26  Ağustos 2008, Salı
Son Güncelleme  20:17

Bebeğe kitap okumak

yazar adi

PERİHAN MAĞDEN

Yaşam / 21/08/2008

Sonra kızımın çocukluk, esasında bebeklik kitaplarını, odasındaki raftan alıp içerlerdeki (gözden ve gönülden az biraz ırak) rafa yerleştirirken-
Hatırlamadan edemiyorsun, tabii ki.
Bazı kitapları 50 kez mi okumuşumdur; 150 kez mi kızıma?
O kitaplar çok önemli.
Ve de büyük bir eksik/gedik/güdüklük var O Alan’da. Okuma Öncesi Kitaplar alanında yani.
Kocaman kocaman resimleri olmalı. Zira kucağında, yanıbaşında filan oluyor bebeğin. Parmağınla göstererek resimlerini; okuyorsun, anlatıyorsun daha doğrusu.
Ben böyle yaptım: Okumadım, anlattım.
Daha karşılıklı/katılımcı bir ilişki kuruluyor böylece- bu biiir.
‘Ayakkabısı ne renk?’ ‘Kaç tane kuzu var?’ ‘O hayvana ne denir?’ ‘Kaçsın, gitsin mi?’ gibi sorularla bir nevi dil öğretmece.
Hayat göstermece.
Hem sıkılmıyor, uyuklamıyor böylece. O da işin içinde oluyor. Hem de Okuma Öncesi devvv resimli kitapların Türkçesi bir felaket oluyor. kötü olmazsa sası oluyor, sıkıcı oluyor, renksiz oluyor.
Sen anlatırken kitabı, resimleri, vakaları istediğin gibi renklendiriyorsun yeniden yeniden.
Çocuğun okumaya başlayınca bir sürü çeşit var artık hakikaten. Günışığı Kitaplığı’ndan başlayarak envai çeşit yayınevinin sunduğu yüzbin çeşit çocuk kitabı.
Ama daha okumayı öğrenmeden, en masallara ihtiyaç duydukları zamanlarda: çok zayıf kitaplar söz konusu.
Geçen haftalarda Yamaç’a İsveçli bir kadın yazarın kitabını okudum: o kadar sıkıcı bir öyküydü ki! İnsan ayakparmağıyla/on dakikada topaçlar öyle bir ‘eseri’. Ayıp denen 1 şey var!
Altı yaş öncesi çocuklar zekâ özürlü değiller ki. YA da sonsuz 1 Sıkıntı Eşikleri yok. Sürekli sıkıcı/bayat/limited hikâyeler dayaman için onlara.
Tam tersi!
En renkli öykülere, defalarca defalarca en çok muhtaç oldukları zamanlarda, birtakım sıkıntı balonlaması kitaplar! Resimleri resim olsa bari.
Bu dönemden Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmış Selçuk Demirel kitapları, özellikle Mumuk serisi hakiki bir cankurtarandı. Ama YOK oldu galiba Yapı Kredi’nin o serileri. Behiç Ak’ın da şahane kitapları vardı, yabancı yazarların da. Kareye yakın, sert kapaklı kitaplardı.
Sonra Susan Berger diye Amerikalı bir kadının, bulursanız MUTLAKA almanızı önereceğim kitapları! Çocuk kitaplarının Björk’ü diyebilirim. Öylesine sihirli/müstesna bir dünyası var-dı.
Resimlerini ve boyutunu beğeniyorsanız (ben öyle yaptım) İngilizce alın! Çince alın! Sonra siz uydurun resimlere bakarak ve resimleri sorularınızla/karşılıklı konuşmalarınızla baharatlandırarak hikâyelerini.
Bebeğiniz de uydursun. O da katılsın hikâyeleme işine. Resimler, vesile olsun.
Tabii ben kızıma Okuma Öncesi kitap almayalı epey zaman oldu.
Ama Yıldırım Türker’in Türkçesiyle Popcore Yayınları’nda çıkan ŞA-HA-NE kitaplar var. Mesela. ‘Kasabanın En Şık Devi’, ‘Tostoraman’, ‘Süpürgede Yer Var mı?’
“Azıcık yazısı var; Türkçesinin NE önemi var?” demeyin.
Türkçesinin, dil zenginliğinin, renkliliğinin ennn çok Okuma Öncesi’nde önemi var.
Asıl bebekler için Can Yücel, bebekler için Tomris Uyar, bebekler için Firuzan, bebekler için Metin Altıok Türkçesinin önemi var. Keşke onların Türkçesiyle kocaman resimli Okul Öncesi kitaplar olsa. Olabilse. Yıldırım’ın çevirisiyle olduğu üzre.
Sonra minnetle, sevgiyle andığım bir isim: Feridun Oral. Hilafsız Türkiye’nin en üstün çocuk kitapları resimleyicisi. Onun resimleri için oturup insan zevkle kitap yazar. Kendi yazdığı müthiş sihirli kitaplar da var.
Ama o kocaman kitaplar serisinden Pinokyo’nun diyelim, haşatı çıkmış.
“Çok kızdım. Dövücem şimdi bu Pinokyo’yu” deyişimi hatırlıyorum kızıma.
Kızımın ellerini uzatıp Pinokyo’yu korumaya almasını hatırlıyorum.
Öyküleri uydururken, eğip bükerken ben, mütemadiyen değişen yüz ifadelerini.
Bütünüyle, tamamiyle kitabın ruhuna (ancak bir bebeğin yüzde yüzlülüğüyle) nüfuz edişini.
Bir de bu avantajı var okumak yerine öyküyü uyduruyor olmanın. Çocuğunuzun yüzünü izleyebiliyorsunuz sürekli.
Üzüldüğü yerleri kısaltıp sevindiği yerlerde, sevindirik oluyorsunuz.
‘The Jewel Heart’ta kemancı oğlan parçalara ayrıldığında, ellerini kitabın içine doğru uzatırdı kızım. Onun parçalarını bir araya koymak isterdi. İçin dışın.
Şimdi Yeni Oda+Yeni Okul+Yeni Dönem’ine geçerken, tüm o ortadan yok ettiğimiz tüylü oyuncaklar, bebekler, duvarlardaki süsler eşliğinde, kızımı bir kez daha bebekliğinden/çocukluğundan sözümona, uğurladım.
Sözüm ona. Zira bir devamlılık var çocuğunuzla. Çocuğunuzun bir parçası içinizin en içinde, hiç büyümüyor. O sonsuz bebek yüzünden de, evet şımartıyor, hayır diyemiyor vs. vs. olabilirsiniz.
Ama o Sonsuz Bebek: müthiş.
Çocuk ‘sahipliğinin’ en güzel kısmı: Sonsuz Bebeğin ona dairliği. Size dairliği. Birlikte ilk günlerinize dairliği. Birlikteliğinize, bir olduğunuz günlere dairliği. Kollarınızda yaşadığı günlere- Dairliği. Ve hatta uzun uzun içinizdeki esrarengiz güzel günlere. Dairliği. Daireliği.


PERİHAN MAĞDEN - Köşe Yazıları Arşivi

Derkenİki buçuk hafta kadar önce, bir yazım nedeniyle İsmet Berkan’la bir ‘müzakere’ yapmak durumunda kaldım.

Yaşam / 31/01/2009

Hesap veriyorum97’nin Ağustos’unda Radikal’de köşe yazarlığına başladığımda 4 (dört) adet yayınlanmış kitabım vardı.

Yaşam / 29/01/2009

‘Nerden baksan tutarsızlık/Nerden baksan ahmakça’Sabah; sersem ve sepelek uyandım. Daha doğrusu uyanamadım. Bütün gece Ahmet Kaya’nın Öldürülüşüyle çalkalanmıştı, anlaşılan ruhum.

Yaşam / 27/01/2009

Sadri Alışık, Çolpan İlhan ve Tercümesizlik HaliDüşünün ki: Spencer Tracy’le Katharine Hepburn’ün bir çocuğu olmuş- o çocuk sizmişsiniz. Düşünün ki: Humphrey Bogart’la Lauren Bacall’ın oğluymuşsunuz.

Yaşam / 25/01/2009

İsimleri doğru söyle!Ak Tolgalı Beylerbeyi haykırdı “Yargısız infaz!” Beylerbeyimiz’in Basmacılığımız’daki boruları da; pardon, damarları da pek heyheylenmişler:

Yaşam / 22/01/2009

Yemekteyiz AdanaYurt Dışı’nda olmadığım zamanlarda, Yurt İçi’nde SALT (Billur) televizyon karşısında olduğumu; Allah’ın bildiğini Kul’dan NE saklamak olayı, biliyosunuz zaten.

Yaşam / 17/01/2009

Tarafsız medyalamaFasaFiso Dayanışmacıları nasıl geri basacaklar- bilemiyorum. Asfaltı yakıyor bazılarının, yeni manevraları.

Yaşam / 15/01/2009

Meğer O da darbe istiyormuş“Dünyalar benim oldu Kuşkularım boşmuş Meğer O da çoktan Darbe istiyormuş.”

Yaşam / 11/01/2009

Ergenekon fıkracılarıMesela Bedrettin Dalan’ın Ergenekon’dan içeri alınacağını (Dalan dahil) bilmeyen yokmuş anladığım Medyalamamız’da filan.

Yaşam / 10/01/2009

Olmadığın gibi kabul edilmekBenim ‘wisecrack’ (zekâpatlangaçı) bi arkadaşım var. O böyle, çok krek/gevrek laflar bulup eder. Ve hatırlar da, tüm o gevrek/patlangaç laflarını.

Yaşam / 06/01/2009

Mahalle baskınıŞerif Mardin (tabii ennn baba akademisyenler dahi yaşlanır/paslanır/kıbleyi şaşırır/şaşırabilir zamanla) müthiş Türk Dişi Röportajcısı (ailesine başarıyla gelin gitmiş...

Yaşam / 04/01/2009

Mızmız adamMızmız Adam, onlarca yıldır bi köşebaşını işgal eder. Dili yoktur. Üslubu yoktur. Konuştuğu gibi yazar. Yazdığı gibi de, mütemadiyen; konuşur.

Yaşam / 03/01/2009

Gullüm pazıBuraya geldik ki: şokşokşok! Zira bambaşka bi iklimdeydik. Ve de epeyce yanmışız filan kızımla ben. Hatta onun burnu, soyuldu.

Yaşam / 01/01/2009

Bana her şey beni hatırlatıyorBöyle bir insan tipi vardır. Egosantrik (benmerkezci) tabir edilir. Bu tipler, kendileriyle o kadar doludurlar ki, içlerinde başka hiçbir şeye zırnık yer yoktur.

Yaşam / 23/12/2008

Tavan arası temizliğiHani Amerikan filmlerinde sıkça karşımıza çıkan tavanarası görüntüleri vardır: Birkaç sandık, sallanan bir iskemle, iskemlenin üstünde unutulmuş ya da sandıktan çıkan eski bir...

Yaşam / 21/12/2008

Girls of the playboy ‘tansiyon’Biliyorsunuz; ya da bu yazıyla büsbütün hükmedeceksiniz Zararlı Televizyon Programlarına Müptelalık konusunda, Yakut Madalya’ya doğru ilerliyorum.

Yaşam / 20/12/2008

Ermeniler mi? Özür mü? Dilemek mi?Başladı bilumum İşkilli Büzükler, dingildemeye. Dingil dingil. Müjdeler bizden!

Yaşam / 18/12/2008

Eczacıların şanlı direnişiEvdeki bilmemne boy tencereler yetmiyormuş. Onlardan almam lâzım-mış. Lâzım-dı. Bi zamandır. (Ben çok biraz yemekpişirme özürlüyümdür: Tabii, bunun nedenlerine dair de süper teo-saçıklamalarım var.)

Yaşam / 16/12/2008

Kıl, tüy mevzuuŞov TV yaptı yapacağını; ‘Yemekteyiz’ programının bilmemkaç grubundan En Arızalılar Grubu oluşturup, bayram kutusu olarak dayadı önümüze.

Yaşam / 14/12/2008

Medyanın bağırsaklarıGeçenlerde Coen Biraderler’in son filmi ‘Burn after reading’ (esracengiz bi çeviriyle ‘Aramızda casus var’ diye oynatıldı) filminden çıktıktan birkaç saat sonra Şamil Tayyar’ın ‘Ajan gazetecileri deşifre edelim’ yazısı, cuk oturdu doğrusu.

Yaşam / 13/12/2008