20  Ekim 2009, Salı

Son Güncelleme  23:45

Yorumcunu söyle, sana...

Yazı Boyutu
Yorumcunu söyle, sana...

Gaziantepspor, 90+4’de attığı golle Kanarya’nın ‘tarihi serisi’ne son verdi. FOTOĞRAF: Murat Akbaş

   

Çok meşhur hikâyedir. Duygu Asena’nın feminist söylemlerinden sıkılan bir karşı cins sonunda patlar: “Aman Duygu, kadın hakkı, kadın hakkı diye tutturmuş gidiyorsun. Kızım olursa adını Hakkı koyacağım. Böylece en azından bir ‘kadın HAKKI’ olur.” Duygu Asena güler, “Ben de oğlum olursa adını ‘Haklı’ koyacağım. Böylece en azından bir ‘HAKLI erkek’ olur.”
Duygu Asena’nın ömrü vefa etseydi de futbol programlarının aldığı boyutu görseydi bu lafı etmekten vazgeçerdi. Çünkü adamlar bir şekilde hep haklı. Türk futbolunun en çok kullanılan lafı, teknik değil, taktik değil, “Ben demiştim”! Adam maç kritiği yapıyor, sohbet “Ben ilk hafta demiştim, ben geçen sezon demiştim, ben programdan önce demiştim, maçı beraber seyrederken sana dememiş miydim?” etrafında dönüyor... Sırf günü gelince ‘Ben demiştim’ diyebilmek için konuşanlar var, bilmem anlatabiliyor muyum?
Geçenlerde HT’nin spor ekinde okudum, TÜFAD (Türk Futbol Antrenörleri Derneği) Başkanı İsmail Dilber “Dünyanın en iyi antrenörleri Türk antrenörleri” demiş. Belki pozisyonu gereği “Dünyanın en iyi antrenörleri Hollandalı antrenörler” diyemez ama dünyanın en iyi antrenörlerinin milliyetini açıklamak zorunda değil ki? Ben de twitter’da yorum yazdım: “Türk antrenörleri o kadar iyi ki yetiştirdikleri en iyi futbolcu Stoke City’de yedek”. Ki Tuncay Şanlı da futbola geç başlaması ve altyapı (fundemental) eksiğiyle meşhur bir futbolcumuz. Yani en yetiştirilmemişinden. Üstelik. Hadi buyrun. Bu ‘dünyanın en iyi antrenörleri’ dünyanın en iyi antrenörleri olmak için ne yapmışlar, İsmail Dilber keşke bunu açıklasaydı, bizim için çok daha aydınlatıcı ve yol gösterici olurdu.
Üstyapı başarılarıyla ‘dünyanın en iyisi’ olunmaz. Binanın sağlamlığı, temelin sağlamlığına bağlıdır. Altyapısı olmayan ülkenin üstyapısı olmaz. Dün orta sahaya devşirdik, bugün defansa devşirmemiz gerekiyor. Bugün hala altyapı deyince akla Serpil Hamdi Tüzün ve Gündüz Tekin Onay geliyorsa bir yerlerde bir terslik var demektir. Ama gel gör ki ‘dünyanın en iyi antrenörleri’ sadece A Takım’a hoca olma peşinde. Kimse kendini ‘altyapı’ hocası olmaya layık görmüyor. Radikal konuşup Fransa’da olduğu gibi altyapı hocası olmadan yükselmek yasaklansın demiyorum. Çünkü kimileri de altyapı hocası olmaya müsait değil karakter itibariyle. Rijkaard, Tam Saha’ya verdiği röportajda altyapıdan başlamak istediğini ama uygun bulunmadığını açıklamıştı mesela. Ama bizde, kendisi öyle düşünmese de kariyeri ihanet edilmiş, hor görülmüş üst düzey bir yetenekten ibaret Sergen Yalçın hop diye başlayabiliyor Beşiktaş altyapısının en üst noktasından. Öğrencilerine vereceği öğüt ne olabilir? “Benim gibi olmayın” mı? 

Büyük olamadı ama olabilirdi
Sergen Yalçın’a baktığımızda çoğumuz ‘büyük bir futbolcu’ görmüyoruz, ‘çok daha büyük olabilecek’ bir futbolcu görüyoruz maalesef. Bu da ‘çok büyük bir kariyer’ olmuyor, çok büyük bir kayıp oluyor. Kamuya mal olmuş kişilerin “Bu benim hayatım, kimseye örnek olmak zorunda değilim” tadında takılmaya hakları olup olmadığı başka bir tartışmanın konusu olsun.

Ne yazık ki gerçeğimiz bu
Bugün Türk Futbolu’nda bir uçta, kendisi oynamış, kendisi bırakmış, şimdi kendisi konuşan, futbolu kendi oynadıkları zamanlardaki gibi, kendi bıraktıkları gün bitmiş gibi, böyle gelmiş böyle gider gibi, “Ne yapalım bizim futbol gerçeğimiz de bu” gibi yorumlayanlar var. Onlar tribünde çıkan kavgaları da, bozuk sahaları da, kulüp yapılarını da, başkanları da, futbolcuların yaptıklarını da “Doğal.. Normal.. Olur böyle şeyler” tadında görüyorlar. Ama futbol oynamamış, maç yönetmemiş, tribünde kavga etmemiş ama yine de bu oyunu sevenler adına konuşuyorum ki normal değil. Doğal değil. Olmasın artık böyle şeyler. Yeter

 


Spor kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (3 Yorum)

türk futbolunun en büyük sorunu... - 20/10/200913:38

evet, alt yapı olmamasıdır...Allah Allah nidalarıyla maç kazanır, 1-2 müthiş galibiyet alır sonra Şampiyonlar liginde gruptan çıkamaz, UEFA'da dandik bir takıma elenir gidersin...sonra ligde antep'e yenil, 1-2 beraberlik... şans eseri birileri şampiyon olur, her sene...evet, Türk futbolcusu 10 yaşında daha nasıl pas atılacağını, nereye boş koşu yapılacağını, korner atışında nerede durulacağını, nasıl markaj yapılacağını öğrenemediği için milli maçlarda bedava goller yer, sonra da maçı alabilmek için canla başla uğraşır 20 şuttan birini gole çevirip berabere kalır...yürekten oynamakla ancak 1-2 maç kazanabilrsiniz, ama sağlam temelle her maçı kazanabilirsiniz...Almanya'nın sürekli başarılı olması bundandır...çünkü herkes takımdaki görevini bilir ve işini yapar...bizde en yetenekli savunma oyuncusunu Marsilya neden almadı? Çünkü adamın yabancı dili yok! Emre niye başarılı olamadı? çünkü daha kendisi sahada ne yapacağını bilmiyor, profosyonellikten bihaber... Tuncay niye 1 maç süper 1 maç ortalıkta yok?...bunlar hep 10-12 yaşında öğretilecek konular...sergen Türkiye'nin en büyük yeteneği ama sigara,alkol, at yarışı, kumar, gece hayatı hepsi onda...antremanlara çıkartabilmek de yürek ister...temel derken sadece futbol bilgisi değil, karakter, düşünme yeteneği, planlama, yabancı dil, takım oyunu gibi şeyleri de düşünmek lazım...neden futbolcuların pek çoğu sadece ilkokul mezunu? neden hayatlarında ders kitabı haricinde başka kitap görmemişler? futbol okulları bu yüzden açılmalı...ama sadece güzel top sektirip, muz orta yapmayı değil zekasını kullanmayı, ufkunu genişletmeyi, kültürünü, yabancı bir kültüre ayak uydurabilmeyi, kendi kendine öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi de öğretmeli...

Tebrikler Banu Hanım - 20/10/20099:44

Kendi halinde bir okurun sizi tebrik etmesinin sebebi şudurki yazınızın içerdiği futbol tespitlerinden ziyade, yazınızın okuyanlara keyif vermesi ve gozden akıp yumuşak bi şekilde zihne akmasidir. Türkiyede yediden yetmişe herkesin fikir sahibi olduğu bir konu varsa oda FUTBOL. Ülkenin gidişatı, yoksulluk, gsmh, uluslararası politika, ülkenin geçmişi, gelecek planları, uluslararası durum...Bu konularda kem kümlerle 2 kelimeyi bi araya zor getirecek insanların konu futbol olduklarinda kükremeleri aslanları korkutur. İşin okur tarafindaki eleştri noktası bu. İşin futbol yazarları ( spor yazari sporun sadece futbol kısmı ile degil bi kaç dalı hakkında yorum yapabilen insandır. Senelerce başka dallar hakkında yorum yapmamılş yazarlar var. Şu an sorsanız çoğuna voleybolda neler oluyor çoğu bilmez belki. Bu sebeğten futbol yazarı daha anlamlı geliyor bana ) noktasindaki eleştri ise Sahada gördüklerini oldugu gibi anlatmak. İşin içine çok az duygu yada edebi sürükleyicilik katmak. Hani kimse demiyor yazdıkları makalelerle nobele aday olsunlar ama elinizde kalem ve kağıt varsa edebiyatta ordadır. Sizin işaret ettiğinizi mesele çok hoşdu. Yani çoğu yazarın BEN söylemişdim, BEN bilmişdim, BEN demedimmi...Tarzı maç sonrası yorumları. Top yuvarlak, bazılarının kalemleri dahada yuvarlak, maç öncesi yazilan bir yazıda o kadar muğlak, o kadar çok yönlü sözler oluyorki maç bitiminde her yöne çekebilirsiniz. Hani maç ertelense gene BEN biliyordum diyebileceğiniz bir pay çıkıyor... İşde bu sebepten yazınız hoşuma gitti ve yazma gereği hissettim. Futbola kadın elinin değmesi sahadaki çimenleri çiçeklendiriyo çiçeklendiriyormuş demek....

Sergen Yalçın - 20/10/20091:17

dediginiz gibi, buyuk potensiyel ama ne yazik ki potesiyeline gelememis bir insan, aslinda cok trajik bir olay, simdi dunyanin sayili futbolcularindan olabilirdi. Bizde ki klasik problem, "bilirdi" disiplin olmadan, ne buyuk olursun ne baska bir sey, ancak bir mac harika olursun geri maclarda kotu. Milli takim gibi. Bu arada yorumcularda Bizim vatanda harika, adam hayatinda 1km kosmamis, kos desen buyuk gobeginden, yarim km kosamaz! ama bir dahidir taktik, futbol uzerine :)) mahalle'de yasi 10-15 yasinda top oynamistir hepimiz gibi, simdi tum yazarlar spor haberleri yazarlar. isin kolayi'da su adam olmasaydi, bunu koysaydi mac'i kazanirdik taktikleri, cocuksu seyler yani, bizim Toplum bunlari nasil satin aliyor, oda baska konu, belkide Medya al canim ver canim, belli insanlar tutmus koseleri, birakmiyorlar. Neyse. saygilar

ADnet