20  Kasım 2009, Cuma

Son Güncelleme  18:01

Bilim mi dediniz?

   

Çok ciddi konuların, sorunların tartışıldığı bilimsel bir toplantıda, birden kendinizi abartılı karakterlerin canlandırıldığı bir ‘vodvil’ izliyormuş hissine kapılacağınız tek yer ülkemiz midir?
Merkez Bankası, dış ticaretin tartışılacağı bir toplantı düzenliyor; toplantıya ihracatçılar ve ilgili bakan da katılıyor. Banka’nın 8 uzman araştırmacısı, iki ayrı dış ticaret konusu üzerinde emek vererek çalışma yapmışlar. Bunun sonuçlarını sunumla paylaşıyorlar. Bilimsel sonuçları beğenmeyen ihracatçılar, kendilerini Merkez Bankası’na beğendiremedikleri zannına kapılıyorlar!  
İlgili bakan Zafer Çağlayan şöyle diyor; “27 yıl sanayicilik yapmış biri olarak buna katılmam mümkün değil. Burada bizim sorunumuzun acaba mal kalitesinden mi, yoksa finansman sorunu başta olmak üzere başka problemlerden mi kaynaklanıyor. Bunu çok iyi analiz etmek gerekiyor. Türkiye emek yoğun sistemden teknoloji yoğun sisteme döndü. Bunu, Türkiye’de üretilen malın kalitesizliği değil, kesinlikle Türk sanayicisine bankalar tarafından yeterince verilmeyen finansman desteği açısından değerlendiriyorum” diyor. Bakan Çağlayan, ‘sanayicinin önünün açılmasını’ Merkez Bankası’nın faiz ve kur yapısı sağlayarak yapmasını da söylemiş!
Araştırmacılar sahada 145 şirketten elde ettikleri anket sonuçlarıyla, yani imalat sanayini temsil eden bir örnek üzerinden elde ettikleri sonuçlarla bilimsel sonuçları anlatıyorlar. Ancak bunun üzerinde henüz değerlendirme ve inceleme dahi yapmadığı anlaşılan dış ticaretten sorumlu bakan, sonuçları reddedip Türkiye’nin dış ticaret sorunlarında kendi doğrularını üç maddeye indirgeyerek sıralıyor; bankaların kredi cimriliği, kur ve faiz!
Oysa bu çalışmalardan birincisinde; üretimin ithalata bağımlılığı üzerinde duruluyor, imalat sanayi firmalarının hangi nedenlerle ara malı ve yatırım malını ithal etmeyi tercih ettikleri anket yoluyla araştırılıyordu. Bu anketten, ithalat bağımlılığını artıran iki ayrı eğilim ortaya çıkmış. Birincisi, sektörlerdeki firmaların ithal girdi kullanımına yönelik eğilimlerinin artması, ikincisi ise ithal girdileri yoğun olarak kullanan sektörlerin diğerlerine göre daha yüksek büyüme oranlarına ulaşmaları.
Firmalara ilişkin anket verileri, ithalat bağımlılığını artıran temel unsurun fiyat olmadığını, kaliteli ürün eksikliği ile yurtiçi üretimin olmaması ya da yetersiz olması gibi nedenlerin ara ve yatırım malı temininde firmaları ithalata yönelten esas unsurlar olduğunu göstermiş. İkinci sürece ilişkin bulgular da, sanayi sektörlerindeki uzmanlaşma yapısındaki değişimin, ithalata bağımlılık oranının artmasında temel nedenlerin başında geldiğini göstermiş.
Araştırma, ‘ithalat bağımlılığında fiyat temel unsur değil, başta kalite olmak üzere yapısal unsurlar belirleyici’ diyor. Bu bulguları toplantının açılış konuşmasında aktaran Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, “Türkiye’nin küresel rekabet gücünün kalıcı artışı için döviz kuruna dayalı kısa vadeli politikalardan ziyade, mikro reformları içeren uzun vadeli bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu” söylüyor. Aynı toplantıda bulunan Bakan Çağlayan ise bilimi bir tarafa bırakıp, Merkez Bankası’nın kur ve faizi ayarlayarak sanayiciyi kurtarması gerektiğini söylüyor!
Merkez Bankası araştırması, çeşitli sektörleri içeren ve imalat sanayini temsil eden bir yelpazede 145 firmadan derlenen bilgilerden bilimsel sonuç çıkarıyor; Bakan Çağlayan ise ‘27 yıllık sanayiciliği ile’ ayaküstü bir sonuç çıkarıyor!
Aslında ister ihracatçıların temsilcilerinin, isterse Bakan Çağlayan’ın bu yaklaşımı, bize PISA (uluslararası öğrenci değerlendirme programı) test sonuçlarını anımsattı. Bu sonuçlar ki, bilime neden itibar etmediğimizi, bilimden neden uzak olduğumuzu anlatıyor.
2006 PISA test sonuçları gösteriyor ki, bilim alanında 30 ülkenin bulunduğu OECD sıralamasında Kore 5. sırada, Türkiye ise 29. sırada. Okuma alanında Kore 1. sırada, Türkiye 28. sırada. Matematikte Kore 1. sırada, Türkiye 29. sırada.
Neden bu karşılaştırmayı Kore ile yaptık? Şundan: Önceki gün Ankara Sanayi Odası’nda uzun bir konuşma yaparak (14 sayfa), ekonomideki kötü gidişatın hükümet dışında her şeye ait olduğunu anlatmaya çalışan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da, Türkiye ile Kore’nin pek farklarının bulunmadığını, ama Kore’nin arayı açtığını anlatıyordu. Bunun ardındaki temel nedenin de ülkemizdeki siyasal istikrarsızlık olduğunu vurguluyordu. Bu konuşmadan aklımızda kalmış! Kore’nin arayı açmasında bir başka unsurun da eğitimli ve bilime yatkın insan sermayesi olduğuna hiç şüphe yok. Eğitimde ve okullaşmada, PISA’da OECD birincisi ile sonuncusu arasındaki demokrasi farkı da, ekonomik farklar da tabii ki açılacak, kimse sürpriz aramasın!

 


Ekonomi kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (4 Yorum)

bilim mi demiştiniz? - 21/11/200918:55

Bu köşe yazısı maalesef başlığında kullanılan kelimelere yüklü kavramları hiç kapsamıyor. Yazar aslında bilim denince bilgi anlayanlardan. TCMB uzmanları bir araştırma yapıp sonuçlarını yayınlayınca bu niçin illa bilimsel oluyor? Yazar bu niteliği nasıl anlamış? Araştırma nasıl yapılırsa yapılsın kim yaparsa yapsın mutlaka bilimseldir demek nasıl mümkün?? Yazar'ın sözlerinden anladığımız orada mevcut bakan'ın bu araştırmaya hiç yüz vermeyip, şu kadar yıllık sanayici tecrübesine göre ahkâm kesmesi, anlaşılan, bu araştırmayı ossaat bilimsel yapıvermiş.. Ne uzmanların araştırmasını aşağılıyor ne de bakanın davranışını yüceltiyorum. Demem o ki bilimsel kelimesini pek bilemiyoruz. Yazar illa bilim'den çağdaş bilimden yana ise bunun önünde engel olarak bir hükümet üyesi bakanı çıkartırsa pek zayıf bir tesbit yapmış olur. Yazar önce dünya standartlarında birinci sınıf üniversitelerde öğrenim görmüş bilim insanlarımızın nerelerde olduğunu araştırma ile başlayabilir. Sonra yurtseverce duygularla memlekete dönen biliminsanları çevrelerinde nasıl karşılanıyor birkaç sene sonra hangi izlenimlerle nereye kaçıp gidiyorlar, bu konuların araştırılması önemli. Bilim üniversitelerimizde var mı? ne ölçüde var? Bunları bir öğrensek...

Yakisiyor mu? - 20/11/200923:40

yani Turkiye ilk 20 buyuk ekonomi diye geciniyoruz, artik bu isler, bakkal isletmek gibi yurumez, baska lig'de kosmak istiyorsak, Bilim'i kullanma, akilli olmak lazim, tabii ki, ticaret'ten anlayan, uzun sure calismis, bir deger yaratmis insanlardan yararlanmak lazim, pratik zekasi olanlardan ama karsilikli saygi ve iletisim ile, yoksa sen en iyi ben bilirim dersen ve bilimi sona atarsan is yurumez, bir sekilde gecmisteki gibi batariz. saygilar.

Uzucu - 20/11/200912:17

Merkez Bankasi tarafindan yapilan calismanin sunus slaytlari Merkez Bankasinin web sitesinde yayinlandi. Calismanin dedigi su: ara mali ve makine-techizat ithalatini belirleyen faktorler arasinda yurt içi üretim miktarındaki yetersizliğik basta gelmekte ve agirligi %60 olarak tespit edilmis, ikincil onemde ithalati destekleyen faktorler yaklasik yuzde 20 agirliklarla kaliteli ara ve yatırım malı kullanma istegi ve uygun fiyattir.

ADnet