Yaygın medya çağındayız, internet çağındayız. O kadar çok konuşuluyor, o kadar çok yerde o kadar çok söz söyleniyor ki, bir yerde bu gürültü içinde duyulmak da çok zor, kelimelerin hâlâ değerli olduğuna insanları ikna etmek de.
Hele hele söz söyleyen kişi siyasetçiyse, dinleyenler veya okuyanlar onun sözlerini epey bir tenzilatla duyuyor veya içine sindiriyor.
Ama derken birisi çıkıyor ortaya ve konuşmaya başlıyor. O konuşurken bir fark ediyorsunuz ki, önce etraf sessizleşiyor, sonra siz dahil herkes ona kulak vermeye başlıyor ve en sonunda onun konuşması içinize de işliyor.
İşte Barack Obama böyle biri. İlk olarak onun 2004 yılında Demokrat Parti’nin kongresinde yaptığı konuşmayı dinlemiştim. Ve dinlediğim andan itibaren de, karşımdakinin herhangi biri olmadığını anlamıştım.
O zaman sıradan bir eyalet senatörüydü Obama ama konuşması farklıydı. Onu dinlerken, ‘Bu adam söylediği şeyi inanarak söylüyor’ diye düşünüyordunuz.
Dün sabahın erken saatlerinde televizyonda onun teşekkür konuşmasını baştan sona çivilenmiş gibi dinlerken aynı duygu bir kez daha geçti içimden.
Öyle kuvvetli kelimelerle ve o kelimeleri daha da kuvvetlendiren öyle bir içtenlikle konuşuyor ki Obama, etkilenmemek, duygulanmamak olanaksız.
***
Sanıyorum eski Romalı politikacı ve hukukçu Çiçero’dan beri bu böyle. Bazı insanlar, inandıkları fikirlerinden ve o fikirlerini dile getirme gücünü veren seslerinden başka hiçbir şeyleri olmadan yola çıkıyorlar ve o sesleri sayesinde her amaçlarına ulaşıyorlar.
Barack Obama, dün sabah dinlediğim konuşmasında kendi seçim kampanyasının nasıl mütevazı şartlarla başlayıp sonra da milyonlarca kişinin bağışlarıyla nasıl büyüdüğünü, milyonlarca gönüllü çalışanın katkılarının nasıl önemli olduğunu söyledikten sonra sözü ustalıkla demokrasinin kendisine getiriyor: ‘Aradan geçen iki yüzyıldan fazla zamana rağmen, halkın halk tarafından, halk için yönetilmesi prensibinin bu dünyada hâlâ geçerli olduğunu kanıtladınız, bu sizin zaferiniz.’
Konuşmanın başka bir yerinde, ‘Sizi dinleyeceğim’ diyor, ‘Özellikle de farklı düşündüğümüzde.’
Ve bana göre konuşmasının en güzel yeri: ‘Bu gece bir kez daha kanıtladık ki, ulusumuzun gerçek gücü, ordumuzun ve silahlarımızın kuvvetinden veya servetimizin büyüklüğünden değil demokrasi, özgürlük, fırsatçılık ve sınırlanamaz umutlarımızdan oluşan ideallerimizin sonsuz gücünden geliyor.’
***
Kelimelerinden başka bir şeyi olmayan insan olarak Obama’nın yapabileceği tek şey insanlara umut vermekti. Değişimin mümkün olduğuna, Amerika’nın başarabileceğine ve başka pek çok şeye ilişkin umut.
Obama o umudu verebildiği, umut vaat ederken inandırıcı olabildiği için kazandı
bu seçimi.
Ve konuşmasının daha ilk cümlesinde söylediği gibi:
‘Eğer hâlâ oralarda bir yerlerde, Amerika’nın her şeyin mümkün olduğu bir ülke olduğundan, ülkemizin kurucularının hayallerinin hâlâ geçerli olup olmadığından, demokrasimizin gücünden şüphe duyan birileri varsa, bu gece cevabınızı aldınız.’
Obama’nın zaferi her şeyden önce umudun zaferidir, 8 yıldır unuttuğumuz gerçek Amerika’nın zaferidir, demokrasinin zaferidir, kelimelerin gücünü küçümsemeyenlerin zaferidir.
Obamalı yıllar başlıyor.
7/11/2008 0:3 | Bilmeden Olumsuz yorum yapanlar ne Amerika'yi iyi taniyorlar, ne Obama'yi taniyorlar, ne de Obama'nin hicbir lobbiden para almadigini biliyorlar. (onun da celli cikar gruplarini kollayacagini soyleyen yorumcuya) Obama'nin su an kimseye gobek borcu yok. Gobek borcu ona tarih boyunca gorulmemis sekilde ortalama olara 100 dolar bagis yapmis, 3 milyon kisiye. 100-200 tane lobiciye degil. |
6/11/2008 21:23 | Demokrasinin değişim gücü... Obama'nın seçimi,değişim isteyen Amerikan halkının tabuları nasıl yıktığının bir göstergesidir ve "demokrasinin bir mucizesidir".Elbette Obama'nın beklentileri ne ölçüde karşılayabileceğini zamanla göreceğiz.Bizi ilgilendiren bir yönü de,Amerikan ve diğer Batı demokrasilerinin,yeni ve yetenekli liderler çıkarmada zorlanmazken,bizim sistemimizin bu konuda adeta kabız olmasıdır. |
6/11/2008 20:3 | baslik sayin berkanin yazisi ya da obamada gördügü sey bana hani zencilerin otobüslerde beyazlara yervermek zorunda olduklari dönemde bi zenci kadinin rosa parksin siirsel, gercek baskaldirisini animsatti . (ver vermesi gereken bir beyaza ver vermemisti)kadinin bu tepkisi tarihe etki etti .bir siyah bu gün basbakan oldu (siirselve inandirici)otobüse binen siyah da beyaz da ayni sekilde zor hayat kosullarina sahipve bu kez obamaya yer verdiler .bakalim ne olacak? |
Türkiye / 10/02/2010
Türkiye / 09/02/2010
Türkiye / 08/02/2010
Yaşam / 07/02/2010
Türkiye / 05/02/2010
Türkiye / 03/02/2010
Türkiye / 02/02/2010
Türkiye / 01/02/2010
Yaşam / 31/01/2010
Türkiye / 30/01/2010
Türkiye / 29/01/2010
Türkiye / 28/01/2010
Türkiye / 27/01/2010
Türkiye / 26/01/2010
Türkiye / 24/01/2010
Türkiye / 23/01/2010
Türkiye / 22/01/2010
Türkiye / 20/01/2010
Türkiye / 19/01/2010
Yaşam / 17/01/2010