Rahmetli Duygu Asena ‘Kadının Adı Yok’ diye yazdığı zaman, ‘Amma da abartıyor’ diye düşünmüştüm, ‘herkesin bir adı olmalı’. Ama İran’ın ‘first lady’siyle ilgili haberi okuyunca ‘Vay canına’ diye düşündüm, ‘kadın gerçekten adsız kalabiliyormuş demek ki!’
Lübnan’ın ‘first lady’si Vefa Süleyman hanım kocasıyla birlikte İran’ı ziyaret ederken İran Cumhurbaşkanı’nın eşi tarafından ağırlanıyor. İkisi oturmuş konuşuyor. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın eşi kara çarşafa bürünmüş, gözlük takmış, bir burnu, bir de ağzı gözüküyor. Karanlık içinde yitip gitmiş gibi bir hali var.
Ve bayan Ahmedinecad’ın ne kızlık soyadı biliniyor, ne ilk adı, ne de yaşı! Sanki böyle bir insan yaşamamış ve yaşamıyormuş gibi!
Kadınların ebedi bir matem tutar gibi kara çarşaflara bürünüp dolaşmasını hiçbir zaman anlamadım. Kadınlar zarafete, estetiğe, güzel gözükmeye önem verir. Eski mezarlarda kadın ölülerin yanında genellikle süs eşyası da bulunur. Kadınları erkeklerden ayıran en önemli özelliklerden birisi budur. Kadını karaçarşafa gömdüğünüz zaman (kadın ikna edilmiş bile olsa) bir yanı eksik kalacaktır.
Cumhurbaşkanı’nın eşinin adının, yaşının, kızlık adının bilinmemesi, en azından kara çarşaflara bürünmesi kadar simgesel önem taşır. Böyle bir durum ortaya çıktıktan sonra istediğiniz kadar “İran İslam Devrimi kadınlara önem vermiştir”, “Bizde kadınlara büyük saygı gösterilir...” türünden nutuklar atın, kimseyi kandıramazsınız!
Geçenlerde İran’ın eski Cumhurbaşkanı Rafsancani’nin kızı Türkiye’yi ziyareti sırasında ülkesinde kadınlara geniş haklar tanındığını, kadınların akademik yaşamda ve iş yaşamında önemli başarılar elde ettiklerini söylüyordu.
İran büyük bir ülke, aynı anda farklı eğilimleri barındırıyor olabilir. Bir taraftan adı ve kimliği bilinmeyen bir ‘first lady’, diğer taraftan akademik yaşamda ve iş yaşamında kendisini kanıtlayan kadınlar!
Yaklaşan seçimlerde Ahmedinecad’ın temsil ettiği tutucu eğilim tekrar iktidar olursa kadınlar açısından katı uygulamaların yaygınlaşmasına tanık olabiliriz. Ahmedinecad sadece kadınlar konusunda değil, dış ilişkilerde de şahin denebilecek bir politika izledi. İsrail’in haritadan silinmesi gerektiğini, atom bombası yapabileceklerini sık sık yineledi. Ahmedinecad’ın tekrar seçilmesi Ortadoğu’da sıcak günlerin habercisi olabilir.
Tabii ki Ahmedinecad’ın eşinin ismi ve kara çarşaflara bürünmesi bizi doğrudan doğruya ilgilendirmez. Ama bu durum, en büyük komşumuzu yöneten kişinin zihniyetini yansıtması bakımından önemlidir.
Sadece İran’da değil, Türkiye’den Malezya’ya kadar bütün İslam dünyasında kadınların giyimi başlıca anlaşmazlık konularından birisi. Kadınlar türban mı taksın, çarşafa mı girsin, burkaların arkasına mı gizlensin... Erkeklerle el sıkışsın mı? Vücudunun hangi kısmını ne kadar göstermesi caizdir?
Sona ermeyecekmiş gibi gözüken bu tartışmanın arkasında cinsellik sorunu yatıyor.
Tarihte böyle bir şey olmuş mudur, bilmiyorum, ama 1.5 milyar insanın gece gündüz cinsellikle ilgili giyim kuşam tartışması içinde, zaman ve enerji harcaması tuhaf bir görüntü sergiliyor olmalı. Yüzlerce yıl sonra, bu tartışmalar bittiği zaman, torunlarımızın torunları bizim hakkımızda neler düşünecek dersiniz?
3/12/2008 2:18 | Yüzlerce yıl sonra kim ne düşünmüş? Çok da önemli değil ancak iyimserliğinize hayran kaldım. Bir tarih yolculuğuna çıkarsak, 1800 yıl önce insanlar dünyanın çapını hesaplarken, evreni anlayıp batıl inanışlarıyla yüzleşirken, bir grup sapık çıktı ve dünyayı ebedi bir karanlığa gömdü. Özgür iradeyi yok ederek, yerine kendi dayattıklar, ne gerçeklerle, ne de insan ihtiyaçlarıyla bağdaşan bir araç vasıtasıyla kitleleri kontrol altında tutmayı başardı bu grup. Bu başarı öylesine büyük bir karanlık oluşturdu ki, medeniyet 2 asır içinde binlerce yıllık birikimini neredeyse tamamen kaybetti. Bilim, Sanat, Felsefe ve insanı insan yapan her ne varsa derin dondurucuya atıldı. Ve sayede yaratılan kölelik sistemi, başkalarının da iştahını kabarttı. biz o başkalarının peşine takılanlardanız. Kristof Kolomb, Galileo Galilei ve Sir Charles Darwin gibi cesur insanlar çıkıp bu karanlığa karşı koyarak bugünkü yarı özgür dünyayı şekillendirdiler. Dikkat ettiyseniz en önemli 3 isimde batı kaynaklı. Bize gelince, cumhuriyetle birlikte bu özgür ortamı ucundan solumaya başlamıştık ki, önce 2. dünya savaşı ardından soğuk savaş, bu nefesimizi bogazımıza tıkadı. Şimdi, 1920lerde kurtulduğumuz hastalıklar tekrar yapıştı yakamıza, her günde şiddetleri artarak geliyorlar. yüz yıl sonra ne mi olur? Artık siz karar verin, Türk-İslam cumhuriyeti sentezi mi, Anadolu Hilafet devletimi? |
28/11/2008 21:6 | Islam ve kadin Kadin islamda ikinci sinif bile degildir yeri kopekten sonra gelir. Muhammedin bir hadisinde "eger namaz kilarken onunuzden kopek veya kadin gecerse namaz bozulur" diyor. Karinizi dovun, mirasin yarisini vermeyin, mahkemede kadinin sahitligini "yarim"(1/2) sayin diyor. Turk kadininin en buyuk sanssizligi kadina deger veren eski turk geleneklerini, islamiyetin zorla kabul ettirilmesinden (zorla kabul ettirilmedi diyenler internette arap muslumanlarinin saman turklere karsi yapilan Curcan ve Talkan katliamlarini tiklasinlar) sonra kaybetmesidir. Mustafa Kemal kadinin statusunu tekrar yukseltmis ama Akp iktidari bunu geri dondurme planini devreye sokmustur. |
28/11/2008 20:6 | kime ??? kadınları çarşafa kapatmak isteyenler, belli yasaklar koymak isteyenler , adının bile bilinmemesini isteyenler acaba atamızın da dediği gibi kadınlarına mı güvenmemekteler yoksa kendilerine mi ?? |
Yorum / 10/02/2010
Yorum / 09/02/2010
Yorum / 07/02/2010
Yorum / 06/02/2010
Yorum / 05/02/2010
Yorum / 04/02/2010
Yorum / 03/02/2010
Yorum / 02/02/2010
Yorum / 31/01/2010
Yorum / 30/01/2010
Yorum / 29/01/2010
Yorum / 28/01/2010
Yorum / 27/01/2010
Yorum / 26/01/2010
Yorum / 24/01/2010
Yorum / 23/01/2010
Yorum / 22/01/2010
Yorum / 21/01/2010
Yorum / 20/01/2010
Yorum / 19/01/2010