16  Kasım 2009, Pazartesi

Son Güncelleme  20:17

Şeytan da bir melek

   

4 Eylül 1998’de kurulan Google’ın geçirdiği evreleri hepimiz az çok biliyoruz. Kuruluş dönemine ait üstünde pek durulmayan ilginç ayrıntılar olsa da şimdilik 20 bine yakın çalışanı olduğunu, geçen sene 21,7 milyar dolar ciro yaptığını ve 4,2 milyar dolar net kar elde ettiğini hatırlamak yeterli.

Firmanın en az kendisi kadar meşhur bir sloganı var. Çıkış noktası kendisini rakiplerinden ayrıştıracak ve kabul edildiği her ortamda bütün zorlukları aştıracak bir motto arayışı. Google’ın bugün halen kullanmakta olduğu ve Türkçeye ‘Şeytan olma’ diye çevirebileceğimiz ‘Don’t be evil’ sloganının babası Paul Buchheit ve Amit Patel. Kurucular dahil herkesin kafasına ilk anda yatarak bugüne kadar kullanılan kurumsal slogan olmayı başarmış. (Paul Buchheit aynı zamanda Google’da Gmail’i hayata geçiren, ardından istifa ederek kendi girişimiyle FriendFeed.com  sitesinin kuran ve Facebook’a 47,5 milyon dolara satan kişi)
Şeytan olmama ya da şeytanlık yapmama sloganının ortaya çıktığı dönemde kimi hedeflediği gayet açık ve net: Microsoft!

Google’ın kuruluş yıllarında Microsoft’un durumunu hatırlamak bunu anlamak için yeterli: Windows 95 işletim sistemi dünyasını ele geçirmiş, Windows 98 yepyeni bir soluk getirme iddiasıyla ısınıyor. Netscape adlı bir web tarayıcı çıkmış ve web dünyasının fitilini ateşlemiş, dünyanın her yerinde insanlar webi keşfediyor... Microsoft Başkanı Bill Gates internetin ve Netscape’in tehdidini görmüş ve bütün çalışanlara yolladığı bir e-postayla savaşı başlatmış. Microsoft Network adlı bir girişim alternatif bir internet yaratmak için yola koyulmuş, NBC ile ortaklaşa MSNBC.com haber sitesi kurulmuş, webTV adlı bir şirket satın alınmış. O dönem yıldızı parlamaya başlayan PDA (el bilgisayarı mı desek?) cihazları için Windows CE adlı bir sistem çıkmış, ActiveX duyrulmuş, webin popüler dili JavaScript yerine Jscript ve Vbscript adlı alternatif diller yaratılmış, Netscape ile kanlı savaşta Internet Explorer dördüncü sürüme kadar gelmiş...

İşletim sisteminde ve gelirinin önemli bir bölümünü elde ettiği Office yazılım paketinde dişe dokunur hiçbir rakibi olmayan Microsoft’un bilişim dünyasının meme uçlarına taktığı pompayla cironun tamamına yakınını doymaz bir iştahla emdiği yıllar.

Google’ın el attığı arama motoru pazarıysa neredeyse bakir... Çünkü henüz orada para yok.
Dönemin pazar lideri Yahoo, elit editörleri aracılığıyla insanlar tarafından güncellenen bir altın rehber mantığıyla çalışırken 1998 yılında Google deneme sürümüyle açıldığında 60 milyon sayfayı endekslemişti. Üstelik Microsoft’un sahip olduğu Salon.com  sitesinin değerlendirmesine göre piyasadaki mevcut her seçenekten daha iyi sonuçlar veriyordu.

Google kısa süre sonra arama hizmetini ilgili reklamlarla birleştirince dünyanın en büyük markasının şekli şemalı da belirmiş oldu. 2003 yılında gidişatı gören Microsoft, Google ile birleşmek için ilk resmi yoklamayı yaptı ama (aynen bu sene Yahoo’da olduğu gibi) karşılık alamadı. 2004’te Google halka açıldığında yatırımcılardan 2,7 milyar dolar toplamayı başardı. Hisseleri rekor üstüne rekor kırdı.

Bugün Google halen Microsoft için her zamankinden daha büyük bir tehdit. İşletim sistemi alanında hem masaüstü hem de taşınabilir cihazlarda göğüs göğüse çarpışıyorlar. Yazılım ve web hizmetleri konusunda da öyle.

Doksanlı yılların şeytanından geriye kurucusunu emekli etmiş, eskisi kadar heyecan yaratmayan ürünlere sahip, internette her cephede kaybetmiş, mobil pazarda tutunamamış bir yorgun savaşçı kaldı. Google ise birçoklarına göre ‘yeni şeytan’.

Bir grup bu dönüşümün miladını halka açılmaya dayıyor. Bir grupsa Çin’de faaliyete devam edebilmek için ülkenin sansür politikasına boyun eğmesini Google’ın şeytanlaşması olarak kabul ediyor. Kurucu ortak Sergey Brin ise bu kararı bir ülkede hiç olmamaktansa sansürlü olarak dahi var olmanın yeğlenir olduğunu söyleyerek savunuyor.

Türkiye’ye anlaşılmaz bir sebeple hiç girmemiş USENET ağına yönelik çalışan Deja firmasını 2001 yılında satın alarak başlattığı genişleme sürecinde Google bugüne dek 56 firmayı daha bünyesine kattı. Bunların arasında en büyüğü 2007’de 3,7 milyar dolara aldığı DoubleClick, en yenisiyse geçen hafta 30 milyon dolara satın aldığı web üstünden sesli görüşme hizmeti sunan Gizmo.

Reklamdan elde ettiği gelirler sayesinde kullanıcılarına ücretsiz sunduğu nimetlere rağmen Google telif haklarından dolayı yayıncılardan, kişisel bilgi toplama konusundaysa kullanıcıdan eleştiri topluyor. Gmail içindeki ilgili reklamları göstermek için mektupların okunması, Google’da aradığımız şeylerin adımıza kaydedilmesi, sokak harita hizmetlerinde insanların uygunsuz hallerinin fotoğraflanması gibi uzayıp giden meseleler... Bütün bu korkuların yarattığı bir terim bile var: Googleizasyon!

Özetle Google birçoklarının gözünde yeni Microsoft olma yolunda ilerliyor. Sektörün doğası gereği geri adım atması ya da bir yerde durması da söz konusu değil. Dolayısıyla yakın gelecekte Google’ı ürünleri yanı sıra davalarıyla da duymak sürpriz olmayacak.

 


Sanal Alem kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (3 Yorum)

Şeytan melek değil cinnn - 22/12/20090:9

Cübbeli izlemediniz mi hiç yaw

hmm - 16/11/200912:55

Google'ın "şeytanlık"larını Microsoft'unkilerle tutmak büyük haksızlık olur. Bu kadar tepki çekmesinin nedeni çok fazla (her çeşit) kişiye hitap etmesi ve hizmetlerinin çoğunun yenilikçi, alışılmadık şeyler olması. Örneğin sokak harita hizmetlerinde insanların uygunsuz hallerinin fotoğraflanması, Gmail içinde ilgili reklam göstermek için mesaj içeriklerinin taranması vs. kullanıcıların özel hayatını ihlal etmek amaçlı şeyler değil, ancak alışık olunmadığı için bazılarınca böyle algılanıyor. Harita hizmetindeki fotoğraflarda insan yüzleri ve plakalar otomatik olarak flulaştırıyor, bir hata olduğunda ya da herhangi bir şikayet geldiğinde de ilgili fotoğraflar derhal kaldırılıyor. Şahsen ben Google'ın kişiler karşısında her durumda bu kadar ezilip büzülmesinden memnun değil hoşnutsuzum. Haritada gideceğim bir rotayı takip ederken ilgili kavşağın fotoğrafının silinmiş olduğunu görmek fena halde canımı sıkıyor. Gmail'deki mesajların içeriğinin taranıp ilgili reklamların gösterilmesi de Google çalışanları (insanlar) değil otomatik programlar tarafından yapılan bir şey, ve bana kalırsa bunun adı "özel hayat ihlali" değil, "hizmet". Mesajın otomatik bir program tarafından taranması (okunması değil, taranması. program okuduğunu anlamıyor) nasıl bir özel hayat ihlali olabilir? İnsaf. Şahsen alakasız değil de ilgimi çekebilecek reklamlar gösterilmesini sağladığı için bu "hizmet"ten de gayet memnunum.

ya azrail? - 16/11/200910:24

o da melek değil mi? ve malesef bu melekler de bir TANRI'ya bağlı çalışıyorlar. eğer dini terminolojiden gidersek, malesef şu an için yeni dünya düzeninin tanrısı, tüm melekleri ile birlikte insanlığın sonu için çalışıyor. ve bu meleklerden en çok iş azraile düşüyor. belki pek sayın başbakanın sudan konusunda müslümanlar soykırım yapmaz lafı, azraile(meleğe) yardımcı olmak babında söylenmiş bir laf olarak masumiyet kazanıyor. sonuç olarak, hep birlikte Google'ın Cebrail olmasını umarak(İsminin etimolojisinden de anlaşıldığı gibi İslam dininde Cebrail'in çok kuvvetli bir melek olduğuna inanılır. Cebrail'in görevi vahiy getirmektir, yani Allah'tan peygamberlere haber ve bilgi taşır. İslam dinine göre inanılan bütün peygamberlere vahiy getiren Cebrail’dir. Kur'an'da Cebrail'in Allah katında önemli bir yeri olduğu belirtilir[1].http://tr.wikipedia.org/wiki/Cebr%C3%A2%C3%AEl) şeytanın ve azrailin az iş yaptığı, yapacağı bir dünya dileyelim, ya da tanrının bu meleklere biraz sahip olmasını dileyelim.

ADnet