1  Kasım 2009, Pazar

Son Güncelleme  20:17

Hem anarşist hem alçakgönüllü

Hem anarşist hem alçakgönüllü

Alexandre Tharaud’nun albümüne kusursuz bir neo-klasik kayıt da diyebilirsiniz sarsak bir varyete tiyatrosu müziği de.

   

Sanki satıyormuş gibi ortalık popüler müziklerin CD’lerinden geçilmiyor, ama ben yine de hiç değilse meraklısının mutlaka alacağını bildiğim tek kelimeyle mükemmel bir Dadaist-klasik albümden bahsetmek istiyorum bugün. Dada ve klasik müzik ifadelerinin yanyanalığından anlamışsınızdır belki de bir Erik Satie albümünden bahsettiğimi. Tüm düşünce akımlarının kendisine maletmeye çalıştığı fakat hepsinin üstünde duran müzik ve düşünce adamı Erik Satie...
Türkiye’de muhtelif Erik Satie albümleri var ki bunlar arasında bildiğim kadarıyla Reinbert de Leeuw, Pascal Roge ve Bernard Hermann yönetimindeki London Festival Players yorumlarının yer aldığı edisyonlar öne çıkmış olanları. Gelin görün ki Harmonia Mundi etiketli Alexandre Tharaud yorumu putkırıcı bu müziğin hakkını galiba şimdiye dek en çok teslim edeni. Çünkü klasik ekolden yetişmiş Fransız piyanist Alexander Tharaud gerek solo çaldığı ilk CD’de, gerek ikililere yer verdiği ikincisinde Satie’ye yaraşan bir anarşist tavır ve alçakgönüllü bir izlenimcilik gösteriyor. Dolayısıyla bu albüme kusursuz bir neo-klasik kayıt da diyebilirsiniz, sarsak bir varyete tiyatrosu müziği toplaması da. Çünkü Tharaud ve ikinci CD’de ona katılan arkadaşları Satie’nin yeni form ve kavramlara odaklanan estetik anlayışına harfiyen sadık kaldıkları gibi kendi yenilikçi, gerçeküstücü ve hani neredeyse yırtık bakışlarını yorumlarına anbean katmışlar. Ayrıca popüler temaları klasik olanlarla pratik, hızlı, gösterişli ve en önemlisi de muzip biçimde buluşturabildikleri için buradaki performanslarıyla aynı anda görkemli salonlara ve küçük müzikhollere hitap edebilir nitelikteler. Solo piyanonun devamında piyano ile vokal, keman ve trompet ikililerinin yer aldığı albümde Alexandre Tharaud’nun özellikle ikinci piyanist Eric Le Sage’la ünlü “Trois morceaux en forma de poir”a getirdiği süssüz ve yalın düzenleme, yedi bölümlük bu yapısız parçanın aksettirmeye çalıştığı müzikhol eğlencesini ve onun değişken ruhunu doğrudan aktarabiliyor. Fransız şarkıcı Juliette’in ‘Je te veux’, ‘Chez le docteur’, ‘J’avais un ami’ ve ‘La Diva de l’Empire’deki Marlene Dietrichvari kaba-kibar vokalleri de öyle.
Tam adı ‘Erik Satie: Avant- dernieres Pensees’ olan albümü -bu yazıyı yazmaya çalıştığım için şu an yaptığım gibi yirminci seferde hâlâ- pürdikkat dinlemek yerine bir art alan müziği olarak dinlediğiniz takdirde Satie’nin idealize ettiği minimalizmin nelere kadir olduğunu kolaylıkla kavrarsınız. Çünkü Satie’ninki, kendi tabiriyle bir ‘eşya müziği’ ve çocuksuluğundan doğan cesaretini, bu içten ve melodik tabiatından alıyor. Yorumcularını yüceltmeye mahal bırakmadan dinleyicisine keyif veriyor, keşif imkanı sunuyor, gösterişi ve duygusallığı kendinden uzak tutuyor. Tonal yapılara yüz vermeden mükemmelliği yalınlıkta arıyor. Ya da en basitinden şöyle söyleyeyim; 19 ve 20. yüzyılın herhangi bir piyano yapıtıyla Satie’nin müziği arasında Taklamakan Çölü’nün yüzeyi kadar fark vardır. Satie’nin müzikleri çağının ilerisinde filan değil yekten çağlar üstüdür. Bunu kabul etmek içinse albümün açılışını yapan dillere destan Gnossienne ve üç Gymnopedie’yi dinlemek yeterlidir.
Erik Satie, kafası farklı işleyen biri. Avangard eğilimlerin belirdiği 1880’lerin Fransa’sında kendine has bir nihilist yol tutturduğu gibi kimi melodi ve armoni modellerinde Ravel gibi orkestra, Debussy gibi piyano müziklerinin aşmış isimlerin doğuşunu da yoğun etkisiyle muştulamış. John Cage, Terry Riley gibi minimalistlerin üstündeki büyüsü haydi haydi anlaşılır. Gün geliyor yapıtlarına Kurutulmuş Döletler, Saçma Preludler gibi isimler veriyor, gün geliyor eleştirmenlerle kafa bulup yorumculara yapıtlarının seslendirilişlerine ilişkin tuhaf direktifler veriyor. Mesela şu an hayatta olsaydı Alexandre Tharaud ve arkadaşlarının albümünü kesinkes çok beğenirdi fakat kayıt süresince yine de onlara kök söktürürdü diye tahmin ediyorum. O bir yana, bu yazıyı okusaydı bana Jean Cocteau’dan hızlandırılmış edebi metin kursu aldırtır mıydı acaba? Hani ben Cocteau’ya zaten itiraz etmem ya yeter ki Erik Satie gibi müzisyen olsun hep başımızda bulunsun.

Erik Satie: Avant- dernieres Pensees/ Alexandre Tharaud/Harmonia Mundi

 


Kültür Sanat kategorisindeki tüm haberler »

Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...
ADnet
ERAY AYTİMUR - Arşiv