Ev kızı tanımını, Mehmet Ali Erbil’in programlarında üç beş ‘istisna’ geç kızın ifadesi zannederdim. Ev bayanı tanımını da Selahattin Duman‘ın yazılarında, kadını cinsiyetsizleştirmeye karşı tepki olarak geliştirilen bir espri...
Değilmiş.
Meğerse genç kızlar ev kızı olmayı çoktan kabullenmiş. Bundan sonrası da gelir. Ev kadınları da ‘Kadın’ demekten utanır, ev bayanı oluverirler.
Zaman zaman alevlenen bir tartışma konumuz var malum. Türkiye muhafazakârlaşıyor mu? diye.
Muhafazakârlaşmanın göstergesi neler? Salt ‘dini değerlere yönelişteki artış’ mı? Değil.
Kentlerde yaşayan kadınların yarısı ‘Kadının yeri evi ve çocuklarının yanıdır’ diyor ve kadınların girişimci olmasına, iş hayatına atılmasına uzak duruyor.
IPSOS KMG araştırma şirketi, KAGİDER (Kadın Girişimciler Derneği) adına girişimcilik konusunda kadınların algı ve tutumlarını ortaya çıkarmak için kentlerde yaşayan kadınlar arasında bir araştırma yapmış. Çıkış noktaları da şu: Birtakım kadın örgütleri kadınların
daha çok ekonomide yer almasına yönelik politika geliştirilmesi için lobi yapıyor. Bir takım iş dünyası örgütleri kadınların hem çalışan hem patron olarak sayılarının artması için stratejiler, politika önerileri üretiyor. Peki kadınlar girişimci olmak istiyor mu?
Tüyler ürperten şu sonuç elde edilmiş: Kadınlar ak ve kara şeklinde ikiye ayrılmış durumda. Yarısı “Kadının yeri evi ve çocuklarının yanıdır, etrafımda ticaretle uğraşan kadınlara iyi gözle bakılmaz” diyor.
Vahim nokta ne biliyor musunuz?
‘Kadın ekonomik bağımsızlığa sahip olmalıdır’ ifadesine kadınların yarısı katılıyor, yarısı katılmıyor. Araştırmada kadınlara, niye ekonomik olarak bağımlı olmak istedikleri sorulsaymış, keşke. Çok merak ettim yanıtlarını.
Daha da vahim nokta var:
Ankette ‘Kadının yeri evi ve çocuklarının yanıdır’ diyen kadınların oranı yüzde 42
(bu ifadeye katılmayanların oranı yüzde 46, geri kalan yüzde 12’nin fikri yokmuş.)
Ankete yanıt veren, 15-19 yaş arası genç kızlarda yukarıdaki ifadeye katılanların oranı yüzde 49. Yani genel ortalamanın üstünde bir muhafazakârlığı taşıyor, 15-19 yaş kuşağı.
Yanlış mı biliyorum? 15-19 yaş kuşağı demek delikanlı, kanı deli demek. Kurallara, adetlere en fazla tepki duyulan dönem. Ne oldu da bu genç kızlar şimdiden ‘ev bayanlığı’ hayali kurar oldu?
‘Hesap sorması için taşeron arıyoruz’
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, uzun zamadır
il il gezip, o ilin iş âlemine Türk ekonomisinin gidişatına ilişkin yorumlarını aktarıyor. Geçen akşam İstanbul’da bir ilk yaşandı ve sanayi, ticaret, ticaret borsası ile deniz ticaret odalarının üyelerine hitap etti.
Rifat Hisarcıklıoğlu başarılı bir hatip. Bir saati aşkın konuşmasında ABD’de başlayan tüm dünyayı kasıp kavuran krizden girdi, 2001 kriziyle karşılaştırma yapıp, Türkiye’nin olası kayıplarından çıktı ve tüm konuşma boyunca da dinleyicilerin ilgisini bir an olsun
üstünden eksik etmedi.
Rifat Hisarcıklıoğlu, ekonominin dışında çok önemli mesajlar da verdi. Birbirinden ayrılmaz, biri diğerine değişilmez iki talebin olması gerektiğini söylüyordu:
Güçlü ekonomi ve kaliteli demokrasi.
Rifat Hisarcıklıoğlu, kaliteli demokrasinin var olabilmesi için de güçlü ekonomi içinde kayıt dışının sona erdirilmesi gerektiğini vurguluyordu ve şunu söylüyordu:
“Hesap verebilen, hesap da sorar. Türkiye’de en üstten en alta kayıt dışı ile birlikte kimse doğru düzgün hesap vermiyor. O yüzden de hesap sorması için taşeron arıyoruz.”
Sonra şunları da da ekledi:
“Fikir, din ve vicdan hürriyeti ile teşebbüs hürriyetinin savunucusuyuz. Siyasette dışarıdan yapılacak müdahalelerin de karşısındayız.”
Suçun birazı da ayakkabıda
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) 1 milyon 300 üyesi içinde sadece 72 bin işkadının olmasına karşılık dünyanın güçlü ekonomisinden biri olma hedefindeki Türkiye’nin mutlaka iki bacaklı bir atlet gibi koşması gerekiyor. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar iş hayatında, ekonomide yer almadığı sürece Türkiye de topal atlet olarak kalacak.
Her dört kadından biri çalışma hayatında, yüzde 1’i girişimci. Kadınlar niye kendi işinin sahibi olmak istemiyor?
“Ailelerinden destek bulamadıkları için, finansal kaynaklara ulaşamadıkları için, rol modelleri olmadığı için...”
Bir sürü neden var.
Asıl önemli cesaret kırıcı unsurları, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi, uzman psikolog Leyla Navaro anlattı. Erkek egemen bir toplumda parayla doğrudan ilişkide olmayınca, parayla ve ekonomiyle ilişkisinde güvensiz duruyor. Bir etken de ‘Öğrenilmiş çaresizlik’ diyor, Leyla Navaro. Cici kız olup, erkeği güçlü hissettirmek.
Araştırmadan çıkan bir sonuç da kanıtı: ‘Bekâr, dul ve boşanmış kadınların girişimcilik algısı, evli kadınların ve Türkiye ortalamasının üstünde.’
Kadınların sorumluluk almak istememesini de etkenlerden biri olarak sayıyor, Leyla Navaro. Evde bir vardiya yapan kadın, çalışırsa ikinci vardiyası yapacak. Bir de şunu ekliyor:
“Kadınlar topallıyorsa, sadece onları suçlamayalım. Küçük gelen ayakkabının da suçu var.”
Ekonomi / 09/02/2010
Ekonomi / 07/02/2010
Ekonomi / 05/02/2010
Ekonomi / 04/02/2010
Ekonomi / 30/01/2010
Ekonomi / 29/01/2010
Ekonomi / 26/01/2010
Ekonomi / 23/01/2010
Ekonomi / 22/01/2010
Ekonomi / 19/01/2010
Ekonomi / 16/01/2010
Ekonomi / 15/01/2010
Ekonomi / 13/01/2010
Ekonomi / 12/01/2010
Ekonomi / 09/01/2010
Ekonomi / 08/01/2010
Ekonomi / 02/01/2010
Ekonomi / 01/01/2010
Ekonomi / 29/12/2009
Ekonomi / 26/12/2009