3  Temmuz 2008, Perşembe
Son Güncelleme  20:17

İnsan hakları

yazar adi

AYÇA ŞEN

Yaşam / 01/07/2008

İnsan haklarına ne kadar önem verdiğinizi biliyor, bu konuyla ilgili, sezon bitmeden bir şeyler yapacağınızı umuyorum entel okur:
Çalışan bir insanın yaz tatili hakkı bir hafta.
De ki uzun zamandır aynı yerde çalışıyor, üç hafta. Ki, özel sektörde uzun yıllar çalışmak çok da mümkün olmuyor. Peki bu kadar çalışmaya bu kadarcık tatil revâ mı?
Ben diyorum ki, gelin birlik olalım. Eminim telefonlarımı dinleyenler de bu kampanyaya katılmak isteyeceklerdir. Çünkü bu bir insanlık hakkıdır.
Her insanın yaz tatili hakkı altı ay olmalıdır. Çünkü 12’nin yarısı en az altıdır .
Hadi diyelim ki resmi tatiller filan, minimum dört ay olmalıdır, o da, işverene bol bol hakkını vererek.
Şimdi bu şartlar altında, bir haftanın verdiği ajitasyonu düşünebiliyor musunuz değerli okur?
Zaten tatil için bütün sene köşeye de bir para koyamamış olması bir yana, eskaza tatile gidebildiyse, o keltoş bir hafta da bitecek diye çektiği stres dört ay tatilde anca geçer.
Fakat memleketçe sosyal standartlarımız o kadar düşük ve o kadar işkence bağımlısıyız ki, bir süre sonra o bir hafta tatilden de sıkılıyor, şehre dönüp aynı işkenceleri çekmek için can atıyoruz.
Gerçi bu dönme istemi, bir haftanın verdiği utanç duygusundan da kaynaklanıyor olabilir.
Yazlığı olanlar daha da fena: Bu bir haftanın iki günü temizlikle, günlerin yarısı da yemek yapmak, sofra toplamak, çamaşır yıkamak, yanlarında beleş tatil yapmayı gizli mesajlarla anlaştırmaya çalışan hısımları, arayı bozmadan savmaya çalışarak ve bilimum rutin işlerle helâk olarak geçiyor.
Şimdi bir köşe yazarı olarak devlet yetkililerine de seslenmek gerek:
Bu tatillerin hali ne? Tatil için insanlara ekstra para verilemez mi? Mesela en ucuz pansiyonlara bile bir canlı müzik konulamaz mı?
Bizim memleketçe vazgeçilmez eğlencemiz, bildiğiniz gibi ‘oynak’ bir müzik başlar başlamaz, yemek masasının hemen yanında dikine breyk dans yaparak piste doğru ilerlemektir.
Şimdi ufak bir ekonomik hesap yapalım: Her canlı müzikçiye gecede 100 YTL versen (heveslisi çoktur eminim,) eline de 200 YTL’den suntalemden ud yaptırıp tutuştursan (ki ülkemizde çok ucuza tapon kanun da var,) maksimum 300 YTL.. Ülkemizdeki pansiyonların sayısı da 2 milyonu geçmez, 2 milyon çarpı 300, eder sana 600 milyon YTL.
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin bütçesi buna elvermez mi? Bence verir. Ve artık bunları düşünmenin vakti geldi...
Ülkemizde onca ekonomi profesörü, sosyolog, müzikolog var (ud seçmeleri için;) biri de çıkıp şunları düşünemiyor.
Geçenlerde bir taksi şöförüyle yaptığımız sohbette, bunun ne kadar mantıklı olduğunu konuştuk. Zaten taksi şöförlerinin biraz olsun söyledikleri dinlense, bu ülke kalkınır. Mükemmel teorileri var.
Yani ben Meclis TV’yi gördüm birkaç kez, ne eksiği var ki taksi şöförlerinin? Hiç değilse halkı tanıyorlar, bütün gün her çeşidinden insanla sohbet edip konuşuyorlar.
Bendenizin de ciddi bir yazar olarak vazifesi, ifade özgürlüğüne yer verip, bu tip farklı
fikirleri desteklemektir.
Ayrıca, ülkemizde gerçekten kültür seviyesi çok yüksek. Perihan Mağden bulunduğumuz adaya geldiğinde kimse onu tanımaz nasıl olsa diye o kadar emindik ki (o empoze ediyor kimsenin onu tanımadığını) fakat o gittikten sonra geçen hafta ülke gündemine oturan Lost Adası otel yetkilisi yanıma gelip, “Perihan hanım neden yazılarında Lost Adası diyor, Gökçeada deyip güzel adamızı tanıtsa ya” dedi, şaştık da kaldık.
Artık sokaktaki insanın ve hatta adadaki insanın fikirlerine ehemmiyet vermenin zamanıdır, aliyöö, sayın entel okur.


OKUR YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...

AYÇA ŞEN - Köşe Yazıları Arşivi

Kelebek gibi uçmak, arı gibi sokmakFeci esnaf bir nesil yetişiyor. Bunu hem Memo'dan hem de arkadaşlarımın çocuklarından biliyorum. Sürekli bir pazarlık halindeler.

Yaşam / 09/02/2010

Aslında korkulan Jaws ve şeytan değildiŞubat tatili sonsuza kadar devam edecek sanmıştım, yanılmışım. Annem Memo'yu Güney'deki yeni yerine çağırdı şubat tatili için ve Memo gider gitmez kendinden geçti, hesapta bir hafta kalacaktı herif, annem sarılmış...

RADİKAL CUMARTESİ / 06/02/2010

Altına hücum (psikolojik belgesel)Karlar altında 20 bin fersahlık bir yazımızın daha başına geldik değerli operadaki canavar okurlar.

Yaşam / 04/02/2010

Yılın annesini yiyim, bize bi şey olmasın...Anadolu yakası konsolozunuz sayın bendeniz bugünkü muhteşem köşe eserimde gidişte buz tutan, dönüşte bahar gelmiş olan sahil yolundan bahsederek sizleri bambaşka diyarlara götürmek isterim.

RADİKAL CUMARTESİ / 30/01/2010

Ülkünün mülküDün sinemaya gittim. Uzuuun zamandan beridir ilk kez. Film kimindi, nasıldı, niçindi, bunu tam anlayamadım ama bir şey dikkatimi çekti...

Yaşam / 28/01/2010

Havadan para kaybetmekŞu anda dışarıda tipi, viraj alan motosiklet yarışçıları gibi yan yatmış, tozu dumana katarak yağmaya devam ediyor. Çarşamba günü daha da çok ağzımızı kıracağını söyleyen meteorologlardan korkumdan hava durumunu izlememe kararı aldım.

Yaşam / 26/01/2010

Hipnozculara karşı önlem almak lazımFakat bu göbek bağı denen hikâye beni bazen korkutuyor. Bebeklikteki göbek bağı, büyüdükçe çocuğun hipnozuyla yer değiştiriyor. Yani şöyle; mesela bebekken onun acıktığını, neye ihtiyaç duyduğunu sezgilerinizle anlıyorsunuz fakat...

RADİKAL CUMARTESİ / 23/01/2010

Ayılardan nasıl korunuruz?Evet değerli yarışmacılarımız; bu kış çok kıl geçiyor ve hangi arkadaşıma baksam son derece depresif. Acaba kışı atlatmanın kısa vadede bir çözümü olabilir mi.

Yaşam / 21/01/2010

En kötü karar: KararsızlıkGeçen hafta bir beldede yaşansa ne kadar da hoş olur konulu bir yazı döşemiştik. Ama bu döşek öyle büyük, şaşaalı değil, çek yat tadındaydı.

Yaşam / 19/01/2010

Birtakım hayallerBu yazıyı da kışın kimselerin olmadığı bu ortamdan sizlere zerkediyorum. Tam yanımda kimsesiz bir deniz, hava kararmak üzere ve sadece denizin sesi, derme çatma kulübemsi bu balıkçıda bol bol zeytinyağlı ot çeşidi, az sonra ızgara gerçek deniz balığı ve bütün bunlar İstanbul'da evde yapacağınız herhangi bir yemek fiyatına.

RADİKAL CUMARTESİ / 16/01/2010

Mutlu ol yeter (Nihavent şeysi)Şimdi bu yazıyı yazıp derhal uzamam gerek. Bir süreliğine bir yerlere gidiyorum. Oğlanı babaya dayadım, onlar da okul gezisine gidiyor, içim de son derece rahat.

Yaşam / 14/01/2010

Ruhuna FatihaBu sabah 09.30'da Deniz'in köpeği Karpuz ebediyete intikal etti.

Yaşam / 12/01/2010

Bu gidişin dönüşüVeee ta ta ta taaaamm! Beklenen zamanlar yaklaştı. Evde bet bereket bırakmayan, bir çuval bulgurdan bir tas pilav çıkarılamayan dönemler geliyor. Ergenlik!

RADİKAL CUMARTESİ / 09/01/2010

Avatar pidecisiEskiden 'Kendini bilmek ilimlerin en şeysidir' dediklerinde sadece dalga geçerdim. Ne zamanki korkular saldırmaya başladı da artık kaçacak yer kalmadı, bir şeylerle yüzleşmek gerektiğiyle burun buruna geldim ayıptır söylemesi.

Yaşam / 07/01/2010

Once upon a time in TürkiyeYılbaşına girer girmez kötü bir haber aldı Türkiye: Başbakanımız omzunu incitmiş.

Yaşam / 05/01/2010

Yeni yıla hain planlarYeni yılla birlikte çocuk milletinin ağız tadında herhangi bir değişim göremiyorum çok sevgili Türk Sanat Müziği şarkıcılarımız.

RADİKAL CUMARTESİ / 02/01/2010

Good for youŞu anda bir yandan tek elle Ebru Çapa'yla telefonda konuşurken bir yandan da diğer elle çok kıymetli bir yazı yazmaya çalışıyorum değerli Noel İnsanları (Bilim İnsanı lezzetinde.)

Yaşam / 31/12/2009

Eczacılar hapı yuttu mu? Yeni yılın geldiği, herkesin sevinçten öldüğü günümüz Türkiyesi'nden hepinize merhabalar değerli konuklarımız! (Tam tekmil sırıtarak.)

Yaşam / 29/12/2009

Yeni Yıl ŞarkısıTam da yılbaşı yaklaşırken Doğu-Batı sentezi şeyetmek için son kalan birkaç tane süt dişinden biri daha çıkınca, Memo'ya Noel Baba'nın gelip o dişi alacağını, yerine de para bırakacağını söyleyince inandı keriz.

RADİKAL CUMARTESİ / 26/12/2009

Afet alarmıGeçenlerde nerede okudum, nasıl okudum, belki de duydum, kim bilir bu gidişin dönüşü olucek mi değerli okur, kitabın bir pasajında diyordu ki, komünizm nasıl ki Allah tanımaz, kapitalizm de aynı şekilde Allah tanımaz.

Yaşam / 22/12/2009