Bu yılın ilk çeyreğine ilişkin ekonomik büyüme sayıları TÜİK tarafından açıklandı. İlk çeyrekte yüzde 6.6’lık bir büyüme sağlandı. Bir kere çoğu analist ve tahmincinin beklentilerinin ötesinde bir büyüme gerçekleşmişti. Bu bir sürpriz miydi? Bizim gibi ekonomik büyümede yavaşlama bekleyen biri için bile sürpriz değil. Bakın neden?
Önce şunu anımsatmak gerekiyor; ekonomik büyüme oranı 1998 yılı sabit fiyatlarıyla, cari dönem ile bir önceki yılın aynı dönemine ait üretim sayılarının oranlanmasıyla hesaplanıyor. Eğer cari dönemde çalışılan gün sayısı fazla ise hesaplanan üretim miktarı da fazla oluyor. Nitekim 2008’in ilk üç ayındaki işgünü sayısına bakıldığında, 2007’nin ilk üç ayındaki işgünü sayısından iki işgünü daha fazla olduğu görülür. Ekonomide herhangi bir büyüme artışı olmasa (sıfır büyüme), herhangi bir çeyrekteki işgünü sayısının bir önceki aynı dönemde sadece bir işgünü fazla olması halinde; ekonomik büyüme kabaca yüzde 1.6 oranında artış gösterirdi. Nitekim 2008’in ilk üç çeyreğindeki ekonomik büyümenin ‘beklentilerin üstünde’ yüzde 6.6 gelmesinin ardındaki temel neden, bu bahsettiğimiz baz etkisidir. Bizim hesabımıza göre, yüzde 6.6’lık büyümenin kabaca 3.3 puanı bu baz etkisinden kaynaklanıyor. Böyle bakıldığında, ekonomideki son üç-dört çeyrekteki yüzde 3.5-4 aralığındaki büyüme ivmesinin devam ettiğini, hatta bir ölçüde azaldığını da söylemek olanaklı.
Daha önce bu baz etkisi yok muydu? Vardı. Ancak ekonomik büyüme ivmesi yüksek seyrettiğinden buradan kaynaklanan farklılık çok dikkat çekmiyordu.
Böyle bir sonucun güçlü bir olasılık olduğu, sürpriz olmayacağı daha önce yazılıp çizildi. Ekonomist Dergisi Araştırma Müdürü Orhan Karaca, hem Hürriyet gazetesinin web sitesinde, hem de kendi blogu’nda bu gelişmeye önceden işaret etmişti.
Tabii ki, toplam büyümeye bazı sektörlerdeki olumlu gelişmelerin bu çeyrekte kayda değer bir katkısı var. Örneğin tarım sektöründe 2007 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7’ye yakın küçülme olurken, 2008’in ilk çeyreğinde yüzde 5.6’lık büyüme gerçekleşti. Böylece tarım kesiminin toplam GSYİH’ya katkısındaki değişim yarım puana yaklaşmış oldu. Tarım gibi bu döneme özgü fark yaratan bir katkıyı sağlayan sektörün olması da toplam büyümenin görece yüksek olmasını sağladı.
Dün Başbakan Erdoğan’ın değerlendirdiği gibi, “her şeye rağmen ekonomi büyüdü” diye yorumlamak iyimserlik olur. Ekonomik büyüme yukarıdaki hesaplama ile yorumlandığında görünen ‘fotoğraf’ şudur; Türkiye ekonomisinin büyüme eğilimi hız kesmektedir. Ekonominin ilk çeyrekteki ana hızı yüzde 3.0-3.5 arasındadır. Ayrıca, ABD’deki ekonomik yavaşlamanın henüz belirginleşmemesi, ticaret kanalıyla küreselleşmemiştir.
Özet olarak; ekonomik büyümedeki yavaşlama tablosu, bizce son açıklanan sayılarla değişmedi. Bunu farklı okuduğu anlaşılan Hükümetin, ‘her şeye karşın’ ekonomiyi yönetmesi gerekiyor. Ancak Hükümet bu yavaşlamanın ve ne yapması gerektiğinin farkında değil. Öyle ya, Başbakan Erdoğan enflasyonun nedeninin faiz olduğunu zannediyor!
Ekonomi / 08/02/2010
Ekonomi / 05/02/2010
Ekonomi / 03/02/2010
Ekonomi / 01/02/2010
Ekonomi / 29/01/2010
Ekonomi / 27/01/2010
Ekonomi / 25/01/2010
Ekonomi / 22/01/2010
Ekonomi / 20/01/2010
Ekonomi / 18/01/2010
Ekonomi / 15/01/2010
Ekonomi / 13/01/2010
Ekonomi / 11/01/2010
Ekonomi / 08/01/2010
Ekonomi / 06/01/2010
Ekonomi / 04/01/2010
Ekonomi / 01/01/2010
Ekonomi / 30/12/2009
Ekonomi / 28/12/2009
Ekonomi / 25/12/2009