9  Şubat 2010, Salı

Son Güncelleme  23:45

Türk futbolunun 'marka değeri'

Yazı Boyutu
Türk futbolunun 'marka değeri'

İtalyan Mediaset kanalının ‘Chiambretti Night’ programında, Mourinho’nun karşısında bikinili kızlar dans ediyor, Türkiye’de ise böyle bir manzara zor görünür. FOTOĞRAF: rueters

   

Nasıl başlarsan öyle gider sözü bizim ülkenin en geçerli sözü. Nasıl hepimiz kağıt mendile ‘selpak’, kadın pedine ‘orkid’ diyorsak, bu ülkede o ilk spor programını ‘bir masa etrafında dört adam’ şeklinde formüle edenler yüzünden bugünkü bütün tartışma.
Futbol programları, futbolu zaten seven bazı erkekler tarafından, futbolu zaten seven diğer erkekler için dizayn edilmiş sanki. Renksiz bir stüdyo ortamı, bir masa etrafında oturan adamlar ve bir pozisyon, bir maç, bir isim üzerinden sonsuz tartışmalar. Mutfağa kahve yapmaya gidip geldiğinde aynı noktadan devam edebildiğin Türk dizileri gibi, başka kanala zaplayıp geri geldiğinde hiçbir şey kaçırmadığın tartışmalar. Dünyanın en pahalı mecrası, saniyesi binlerce dolarla ifade edilen televizyon ekranında, “Bence...” diye başlayan “Bence...” diye devam eden bir sohbet. 

Futbolu kin kusarak seviyoruz
Bu ülkedeki futbol sevgisini tanımlamak için yabancılar sık sık “Türkiye’de futbol bir din gibi” derler. Sokaktaki adam da, kadın da, çocuk da futbolla ilgili burada, futbolu sever, ya da sevdiğini zanneder... Çünkü o ilk program hangisiyse, o programdaki yorumcuların koyduğu çıta yüzünden sürekli kin kusarak seviyoruz futbolu. Eleştirerek. Beğenmeyerek. Diğerlerini. Kazanınca sevince ortak olarak, kaybedince yerden yere vurarak seviyoruz. Bu ülkede futbolun, kendi kültürünü oluşturacak kadar bir geçmişi yok. Ve maalesef futbolumuzun kültürü bu oldu: Kıyasıya eleştirmek, kimsenin göremediği noktadan yakalayıp vurmak. Ama gel gör ki yediden yetmişe futbol seven, futbolla yatıp futbolla kalkan bu ülkede ‘bu’ futbolun alıcısı 800 bin kişi. Şimdi yıllık ihale bedeli 321 milyon dolar olunca bir şeylerin değişmesi ve bu abone sayısının en az iki katına çıkması gerektiği de ortaya çıktı. Herkes Lig TV’ye çevirdi. Bu zeminlerin, bu stadyumların, bu futbol ortamının, bu futbol kültürünün tek sorumlusu onlarmış gibi, bir şeyler yapmaları bekleniyor. İhale ‘resmen’ onlara kaldı!
Bugüne kadarki spor programı anlayışı, program başlamadan beş dakika önce, o programda ne diyecekleri konusunda herhangi bir fikirleri olmayan, futbolu yıllar önce ya da dün bırakmış dört adamı yan yana dizmek olan kanalları bile aldı bir telaş: Acaba Sky’da nasıl programlar vardı ya? İtalya’da? Fransa’da? Biz de onlar gibi yapsak? Ama öte yandan da o programa Mourinho çıkıyor, önünde bikinili kızlar dansediyor? Bu ülkede futbolcuların konuşması kulüpten yasaklıyken, teknik direktörler röportaj vermezken, farklı bir şeyler nasıl yapılabilecek, muamma.
Hepimiz Jay Leno, David Letterman seyrediyoruz. Oraya çıkan her ünlünün o kadar esprili ve hazırcevap olması mümkün mü? Metin yazarı, editör, yapımcı denen ve bizim ülkemizde “Ha?” diye cevaplandırılan birtakım işler de var bu te-levizyon denen kutunun görünmeyen yüzünde. Asıl sorun, ekran önüne çoğu zaman ellerinde bir fikstür bile olmadan dizilen dört adamı bulmak değil, o adamlara o programda neler konuşacaklarını söyleyecek yapımcılar, cümlelerinin içlerini dolduracak editörleri bulmak. Spor servislerinde çalışanların yarıya indiği, bazı kanalların spor servis-lerini toptan kapattığı şu zamanlarda BUNUN önemini anlatmak.

‘Futbolun güzellikleri’ denince...
Havada soru işaretleri uçuşurken şimdilik tek değişiklik aynı formatı daha güleryüzle yapmak, aynı lafları aynı adamlara daha güleryüzle söyletmek gibi görünüyor. Bu bir ilerleme mi? Hayır. Ama ‘futbolun güzellikleri’ deyince tribündeki kadınları gösteren bir ekolden geldiğimiz için öyle kabul etmeliyiz.
Dağınık bir yazı oldu, farkındayım, çünkü dağınık ve üzerine çok şey söylenebilecek bir konu marka değeri. Evet yok ve evet yaratmak gerek. Ve evet, herkese düşen görevler var. Ama sokaktaki adamın yorumcu olmak istediği bir ülkede, ekranın önündeki malın değerini aslında ekranın arkasındaki adamlar belirleyecek. Farkı ve niyeti kimin gönderildiği değil, kimin alındığı belirleyecek.

 


Spor kategorisindeki tüm haberler »

Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...
ADnet