yaşına kilosuna göre değişkendir aslında , yani değişken olan, her insanı aynı promil derecesi etkilemez.Bu bilimseldir.Bu durumda ne yapmalı , hımm kişi düzgün ve mantıklı cevap verebiliyormu , dengesi bozulmadan yürüyebiliyormu , gözleri kayıyormu ya mı bakmak lazım.Sizce böyle kolayca satın alınabilir bir riske girebilirmiyiz. O zaman , yaşına boyuna kilosuna göre , kişinin kaç promil de çevreye zarar verebileceğini tablolaştırmalıyız , kaynağımız istatistiksel veriler olmalı. Bir iş ya olması gerektiği gibi yapmalıyız "olması gereken mutlak gerçektir çünkü" yada hiç elimize yüzümüze bulaştırmamalıyız. Çok mu zor , kolay yöntemleri görüyoruz işte , sadece ve kesinlikle sadece Türkiye de değil , bütün dünyada , bizim dışımızda her yerin özellikle batının güllük gülistanlık olduğunu sananlar yanılıyorlar.Batı sadece şunu başardı , min. yaşam koşullarını sağladı , artanıyla yaptıkları hovardalıklaray sa inanamazsınız. selamlar
Ya Cem Garipoğlu? - 18/10/200918:45
Kimse 18 yaşını geçince birden bire suçlu olmuyor. Anne babaları, o çocuklara doğruyu yanlışı öğretse, o çocuklar, o taşı, o panzere atmayacaklar. Bırak doğruyu yanlışı öğretmeyi, anne babaları o çocukları taş atmaya teşvik etmese, taş atmak istemeyen çocukları cezalandırmasa o çocuklar yine taş atmaz. Niye atsın ki? Suçlu olamayan 12 yaşındaki bir çocuk, bir panzeri neden ve nasıl suçlayabilir ki? Ve neden taş atarak cezalandırmak istesin? 12 yaşındaki çocuk suçlu olamaz. Ama aynı mantıka göre 12 yaşındaki çocuğun panzere taş atmaması da gerekiyor. 12 yaşındaki çocuk suçlu olamaz deyip bırakalım kafamızı yarsınlar? Şöyle düşünlüyor: bu madem panzer taşlıyor, demek ki çocuk değil. Biz en iyisi mi, şunun bir kemik yaşına bakalım. 18 yaşında küçükse, daha az ceza veriririz. Sizi eleştirenler de, sizin geçen gün radyo programında Cem Garipoğlunun 18 yaşından küçük olmasından dolayı az ceza almasını eleştirdiğiniz gibi, çocuk da olsa işlediği suçun büyüklüğü ölçüsünde ceza alması gerektiğini düşünüyor olabilirler. Ben şunu merak ediyorum: Siz polise taş atmanın yanlış olduğunu kabul ediyor musunuz?