9  Þubat 2010, Salý

Son Güncelleme  23:45

Avrupa paniði ve bize etkisi

Yazý Boyutu
   

Geçtiðimiz hafta sonuna doðru baþlayan dalgalanma piyasalarý altüst ediverdi. Yunanistan’ýn ardýndan Portekiz ve Ýspanya’nýn da zor durumda olduklarý söylentisi bir anda piyasalarý panik havasýna itince dolar talebi zirve yaptý, dolar öteki para birimlerine karþý deðer kazandý, borsalar düþtü. Dolardaki yükseliþ aslýnda ABD ekonomisinin fazlaca hak ettiði bir geliþme deðil. Her ne kadar 2009 dördüncü çeyrek büyümesi (yüzde 5.7) ve ocak ayý iþsizlik oraný (yüzde 9.7) beklenenden iyi çýkmýþ olsa da Amerikan ekonomisi henüz toparlanmaya geçmiþ gibi görünmüyor. Buna karþýlýk ABD’nin rakibi konumundaki AB ekonomisi ve Japon ekonomisi çok daha kötü performe ettikleri için ABD ekonomisi göreli olarak daha iyi konumda algýlanýyor.
Bu algýlamanýn dolarýn deðer kazanmasýnda biraz payý olsa da yükseliþin asýl nedeni týpký krizin baþlarýnda olduðu gibi yatýrýmcýnýn parasýný alýp ülkesine dönme arzusundan kaynaklanýyor. Panik ortamýnda herkes parasýný kurtarýp ülkesine dönmeye niyetlenince dolar talebi yükseliyor ve sonuçta dolar deðer kazanmaya baþlýyor. 
Avrupa’nýn en sorunlu ekonomisi baþlangýçta Ýngiltere gibi görünürken zamanýnda alýnan önlemler Ýngiltere’yi bu konumdan biraz uzaklaþtýrdý. Ardýndan Yunanistan’ýn durumu bütün çýplaklýðýyla gündeme geldi. Onu Portekiz ve Ýspanya üzerindeki kuþkularýn ortaya konduðu ve senaryolarýn tartýþýldýðý bir gündem izledi. Ýspanya bu üçü arasýnda en kritik ülke konumunda bulunuyor. Hem ötekilere göre çok daha büyük (Ýspanya’nýn GSYH’sý 1.6 trilyon dolar, Yunanistan’ýn GSYH’sý 356 milyar dolar, Portekiz’in GSYH’sý 242 milyar dolar) hem de 2009’un son çeyreðinde resesyondan çýkamadý. Son çeyrekte Ýspanyol ekonomisi yüzde 0.3 daralma gösterdi ve yýllýk daralma oraný böylece yüzde 3.6 olarak gerçekleþti. AB’nin Yunanistan ya da Portekiz’e destek olmasý, hatta bu ekonomilerin IMF’den destek almasý mümkün görünüyor ama Ýspanya, büyüklüðü itibariyle bu tür desteklerden yararlanabilmeye daha uzak bulunuyor.
AB’nin çekici gücü olarak görülen avro bölgesi ekonomilerinin 2009 yýlýndaki küçülme oranýnýn yüzde 4, iþsizlik oranýnýn yüzde 10, kamu borçlarýnýn GSYH’ya oranýnýn yüzde 78 olarak gerçekleþmesi bekleniyor. Yani birliðin çekici gücünün çekecek hali kalmamýþ bulunuyor. Birliðin öteki ekonomilerinde de durum parlak deðil. 
Daha düne kadar avronun dolar karþýsýnda müthiþ bir yükseliþi vardý. Dolardan kaçanlar rezerv para olarak þimdilik tek alternatifi gibi duran avroya sarýlýyorlardý. Pek çok kiþi portföyündeki dolarlarýn yerine avro koymayý tercih etmeye baþlamýþtý. Çin ve Hindistan gibi döviz rezervi yüksek ekonomilerin de bu rezervlerini dolardan avroya çevireceði konuþuluyordu. Bunlar konuþulduðunda 1 avro kabaca 1.4 ile 1.5 dolar aralýðýnda bir pariteye sahipti. Bugün parite 1.35 ile 1.40 aralýðýna düþmüþ bulunuyor. Sanýrým bu aþamada kimse dolardan avroya geçiþi düþünmüyordur.
Avrupa ekonomilerinin içinde bulunduðu sýkýntýlý durumun avroyu ciddi biçimde etkilemesinin bir süre daha devam edeceðini düþünüyorum. Týpký geçmiþte dolarýn avroya karþý aþýrý deðer kaybýnda olduðu gibi bugünlerde avronun Dolara karþý hýzlý deðer kaybý da ekonomik geliþmelerin yaný sýra spekülatif etkilerden kaynaklanýyor. Emtia fiyatlarýnda da ayný durum geçerliydi ve panikle birlikte bu spekülatif köpük sönüverdi.
Bu geliþmelerin Türkiye ekonomisi üzerinde de derin etkisi olacak. AB’nin sýkýntýya girmesi, ya da daha doðru ifade edersek girdiði sýkýntýnýn derinleþmesi, Türkiye’nin ihracatýný ve turizm gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan dolardaki yükseliþ ihracatçýya yarýyor gibi görünse de durum pek öyle deðil. Avronun düþmesi ve dolarýn yükselmesi bizi de olumsuz etkiliyor. Çünkü çoðu ihracatçýnýn borçlarý ve girdi alýmlarý dolarla, ihracatlarý ise avroyla. Yani TL gözlüðüyle baktýðýmýzda ihracatçýnýn maliyetleri artýyor, gelirleri düþüyor.

 


Ekonomi kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumlarý (5 Yorum)

yüksek borç efsanesi - 9/2/201014:52

borçverenler yýllardýr hazineden dünya rekoru bir tefeci faizi talep ederken iki temel riski öne sürmüþlerdir hep cari açýk ve yüksek borçluluk.. finanse edilen cair açýk, cari açýk deðildir' tezinin ne kadar doðru olduðu 2008 türbülansýnda ortaya çýktý- lira kýsa sürede %25-30 deðer kaybetti ama bunun sebebi asla cari açýk deðildi- cari fazlasý olan muazzam rezervleri olan brezilya, kore, rusya gibi EM paralarý ne kadar deðer kaybettiyse, lira da o kadar deðer kaybetti.. tek failin sermaye hareketleri olduðu net olarak anlaþýldý.. türk ekonomisine iliþkin yaygýn inanýþlardan biri de, yüksek borçlu bir ekonomi olduðuna yönelik dair efsaneydi.. 2001 krizi sonrasý banka bataklarý kamu borcuna eklendiðinde bu nispeten doðru bir argümandý, borç/gsmh %100 dolayýna yükselmiþti.. akp döneminin en kayda deðer baþarýsý bütçe disiplini üzerine oldu, 2005'den sonra bütçe açýðý %1-2 civarýna geriledi, 1994-2002 aralýðýný ortalama %12 açýkla geçirmiþ bir ekonomi için gerçekten etkileyici bir geliþme.. sonuç olarak bütçeden kýsarak borç ödendi (her sene gsmh'nin %5'i kadar bir FDF üretilerek.. borç/gsmh %40'lara geriledi.. muhtemel bir 2010 krizinin fitlini kamu borçlarýna iliþkin default risklerinin tutuþturacaðý anlaþýlmýþken, cari borç dinamiðine sahip olmak türkiye'yi global ortalamadan ciddi anlamda pozitif yönde ayrýþtýrýyor.. imf kredisine ihtiyacý olanýn türkiye deðil, avro bölgesindeki bazý ekonomiler olduðu ortaya çýktý

Spekülarörlerin parmaðý var mý? - 9/2/201014:30

Dolar bir süredir deðer kaybediyordu ve daha da deðer kaybedeceðine dair güçlü bekleyiþler hakimdi. Dolara en iyi alternatifinde Euro olacaðýna dair güçlü beklentiler vardý. ABD dolarýn bu deðer kaybýna seyirci kalmayýp spekülatörleri harekete mi geçirdi yoksa. Çünkü krizden hala tam manasýyla nasýl kurtulacaðý belli olmayan ABD dolarýn deðer kaybediþine de bi nevi sessiz kalýyordu. Ayrýca bu ülkelerdeki krizlerde gerçekten reel krizler mi yoksa spekülatif þiþirilmiþ balonlar mý. Bunlarýn iyi analiz edilip ona göre hareket etmeli. Ve de dünyanýn hangi ülkesi þu anda krizden çýktý da bu ülkeler krizde diye ortalýk karýþtýrýlýyor.

Bakalým AB'nin zayýf halkasý kim olacak? - 9/2/201014:23

Yunanistan bir ekonomik mucizedir. Gerçek bir mucize. Hiç üretmeyip, hep tüketmek mümkün müdür? Ýþte bu mucizeyi uzun bir süre baþardý Yunanistan. 60'larda, 70'lerde deniz ticateti ve turizm girdileri ile yaþayan bir ekonominin, 80'lerde A.B. destek ve fonlarýyla, 90'larda Balkanlarýn tek rekabete açýk ekonomisi olmanýn saðladýðý avantajlarla büyümeyi sürdürdüðünü gördük. 2000'lere gelindiðinde her þey onlarýn lehine gibi görünüyordu. Türkiye ile girilen yumuþama ortamý sayesinde askeri harcamalar ciddi bir biçimde azalmýþ, denizcilik ve turizm gelirlerinde artýþ devam etmekte, bunlarýn yaný sýra bankacýlýk ve ticaret de Yunanistan'ýn gelir düzeyini yukarýlara taþýmaktaydý. Sonra ne oldu da Yunanistan bu borç bataðýna sürüklendi? Sosyal demokrat ve popülist partiler tarafýndan yönetiliyor olmasý yüzünden olmasýn sakýn. Devlet memurundan, en düþük kalifikasyonlarda iþçilere bile aþýrý yüksek maaþ daðýtmalarý ve bu ortamda ülkenin hiçbir üretim yapýlamaz hale gelmiþ olmasý temel sebep olmalý. Keza sadece Yunanistan deðil, A.B.’nin güneyinde yer alan tüm küçük üllkelerde iþ gücü piyasasý serbest ekonomi þartlarýna uygun þekillenmiyor. Seçimlerde iktidara gelen partilerin popülist bir biçimde asgari ücretleri yükseltmesi ve sosyal güvenlik ödemelerini arttýrmalarý sonucunda, devletin sebep olduðu bu haksýz rekabeti sonucunda emek hak etmediði kadar kýymetlli. Kýsaca bu ülkeler ancak katma deðeri çok yüksek olan teknolojik ürünlerin üretilebileceði, geri kalan hiçbir konuda üretim yapýlamayacak kadar pahalý. Yüksek teknoloji için de yeterli akademik potansiyel olmadýðýna göre, üretim ve rekabet imkansýz bir hale geliyor. Ýtalya ve Fransa daha yüksek sanayi üretimleri, daha yüksek nüfus ve rekabet gücü sayesinde bu dengesiz tablodan daha az zarar görüyorlar, fakat diðer ülkelerin bir kriz aracýlýðýyla bir düzeltme yaþamasý zorunlu gibi gözüküyor. <<<<< A.B.D. dolarýnýn hýzlý bir yükselme seyrine girmesi konusu ise, adeta bir felaket habercisi. Dolarýn deðeri þu anda sanýrým bir yýl önceki deðerlere kadar döndü, aþýrý bir yükseliþ yok. Fakat dolardaki yükseliþin devam etmesi korkutucu bir senaryo olur. Felaket kahini Nouriel Roubini'nin, ikinci büyük kriz dalgasýnýn dolardaki hýzlý bir yükseliþle yaþanacaðý þeklinde bir açýklamasý mevcut. Makul bir açýklama, çünkü þu ana kadar deðer kaybeden dolar sayesinde, Amerikan þirketleri dolar cinsinden borçlanarak, sadece düþen kur sayesinde bile kendi karlýlýklarýný artýrmýþ gibi görünüyorlardý. Birden bire bu tablonun deðiþmesi, zaten hala yýkým sürecinden çýkmamýþ olan, ve aslýnda uzun bir süre daha da tasaruf etmesi gereken bir A.B.D. ekonomisinin varlýðýnda toplu iflaslar getirecektir. Aslýnda bu sebeple, dolarýn ciddi bir çýkýþ yaþamasý A.B.D. açýsýndan sevindirici deðil, son derece korkutucu bir geliþme.

ADnet