8  Kasım 2009, Pazar

Son Güncelleme  20:17

Utanç

   

Adı Ömer el Beşir... Sudan’ın devlet başkanı... Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce (UCM) yargılandı ve en az beş insanlığa karşı suç ve en az iki savaş suçu işlediğine hükmedildi. Halihazırda hakkında UCM’nin tutuklama kararı var...
İşte o Beşir, ‘bir son dakika değişikliği’ olmazsa yarın İstanbul’a geliyor. Türkiye, Sudan’ın Darfur bölgesinde, kadınlar, çocuklar, yaşlılar dahil ezici çoğunluğu sivil 300 bin insanın boğazlanmasından, 2 milyon insanın etnik temizliğe uğratılmasından, işkence görmesinden, sakat bırakılmasından, tecavüze uğramasından, özetle dünya tarihinin en ağır insani felaketlerinden birinin yaşanmasından sorumlu bir adamı ağırlama hazırlıyor. Ayıp, utanç verici, yüz kızartıcı!
Bu ne Ahmedinecad’ı ‘dost’ ilan etmeye benzer ne Esad’la ‘ahbaplık’ etmeye... Bu adamın muadilleri, Saddam’dır, İdi Amin’dir, Miloşeviç’tir, Karadziç’tir, Mobutu’dur, Katanga’dır.. Layık olduğu yer de Lahey’deki cezaevidir...
Türkiye bu ayıbı, bu utancı maalesef daha önce de yaşadı. Son üç yıl içinde iki kez. Ancak hiç olmazsa, el Beşir, o zamanlar yalnızca ‘zanlı’ydı, henüz suçlu bulunmamıştı, mahkemesi sürüyordu. Ne var ki artık, Mart 2009’dan bu yana ‘aranan bir suçlu’ kendisi...
Ne gam! O mahkeme yapılmamış, o hüküm verilmemiş, o emir yayımlanmamış sanki. El Beşir yine, yeni, yeniden geliyor işte...
Hükümetin gıkı çıkmıyor kaç gündür. Hal böyle olunca Beşir’in İstanbul’da ağırlanmasını gerekçelendirmek Dışişleri’ne kalıyor. Basına yansıyan gerekçeler trajikomik...
Neymiş, Türkiye UCM’nin hukuki altyapısını oluşturan Roma Sözleşmesi’ne taraf değilmiş, zaten BM Güvenlik Konseyi’nin el Beşir’in yakalanması için bir kararı yokmuş; bu yüzden UCM’nin karar ve yaptırımları Türkiye’yi bağlamazmış... Bir Uganda kadar, bir Botswana, bir Güney Afrika kadar bile bağlı değiliz öyle mi uluslararası hukuka?
Neymiş, el Beşir Türkiye’nin değil, İKÖ bünyesindeki İSEDAK’ın davetiyle geliyormuş İstanbul’a... Organizatör İSEDAK’mış, Türkiye sadece ev sahibiymiş... Köklü Türk diplomasisinin bu kadar basit bir temsil sorununun altından kalkamayacağını düşünüyor ve bizden de buna inanmamızı istiyorlarsa sadece bizim zekâmıza değil kendi melekelerine de hakaret ediyorlar.
Neymiş Amerikan yönetimi bile Sudan hükümetiyle dolaylı olarak görüşüyormuş. Kimse Sudan’la görüşülmesin demiyor ki... Sudan hükümetiyle görüşmek başka, savaş ve insanlık suçlusu liderini, uluslararası hukukla dalga geçer gibi dünyanın gözü önünde İstanbul’da ağırlamak başka. Sudan lideri New York’ta boy gösterebiliyor mu?
Bir Batı başkentine, AB ülkelerinden herhangi birinin herhangi bir kentine adımını atabiliyor mu?
Ve en vahimi: Neymiş, Türkiye gerektiğinde ‘Kıbrıs Rum Kesimi’ liderlerini bile ağırlıyormuş; ‘teşbihte hata olmaz’ saikinin bu kadar geniş kullanımına el insaf mı demeli, diplomatik körlük mü...
Bu işin Dışişleri’ni aştığı ortada. O yüzden böyle ‘isimlerinin açıklanmasını istemeden’ ve muhtemelen kendilerinin de inanmadığı gerekçeler ortaya sürerek konuşuyorlar zaten.
Bir umut, Köşk’ün müdahale etmesiydi. O umut da dün Cumhurbaşkanı Gül’ün sözleriyle boşa çıktı. Uluslararası hukuka ‘nanik’ yaptığımız yetmiyormuş gibi bir de Beşir’i ağırlama kararımızı gözden geçirmemizi isteyen AB’ye posta koyduk Gül’ün ağzından. AB ne karışırmış! Gül de böyle diyorsa...
Ne Dışişleri Bakanı, ne Cumhurbaşkanı, el Beşir utancını önleyebilecek tek bir kişi var, o da Başbakan Erdoğan.
O yüzden şu soruların muhatabı da kendisi:
Gazze’de ölen masum insanlar için haklı olarak gösterdiğiniz hassasiyetin, empatinin milyonda birini Darfur’da ölen musum insanlar için neden göstermiyorsunuz? Hani nerde dilinizden düşürmediğiniz vicdanınız?
Hangi siyasi, ekonomik, stratejik çıkar Türkiye’ye bu ayıbı, bu utancı yaşatmaya değer? İsrail Cumhurbaşkanı’na, ‘One minute’ çekerken gösterdiğiniz cesaretiniz, Sudan lideri karşısında nerde hani?
Ben hâlâ umudumu yitirmiş değilim. Bugün yarın gözüm televizyon ekranlarındaki ‘Son Dakika’ haberlerinde olacak. ‘El Beşir İstanbul’a gelmiyor’ haberi için... Kimbilir...

 


Yorum kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (45 Yorum)

SN. GUVEN.. - 8/11/200917:43

Ne disisleri ne cumhurnaskani ancak basbakan cozer bu sorunu demissiniz.. ama (yaziniz tabiki yayimlanmisti) bu gun trt de ciktigi politikacilim da sudanin boyle bir sey yapmadiginia besirin sutten cikmis ak kasik olduguna inandigini beyan etti umudunuzu bagladiginiz erdogan...ve gazze icin dilinden dusurmedigi ''vicdan''in dogu ve guneydogu da coktandir test edildigi ve sinifta kaldigini sizin hala gormemis ve duymamis olmaniza uzuldum...vicdanlar nasirlanmis ve dil yalan soyler olmus ise bir insanda...neyse gerisi bana kalsin..

Başbakanın veya Türkiye'nin samimiyeti !!!! - 8/11/200911:16

Bu konu başbakanımız ve Türkiye için bir samimiyet sınavıdır. Daha bir kaç gün önce bir gazetecinin sorusuna başbakanımız "bizim İsrail'le bir alıp veremediğimiz yok. Biz nerede masumlar, çocuklar öldürülüyorsa onun karşısındayız" demişti. Bizim anti semitizm yapmadığımızı insan haklarını kim olduğuna bakmadan savunduğumuzu söylüyordu. Bunlar gerçekten çok güzel cümleler ve Türkiye'nin başbakanının ağzından duymakta bir Türk olarak hepimizin hoşuna gidiyor. Ülkemizdeki bazı insanlar ise bu gibi konularda başbakanımızın sözüne güvenilemeyeceğini savunuyorlar. Bu konu gerçek bir samimiyet sınavı bence. Bosna'da möüslümanlar Sırplar tarafından ketledilirken buna karşı çıkanlar, Karadziç yargılanıp ceza alsın isteyenler. İsrail masum Filistinli sivilleri öldürürken buna karşı çıkıp İsrail'i lanetleyenler. Bunlardan çok daha fazla masum insanı Sudan'da katleden biri içinde aynı şeyi söylüyorlarsa ben hepsine en içten saygılarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Fakat aynı hatta daha büyük katliamı yapan adam müslüman olduğu için ona ses çıkarmıyorlarsa daha önce de söyledikleri her şey anlamını yitirir. Bundan sonra Ben yahudilere düşman değilim dediğinizde size sadece bir kaç fanatik milli görüşçü inanır. Biz sizin, dolayısıyla Türkiye'nin insan hakları ve masumları savunma konusunda samimi olduğunuza gerçekten inanmak istiyoruz. Hadi bunu herkese gösterin.

uluslar arası mahkeme kendini yargılasın - 8/11/20099:15

önce küçük ülkelerde iç savaş çıkarırlar sonrada yargıladık suçlu bulduk derler.dünyada oynadıkları oyunu icra ediyorlar.kendileri çomak sokmazlarsa hiç bir ülkede katliam yaşanmaz.bu adamı yaratanda,yargılayanda kendileri.

ADnet