21  Mayıs 2008, Çarşamba
Son Güncelleme  20:17

Ergenekon'un yakın tarihi

yazar adi

İSMET BERKAN

Türkiye / 04/04/2008ismet.berkan@radikal.com.tr
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, benim anladığım, bütün Cumhuriyet tarihinin en önemli soruşturmalarından birini yürütüyor. Halen bu soruşturma çerçevesinde 47 kişi tutuklu olarak çeşitli cezaevlerinde. Savcının iddianamesini yazarak davasını açması bekleniyor.
Daha önce Ergenekon konusunu defalarca yazdım, 'Büyük' ve 'Küçük' Ergenekon'lardan söz ettim. Kendimi tekrarlamak pahasına zaten sizin de bildiğinizi düşündüğüm birkaç konuyu hatırlatmak istiyorum.
Ergenekon denen örgütlenmenin geçmişini çok gerilere götürenler var, belki haklılar belki haksız ama bana göre bugün konuştuğumuz manada Ergenekon'un başladığı dönem 2001'in sonbaharı.
O sırada ülke ekonomik krizle boğuşmakta, Başbakan Bülent Ecevit yaşlılığı ve zaman zaman kelimeleri karıştırması nedeniyle eleştirilmekte. Bir grup emekli asker, hem de daha o 30 Ağustos'ta emekliye ayrılmış olan üst düzey asker, önce İstanbul iş dünyası ile temasa geçiyor. Önerdikleri şey şu: 'Bülent Ecevit yaşını ve sağlığını gerekçe gösterip çekilsin, yerini de yardımcısı Hüsamettin Özkan'a bıraksın.'
İş dünyasının temsilcileri bu öneriyi Bülent Ecevit'e değil, Hüsamettin Özkan'a iletiyorlar. Özkan, 'Ben bu öneriyi duymamış olayım' diyor, olayın üstü kapatılıyor.
Emekli komutanlar bunun üzerine Hüsamettin Özkan'la doğrudan temas kuruyorlar. Bodrum'daki orduevinde gerçekleşen görüşmede halen görevde olan bazı yüksek rütbeli askerler de bulunuyor ve teklif tekrar ediliyor. Özkan yine, 'Ben bunu duymamış olayım, ben böyle bir şeyi Sayın Ecevit'e söyleyemem, o önermedikçe kabul de edemem' diyor.
Bunun üzerine askerler, Çankaya Köşkü'nde yapılan bir resepsiyon sırasında Radikal Ankara Temsilcisi Murat Yetkin'e bu temaslarını ayrıntılı biçimde anlatıyorlar.
Ertesi sabah Murat bunları bana aktarınca, ben 'Haberin iki kaynaktan teyidi' ilkesince Hüsamettin Özkan'a bunu sormasını söylüyorum. Murat, Özkan'ın yanına gidiyor, haberi doğrulatıyor ve bu arada fazlası oluyor, Özkan Murat'ı alıp Başbakan Ecevit'in yanına götürüyor ve Ecevit de askerlerin bu temaslarını ve tekliflerini bu yolla Murat'tan öğreniyor.
O dönemin genelkurmay başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun haberdar olmaması ihtimalinin yok denecek kadar az olduğu bu girişim, bana göre ilk 'darbe' girişimiydi.
Bu olay Ecevit'in çekilmek yerine daha çok koltuğu sahiplenmesini ve sonunda da Hüsamettin Özkan'ın partiden 90 kadar milletvekiliyle kopmasını tetikledi. Yani Ecevit ile Hüsamettin Özkan arasındaki mutlak güven ilişkisi orada bitti.
Ardından, yani Özkan'ın ayrılıp Şükrü Sina Gürel'in Ecevit'in sağ kolu olmasıyla Temmuz 2002'de, Başbakan Ecevit, Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu'na, 'ABD önümüzdeki dönemde Irak'ta savaş yapacak, önemli olaylar yaşanacak, sizin Genelkurmay Başkanlığı sürenizi uzatalım' teklifinde bulunuyor.
Kıvrıkoğlu, bu uzatmanın yasa gerektireceğini, hükümetin böyle bir yasayı çıkarmaya muktedir olmadığını biliyor, teklifi kibarca reddediyor. Zaten Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de teklife sıcak bakmıyor.
Bunlar olmuyor ama Kıvrıkoğlu, bir sonraki dönemin komuta yapısını kendisi belirlemek istiyor ve Ecevit'e ve Cumhurbaşkanı Sezer'e, o sırada Kara Kuvvetleri Komutanı olarak Genelkurmay Başkanlığına hazırlanan Hilmi Özkök için 'Onu Genelkurmay Başkanı yapmayın' diyor. Sebebi sorulduğunda da, 'İrticaya karşı yumuşaktır' cevabını veriyor.
Cumhurbaşkanı Sezer bu teklifi kabul etmiyor, Özkök'ün Genelkurmay Başkanlığı kesinleşiyor.
Ama Kıvrıkoğlu, kendi yasal yetkisini kimseye danışmadan ve onay aramadan kullanıp boşalan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na teamül gereği 1. Ordu Komutanı Edip Başer'i değil emekli olmaya hazırlanan, hatta odasını toplayıp lojmanını boşaltan Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman'ı, Jandarma komutanlığına da Şener Eruygur'u öneriyor.
Hükümet bu emrivakilerden çok hoşlanmıyor ama bir seri emeklilik krizini engellemek için kararnameler son dakikada imzalanıyor. Cumhurbaşkanı da imzasını son ana bırakıyor.
İkinci darbe girişimi de bu.
Sırada üçüncü ve dördüncü ve beşinci ve altıncı ve sonuncu darbe girişimleri var ama bugünlük yerim doldu, yarın devam edelim.
OKUR YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...

İSMET BERKAN - Köşe Yazıları Arşivi

Öğrenciye bayram kaosuÜniversite sınavına ülkemizde her yıl bir milyonun üstünde öğrenci katılıyor. Demek ki, Danıştay 8. Dairesi'nin aldığı son karar bu kadar öğrenci ile ailesini yakından ilgilendiriyor.

Yaşam / 27/11/2009

Eksen neydi, kaydı mı?Türk dış politikasının yönelimlerini ve pozisyonlarını savunmak bana düşmez elbette, bunun için koca bir bakanlık ve onun iyi eğitimli çalışanları var.

Türkiye / 26/11/2009

Açılım siyasetlerinin sonuçlarını almakBir yanda 'Alevi çalıştayları' devam ediyor. Bir yanda Kürt açılımı için adımlar açıklandı. Bir yanda işkenceyle mücadeleyi hızlandırmak için adımlar açıklanıyor.

Türkiye / 25/11/2009

Siyasetin eski ve yeni coğrafyasıSorumlu biri olma iddiasındaki bir insan neden yazısında İdris Küçükömer'in adını yazacağına Sencer Divitçioğlu'nun adını yazar, bir de üstelik sağ salim aramızda olan Sencer Divitçioğlu için 'rahmetli' der?

Türkiye / 24/11/2009

Zihniyet devrimiBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, hiç kuşku yok, kendisini Demokrat Parti ile başlayıp Adalet Partisi, Anavatan Partisi gibi partilerde devam eden...

Yaşam / 23/11/2009

Kilo vermenin matematiğiÖnce kendimden dürüstçe söz edeyim, en azından on yıldan beri kilo vermeye çalışan ama vermek yerine daha da kilo alan biriyim.

Türkiye / 22/11/2009

Telekulak meselesi...Yargıçlar ve savcılar suç işlemezler, suça karışmazlar diye bir şey yok. Öyle olduğu için, yasa koyucu zamanında ihtiyaç halinde yargıç ve savcıların soruşturulması için de usuller belirlemiş.

Türkiye / 20/11/2009

Eleştiri yapamaz hale gelmekTürkiye siyasi bölünme konusu ve kavgası bol bir ülke. Düşünsenize kadınların başlarını örtüp örtmeyecekleri konusu bile...

Türkiye / 19/11/2009

Bir telekulak ombudsmanımız olsa...Telekulak konusunu bu kez yargıdaki dinlemeler yüzünden yeniden tartışıyoruz. Tartışıyoruz ama bence yanlış tartışıyoruz.

Türkiye / 18/11/2009

Sivil toplum olma sancılarıGenelkurmay Başkanlığı'nın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin itibarıyla ilgilenmesinden daha doğal bir şey olamaz. Esasen, kamu ya da özel sektör kurumu fark etmez, kurum yöneticilerinin önde gelen görevlerinden biri de, kendi kurumlarının itibarını korumaya, hatta yükseltmeye çalışmaktır.

Türkiye / 17/11/2009

Gelecekten gelen kuşlar...Geçen gün dünyaca ünlü Time dergisinin online versiyonuna bakarken bir haber dikkatimi çekti.

Yaşam / 15/11/2009

Telefonun tellerine kimler konar?Son telekulak tartışması ve Yargıtay'a ait olduğu bilinen bir telefon hakkında yetkisi olmayan bir mahkeme tarafından dinleme kararı verilmiş, bu kararın uygulanmasına teşebbüs edilmiş olması, bizim için uyarıcı olmalı.

Türkiye / 14/11/2009

İbretle izlemekDünyanın her yerinde böyledir, bizde de. İktidarlar yargıyla oynamaya başladığında o ülkede kıyametler kopmaya başlar.

Türkiye / 13/11/2009

Açılımın açılımıİdeal bir dünyada zaten Kürt sorunu diye bir sorun olmazdı ya, neyse, diyelim ki böyle bir sorun var, acaba ideal bir dünyada bu soruna çözüm nasıl aranırdı?

Türkiye / 12/11/2009

Direktifi iptal yetmez, hukuki altyapı iptal olsun!Başbakanlık ile Genelkurmay karargâhı arasındaki ince savaşı bilmem izliyor musunuz?

Türkiye / 11/11/2009

Boş konuşmalara biraz olsun katkıYalnız ve güzel ülkemizin kıymetli sosyal bilimcilerinden biri, geçen gün kamuya da açık bir toplantıda, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da huzurunda...

Türkiye / 10/11/2009

Balık baştan kokunca...Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir 'Milli Siyaset Belgesi' vardır. Bu belgenin hukuki geçerliği meçhuldür, çünkü ne Anayasa böyle bir belgeyi öngörmektedir...

Yaşam / 08/11/2009

Domuz gribi aşısı... Yeniden...Avrupa Birliği üyeliği için müzakere yapan, resmi sloganı 'Çağdaş uygarlıkların seviyesini yakalayıp geçmek' olan, 21. yüzyılın bir ülkesinde bilimi savunmak ihtiyacı bile doğmamalı aslında.

Türkiye / 07/11/2009

Cumhurbaşkanı'nın jesti çok önemliMeğer epeydir Tunceli'ye bir cumhurbaşkanı gitmiyormuş. Çok da şaşırmadım. Bir önceki Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, yurt gezisi yapmaktan mümkün olduğunca kaçınıyordu, belki bir siyasetçi gibi gezmeyi kendine yakıştıramıyordu.

Türkiye / 06/11/2009

Bilimi reddeden ülke...Hürriyet'te Ahmet Hakan da dün yazdı, şu ana kadar bile 17 vatandaşımızın ölümüne yol açmış olan bir hastalığı bile siyasi çekişmlerimizin bir parçası haline getirdik ya, artık beni şaşırtacak çok az şey kaldı bu ülkede.

Türkiye / 05/11/2009