‘Fikriye’ dövmesi
Ünal, sevgili kardeþim!
Bu mektubu, özellikle sana yazmayý tercih ettim. Senin þahsýnda Fikriye’nin, kendimi de aralarýnda saydýðým bütün evlatlarýna seslenmek istedim. Sen, onun en küçük evladýsýn.
Niyetim, senin acýný almak deðil; bunu alamayacaðýmý biliyorum. Ayrýca ben de Fikriye’den mahrum kalmanýn acýsýyla baþ baþayken, buna ne kadar takatim var, emin deðilim.
Çok caným yanýyor. Uzun zamandýr Fikriye’yi görmemiþ bile olsam, bir daha onu hiç göremeyecek olmak, beni çok acýtýyor.
Hiçbirinizin acýsýný paylaþmaya niyetli deðilim. Hiç kimsenin benim acýma ortak olmasýný da beklemiyorum.
Fikriye’ye bunu göstermeden, bunu ona belli etmeden, herkes kendi acýsýný dibine kadar yaþasýn. Eðer baþarabilirsek, hayatýný bütün acýlarýmýzý almaya vakfetmiþ bu kadýna, senin annene bunu hissettirmeyelim. Hayatýnýn orta yerine bütün yoksullarýn aðrýsýný yerleþtirmiþ bu kadýna, aðrýna gidecek bir þey yapmayalým. Bunu anlarsa biliyorum, önce alay eder; sonra tutamaz kendini, bize küfreder.
Fikriye yaþarken bizimle alay ettiðinde kaçacak delik arar ve bulurduk. Bize küfrettiðinde sýðýnacaðýmýz yer, yine onun koynu olurdu.
Þimdi çaresiziz. Þimdi o bizi yapmacýk bulursa biz kime ne anlatacaðýz?
Kendimizi ona affettirmek için oynadýðýmýz oyunlar, yaptýðýmýz numaralar bile yaþadýðýmýz aþkýn bir parçasý deðil miydi? Hepimiz bir kadýnýn hem çocuklarý, hem de âþýklarýydýk. Bir kadýn, hem hepimizin anasýydý, hem de flörtü. Aklýma gelince, yakamýzdaki fotoðrafýndaki gibi bir gülme alýyor beni.
Þimdi hangisi için onu suçlasam? Bizi az emzirdiði için mi, yoksa daha fazla kur yapmamýza izin vermeden aramýzdan kayýp gittiði için mi?
Caným kardeþim!
Hangi kayýp diðerinden aðýrdýr, karþýlaþtýramam. Bir boþluk duygusuyla sana yazýyorum. Hangi boþluk daha derindir, ölçemem.
Sen, anneni kaybettin. Seyran’ýn, Zafertepe’nin isyankâr çocuklarý, en cilveli, en muzip, en fýrlama yoldaþýný kaybetti. Kim kimi teselli etsin?
Acýyý acýyla tartamazsýn.
Yaptýðý çorbayý beðenmeyen kayýnpederinin üstüne tencereyi boþaltmak isteyen bütün kadýnlar yetim þimdi.
Ýþkenceci polisler neden anýlarýný yazmazlar? Yazsalar bile Tepebaþý
Güzelsu Sokak’ta, iki evladý kaçak bir annenin evine neden ayakkabý çýkarýlmadan girilmez, bunu anlatamazlar. Bunu bize ancak evlerin nasýl temizlendiðini bilen bir kadýn anlatabilirdi: Polisin bastýðý evin kiri çýkmaz!
Bazen bir kadýna kaldýrdýðý el, o erkeðin þansýdýr. ‘Vur hadi yiðitsen’ diyen bir isyan, o erkeðin hayatýnda bir büyük imkân olur. Bir kadýný her gün yeniden sevme imkâný... 4 Mart Perþembe günü, Karþýyaka Camii’nin avlusunu tarayan bir çift göz, hiç tanýmasa bile o erkeði bulurdu. Bir kadýn nasýl bir acý ve aþkla uðurlanýr, görürdü bunu.
Geçtiðimiz hafta ayný günün gece yarýsý otobüsüne kendimi atarak Samsun’a indiðimde, kimselerin olmadýðý ýssýz caddelerinde uzun uzun yürüdüm. Yaþasaydý, bu sokaklarýn günün bu ilk saatlerinde bile bu kadar sessiz kalmayacaðýný düþündüm. ‘Benim Samsun’umu Güzelleþtirme Derneði’nin Kurucu Baþkaný’ ‘Ayý’ Cemil’i uðurlarken, bu þehrin artýk hiçbir zaman güzel olmayacaðýný düþündüm. O da, Fikriye’nin evlatlarýndan biriydi.
Hepimiz gibi.
Sen anneni kaybettin.
O yok artýk hayatýmýzda.
Ama çýk sokaða. Dolmuþa bin, otobüs kuyruðuna gir, gecekondu mahallerinden yürü. Gördüðün her yoksulun, her ezilenin, her maðdurun teninde, bir güneþ gibi parlayan
o dövmeyi göreceksin.
‘Fikriye’ dövmesi. Bir kahkaha, ömrümüz boyunca taþýyacaðýmýz.
Bir ses! Çýnlayýp duracak hayatýmýzda.
Onun her birimize ‘Get salak’ diyen sesi!
'Fikriye' dövmesi - 5/4/201021:50
Nasýl ifade edebileceðimi bilemediðim duygularýmla yapayalnýz boðuþurken,yalnýzlýðýmý paylaþan bu yazý için sana 'sen saðol 'diyorum. Bu gidiþlerin acýsýný sözcükler anlatamazdý belkide sen yazýyor olmasaydýn. Hepimizin acýsý Fikriye Teyze'nin gidiþi,hepimizin Fikriye'si....