28  Ekim 2008, Salı
Son Güncelleme  20:17

Herkese Müslüman

yazar adi

PERİHAN MAĞDEN

Yaşam / 05/10/2008

Geçenlerde ‘Fethullah Gülen yurduna dönebilmeli’ diye bi yazı yazdım, biliyorsunuz.
Pek tabii ki Fethullahçılar’dan ‘Çello Bursu’ alabilmek, Vietnam’daki okullarına müdüranım olabilmek, Zaman’a transfer olabilmek; ne biliim basith arzular/çıkarlar/hesaplar için yazmadım
o yazıyı. (Çıkar Gözlükleri’nden başka ekipmanı olmayanlar, ordan muhakkak, okumuş olsalar da.)
Her zamanki gibi geç bi vakit kahvaltımı ederken gasteleri okuyordum. Fethullah Gülen’le ilgili kitabın tanıtımı gibi bi yazıya rast geldim. Fotoğrafına baktım, yüzüne baktım; içim acıdı. Sızladı. Duygulandı. Dalgalandı.
Ama içim ennn çok (her zaman olduğu gibi)
Bu Topraklar’ın ikiyüzlülüğüne acıdı. “Neden dönemesin ki? Geç gelen adalet, adalet değildir” temalı DA; o yazıyı yazdım.
Almanya’nın bi yerlerinde okumam vardı. Ve de birkaç kişi (eski/yeni/vazgeçilmez: Türk Solcuları) “Nasıl yazarsınız o yazıyı? Gülen’i Nâzım’la nasıl bir tutarsınız?” diye beni sorguya çekti.
Yazımda Nâzım Hikmet’in ‘Na’sı yoktu!
Ben fikirlerimden dönmem sıkıştırılıyorum diye. “Tabii ki dönmek hakkı. Memleketi burası” dedim. Ve ekledim “Ne İsa’ya yaranabiliyoruz,
ne Musa’ya: Benim durumum hep aynı.”
Zira yazımdan sonra davul ve zurnalarla yazıyı alıntılayan Fethullahçı bir sitede (3 aşağı 5 yukarı) şu yorumu okudum: “Hocaefendi’yle ilgili bunları yazıyor diye sakın bu kadını beğenmeyin. Kanmayın! Kalkar yarın eşcinselleri savunur, vicdani reddi savunur, Kürtler’i savunur.”
Yaaa, öyle.
Ben Abdullah Öcalan’ın (nedense hiç kimsenin girmediği, çok da mühim bir mevzu) hapishane koşullarının düzeltilmesinden yanayım.
Öcalan’ın koğuşunda televizyon olsa, istediği rahatlıkta bir yatakta yatsa, daha sık görüşmecileriyle görüşebilse bundan hiç kimse HİÇBİR ŞEY kaybetmez. Ama barış kazanır, İNSANLIK KAZANIR.
‘Kendine Müslüman olmak’ diye bir deyim var biliyorsunuz Güzel Türkçemiz’de. Niye var? Zira: buralarda yalnız ve yalnız ‘kendine Müslüman olmak’ diye bir durum var feci halde.
Ben dinsiz olduğum için, böyle bir meselem yok. Kendime Müslüman değilim, olmayı da istemem.
Ama Müslümanların kendilerine değil yalnızca, cümle âleme Müslüman oldukları bir ülkede yaşamayı, harbiden isterdim.
Alın; en son (ve orantısızca büyütülmüş) Hürriyet’in sinema yazarı Ömür Gedik’in ‘köpeklere DE Ramazan çadırı’ meselesi.
Bir kere Hürriyet yazarı! Hürriyet son yıllarda öylesine laikçiliğin Ulubatlı Hasan’ı ‘rolüne soyundu’, öylesine abartılı/çarpıtılmış/şirazesinden çıkartılmış haberler, ille de manşetlerle insanların (normal insanların) sinir telleriyle oynadı ki-
Bu Yazı, bir Hürriyet yazarından gelince, bazıları ‘münasebetsizlik/densizlik’ten ziyade ‘kötü niyet’ arıyor olabilir-
Ki, hiç de haksız sayılamazlar.
Ayrıca Hürriyet’in büyük köpek-kedi sevgisi yazarı Bekir Coşkun’un insanlarımızı, AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımızı yukardan aşağıya, sağdan sola badanalayan/horrr gören/böcekleyen yazıları da NAL GİBİ ortada. Ve de ortadan kolay kolay kalkamayacak ağırlıkta.
‘Hürriyet’ deyince- orda dur.
Hrant Dink düşmanlığını, Orhan Pamuk düşmanlığını; bir ara Sabah’ın başına geçince körükleyen Fatih Altaylı’yla birlikte; Hürriyet’in alameti farikası yılların Ermeni düşmanlığını, Azınlık düşmanlığını, ağır milliyetçi (hadi faşist demeyelim) manşet  atma temayüllerini yabana atmayalım. (Atamayız da, zaten.)
Buna ‘safdillik’ denir, zira. Bırakalım ‘safdillik’ Ömür Gedik’e kalsın.
‘Köpek görünce içi sızlayan laikçi teyze’ klişesinden feci sıkıldım ben. Ama kalkıp Ramazan çadırlarında iftarını açmakta olan kalabalıkları, böyle bir ‘teşbihle’ horrr görmüş, Bekir Coşkun/Mine Kırıkkanat Çizgisi’ni bir adım öteye götürmüş oluyor musun?
Bal gibi de oluyorsun. Bunun lamı cimi yok.
Madem ‘film tanıtımcısısın’ (Gedik’ten hiç kimsenin ‘sinema eleştirmeni’ diye söz edemeyeceğini de, kabul edelim) böyle toplara, için NE kadar
köpek sevgisiyle dolu olsa da; girmeyeceksin.
Tamam: Star’ın olayı manşetlemesinde de ‘orantısız güç kullanımı’ mevcut; ama Bu Memlekette inançlıların horr görülmesi pratiğinden bana fenalıklar geldi.
HAYATIMDA BİR SABAH aşırı bir Sabah Ezanı’ndan yola çıkarak kalemlediğim (dinsiz!) yazım, Büyük Birlik Partisi tarafından (İzmir Şubesi) protestolanmama neden olduysa diyelim: vız gelip tırıs gider. Gitti. Alıştık, böyle salvolara.
Bir yazarın duruşu var, geçmişi var, yazı toplamı var. Buralarda birine hücum edilirken bunlar da kaale alınmıyor, Niyet Okunması da yapılmıyor.
Ömür Gedik’in yazısını İYİ niyetle, ARD niyetsiz, tamamen halisane hislerle yazdığına eminim. Ama Türk Baskını’ndaki en büyük sansür makinesini sürekli işleten Hürniyet Gazetesi nasıl oldu da bu İŞ KAZASI’na izin verdi?
Yine kendi duruşuma döneyim: bir dinsiz (ve fakat Allahsız değilim o da ayrı) olarak ben nasıl dinsizlik haklarıma hürmet talep ediyorsam yıllardır, Dindarlık Hakları’na da her daim hürmet duymamızın şart olduğunu düşünüyorum.
İnançlıysa; bir dine, onun kurallarına: ne güzel! Buna saygı duyarım. Hor görmem, aşağılamam, dalga geçmem, hürmetsizlik etmeyi aklımın
5 karış ötesinden bile geçirmem.
Bu Topraklar’da BAZILARI böylesine ferah fücur/sorgusuz sualsiz/her nevi dalaverelerine+denyoluklarına sonsuz bir tevekkülle kuşatılmış
yaşıyorlarsa; BU tamamen bu ülkenin Müslümanları, İnananları sayesinde oluyor.
Özellikle bu elemanların, Müslümanlar’a neden feci şekilde hürmet duymaları gerektiğini gözden geçirmelerinde sonsuz fayide
görüyorum. Hatırlatırım!


PERİHAN MAĞDEN - Köşe Yazıları Arşivi

Derkenİki buçuk hafta kadar önce, bir yazım nedeniyle İsmet Berkan’la bir ‘müzakere’ yapmak durumunda kaldım.

Yaşam / 31/01/2009

Hesap veriyorum97’nin Ağustos’unda Radikal’de köşe yazarlığına başladığımda 4 (dört) adet yayınlanmış kitabım vardı.

Yaşam / 29/01/2009

‘Nerden baksan tutarsızlık/Nerden baksan ahmakça’Sabah; sersem ve sepelek uyandım. Daha doğrusu uyanamadım. Bütün gece Ahmet Kaya’nın Öldürülüşüyle çalkalanmıştı, anlaşılan ruhum.

Yaşam / 27/01/2009

Sadri Alışık, Çolpan İlhan ve Tercümesizlik HaliDüşünün ki: Spencer Tracy’le Katharine Hepburn’ün bir çocuğu olmuş- o çocuk sizmişsiniz. Düşünün ki: Humphrey Bogart’la Lauren Bacall’ın oğluymuşsunuz.

Yaşam / 25/01/2009

İsimleri doğru söyle!Ak Tolgalı Beylerbeyi haykırdı “Yargısız infaz!” Beylerbeyimiz’in Basmacılığımız’daki boruları da; pardon, damarları da pek heyheylenmişler:

Yaşam / 22/01/2009

Yemekteyiz AdanaYurt Dışı’nda olmadığım zamanlarda, Yurt İçi’nde SALT (Billur) televizyon karşısında olduğumu; Allah’ın bildiğini Kul’dan NE saklamak olayı, biliyosunuz zaten.

Yaşam / 17/01/2009

Tarafsız medyalamaFasaFiso Dayanışmacıları nasıl geri basacaklar- bilemiyorum. Asfaltı yakıyor bazılarının, yeni manevraları.

Yaşam / 15/01/2009

Meğer O da darbe istiyormuş“Dünyalar benim oldu Kuşkularım boşmuş Meğer O da çoktan Darbe istiyormuş.”

Yaşam / 11/01/2009

Ergenekon fıkracılarıMesela Bedrettin Dalan’ın Ergenekon’dan içeri alınacağını (Dalan dahil) bilmeyen yokmuş anladığım Medyalamamız’da filan.

Yaşam / 10/01/2009

Olmadığın gibi kabul edilmekBenim ‘wisecrack’ (zekâpatlangaçı) bi arkadaşım var. O böyle, çok krek/gevrek laflar bulup eder. Ve hatırlar da, tüm o gevrek/patlangaç laflarını.

Yaşam / 06/01/2009

Mahalle baskınıŞerif Mardin (tabii ennn baba akademisyenler dahi yaşlanır/paslanır/kıbleyi şaşırır/şaşırabilir zamanla) müthiş Türk Dişi Röportajcısı (ailesine başarıyla gelin gitmiş...

Yaşam / 04/01/2009

Mızmız adamMızmız Adam, onlarca yıldır bi köşebaşını işgal eder. Dili yoktur. Üslubu yoktur. Konuştuğu gibi yazar. Yazdığı gibi de, mütemadiyen; konuşur.

Yaşam / 03/01/2009

Gullüm pazıBuraya geldik ki: şokşokşok! Zira bambaşka bi iklimdeydik. Ve de epeyce yanmışız filan kızımla ben. Hatta onun burnu, soyuldu.

Yaşam / 01/01/2009

Bana her şey beni hatırlatıyorBöyle bir insan tipi vardır. Egosantrik (benmerkezci) tabir edilir. Bu tipler, kendileriyle o kadar doludurlar ki, içlerinde başka hiçbir şeye zırnık yer yoktur.

Yaşam / 23/12/2008

Tavan arası temizliğiHani Amerikan filmlerinde sıkça karşımıza çıkan tavanarası görüntüleri vardır: Birkaç sandık, sallanan bir iskemle, iskemlenin üstünde unutulmuş ya da sandıktan çıkan eski bir...

Yaşam / 21/12/2008

Girls of the playboy ‘tansiyon’Biliyorsunuz; ya da bu yazıyla büsbütün hükmedeceksiniz Zararlı Televizyon Programlarına Müptelalık konusunda, Yakut Madalya’ya doğru ilerliyorum.

Yaşam / 20/12/2008

Ermeniler mi? Özür mü? Dilemek mi?Başladı bilumum İşkilli Büzükler, dingildemeye. Dingil dingil. Müjdeler bizden!

Yaşam / 18/12/2008

Eczacıların şanlı direnişiEvdeki bilmemne boy tencereler yetmiyormuş. Onlardan almam lâzım-mış. Lâzım-dı. Bi zamandır. (Ben çok biraz yemekpişirme özürlüyümdür: Tabii, bunun nedenlerine dair de süper teo-saçıklamalarım var.)

Yaşam / 16/12/2008

Kıl, tüy mevzuuŞov TV yaptı yapacağını; ‘Yemekteyiz’ programının bilmemkaç grubundan En Arızalılar Grubu oluşturup, bayram kutusu olarak dayadı önümüze.

Yaşam / 14/12/2008

Medyanın bağırsaklarıGeçenlerde Coen Biraderler’in son filmi ‘Burn after reading’ (esracengiz bi çeviriyle ‘Aramızda casus var’ diye oynatıldı) filminden çıktıktan birkaç saat sonra Şamil Tayyar’ın ‘Ajan gazetecileri deşifre edelim’ yazısı, cuk oturdu doğrusu.

Yaşam / 13/12/2008