17  Şubat 2010, Çarşamba

Son Güncelleme  23:45

Şampiyon olacağız, kupayı alacağız..

Yazı Boyutu
Şampiyon olacağız, kupayı alacağız..

Montpellier liderin üç puan gerisinde ve sezonun en önemli sürprizinin sahibi. FOTOĞRAF: afp

   

Eski şirketimizde, sekreter çıktıktan sonra telefonlara bakan bekçiye uzun uğraşlardan sonra şirket telefonlarına bakarken, telefonu “Alo” diye açamayacağını, telefon açmanın da bir adabı olduğunu, cevap verirken önce şirket adını söylemesini, sonra mutlaka iyi akşamlar gibi bir şey eklemesi gerektiğini zor bela öğrettik. Kendimizden son derece memnunduk. O günden sonra telefonlar aynen şöyle açıldı: “Bilmemne Dış Ticaret, iyi akşamlar...”, karşı taraf: “X Beyle görüşebilir miyim?”, cevap: “Buyur?”.. Hatta “Bıyır”!.. Tam bir ‘o mahalleden Zidane’ı çıkarabilirsiniz ama o mahalleyi Zidane’dan çıkaramazsınız’ hikâyesi.
Gülmeyin! Şimdi ben size “Anga-Mbiwa, El Kaoutari, Aît-Fana, Belhanda” desem, siz bana ne diyeceksini ki? Louis Nicollin ismi boş gözlerle bakmanıza yol açacak, Rene Girard adıysa, “Bu ismi bir yerden hatırlıyorum” etkisi yaratacak. Oysa Fransa Ligi’nin halihazırdaki en büyük sürprizi ligin ikinci sırasındaki Montpellier’nin baş aktörleri işte bunlar. İlk cümledekiler genç oyuncuları. Sahibi Louis Nicollin (namı-ı diğer Loulou) ve adını muhtemelen Giresse’li Tigana’lı ‘o’ Bordeaux’dan ve o yıllardaki Fransa Milli Takımı’ndan hatırladığınız Rene Girard ise teknik direktörü. Fransız gazeteci arkadaşım, “Girard sahada Giresse’i koruyan adamdı” diye hatırlattı kim olduğunu. Bordeaux’da hâlâ çok sevildiğini de ekledi.
Girard, kariyerinin uzun bir kısmını milli takımalarda geçirmiş bir isim. Dört sene A takıma asistan koçluk yaptıktan sonra, U19, U16, U21 takımlarında çalışmış. Kontratı uzatılmayınca, Montpellier’nin başındaki bir diğer Fransız futbol efsanesi Rolland Courbis de takımı birinci lige çıkardıktan sonra biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğu gerekçesiyle ayrılınca, onun yerine takımın başına geçiyor. 1998’den bu yana herhangi bir kulüp takımı çalıştırmamış ama genç oyuncularla çalışmaya çok alışkın bir teknik direktör olarak takımda birinci lig tecrübesi olan topçu sayısı çok az. Onun yerine bol bol genç oyuncusu var. Takımın başkanı, aynı zamanda sahibi Nicollin ise gerçekten egzantirik bir insan. Montpellier’yi çok küçük bütçelerle Montpellier yapan kişi o. Nasıl mı? Bizim için büyük bir sürpriz olacak ama oyuncu yetiştirerek!
Başkanın sert çıkışları...
Bu kulüpten çıkan bir isim efsanevi Laurent Blanc. Halen yardımcılığını yapan Jean-Louis Gasset de oradan. Başkan Nicollin, aslen Lyon’lu. Lyon’un başkanı Aulas’a benzerliği bu kadar da değil. ‘Lafını sakınmayangiller’den o da. En son, Ekim ayında Auxerre maçında Benoit Pedretti’ye söyledikleri yüzünden iki ay hak mahrumiyeti cezası aldı. Cevaben “Siz hiç sonradan pişman olduğunuz salakça şeyler söylemiyor musunuz? Benim tek hatam bunları kameralar karşısında söylemek oldu. İsterlerse bana hayat boyu cezası versinler, kapatırım kulübü, benim için ekonomik de olur böylesi” dedi.
Nicollin’in başında bulunduğu holding çöp toplama işinde faaliyet gösteriyor. Şirketin resmi sitesinde bir ‘aile işletmesi’ havası hakim. Bu yazı için incelediğimde en üstte “Louis Nicolllin ve karısı Colette, şirketlerinin Reunion Ada’sına girişinin 20. Ylı kutlamaları için adaya gittiler” haberi vardı mesela. Fotoğrafta da Noel baba kadar şişman Loulou elinde mikrofonla bir konuşma yapıyordu. Yanında karısı.
Rene Girard takımın ciddi yüzünü temsil ediyor. Bizim ülkemize gelse, “Bu adamın ne tecrübesi var?” diye linç etmeye kalkacağımız türden bir kariyere sahip. Ama o genç oyunculara inanıyor, “Takımda bu kadar yetenekli genç oyuncular olduğu için çok şanslıyım” diyor meselâ röportajlarda. “Bu genç çocukların böyle güzel bir deneyim yaşaması çok güzel; bu, kariyerleri boyunca hatırlayacakları türden bir olay. Yetenekliler, gerçekten çok yetenekliler. Benim için en zoru, onların bu yeteneklerini en üst seviyeye çıkarmalarını sağlamak, aksi takdirde bu yetenek ziyankârlığı olur. Futbol tarihi ziyan olmuş yetenek öyküleriyle doludur. En üzücü şey, ‘Çok yetenekliydi, isteseydi çok büyük takımlarda oynayabilirdi’ demektir. Ben elimdeki oyuncuların bu cümleyi hiçbir zaman söylememeleri için uğraşıyorum.”
“Çok yetenekliydi, isteseydi çok büyük takımlarda oynayabilirdi” demek kötü bir anlama mı geliyormuş yani? Bıyır?

 


Spor kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (1 Yorum)

Rock'n'Roll Aint Noise Pollution - 17/2/20109:44

biz de kendi "yetiştiricilerimize" sahip çıkabilsek keşke. Denizli ve Terim modeli ve yetiştirdikleri ile tarih yazan Galatasaray neden bu model ile devam etmez, neden A.Avcıya bir şans verilmez, takım paralı lejyonerler karmasına döner?

ADnet