10  Şubat 2010, Çarşamba

Son Güncelleme  20:17

JİTEM davasında tarihi itiraf: Cinayet zanlılarına devlet koruması

29/01/2009 04:19

Emniyet onlarca suçtan yargılanan 11 JİTEM sanığının tanık koruma programı dahilinde kimlikleri değiştilip estetik yaptırılarak devlet korumasına altına alındığını açıkladı



Özgür CEBE/DİYARBAKIR

Emekli bazı general ve rütbeli askerlerin bilgisi dahilinde JİTEM yapılanması içinde yer alıp adam öldürme, bombalama ve gasp gibi olaylara katıldıkları iddiasıyla 10 yıldır tutuksuz yargılanan 9’u PKK itirafçısı, 1’i korucu, 1’i de sivil istihbarat elemanı 11 sanıklı JİTEM davasında, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Askeri Mahkemeye gönderdiği yazı ortalığı karıştırdı. Yazıda, adı geçen itirafçılardan 6’sının kimlik ve yüzlerinin değiştirildiği, şu anki nüfus kayıtlarıyla ilgili bilgi vermelerinin mümkün olamayacağı cevabını verdi. Mahkeme ise, itirafçıları halen ifadelerinin alınması için eski kimlik bilgileriyle arıyor.
Güneydoğu’da 1988-96 yılları arasında başta Veli Küçük olmak üzere bazı emekli generallerin bilgisi dahilinde ‘Adam öldürmek, araç bombalamak, suikast, adam kaçırıp infaz etmek, fidye almak’ gibi suçlardan haklarında ömür boyu hapis istemiyle dava açılan tutuksuz sanıklar PKK itirafçıları İbrahim Babat, Adil Timurtaş, Recep Tiril, Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Hayrettin Toka, Fethi Çetin ve Abdulkadir Aygan ile jandarma istihbarat elemanları Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz ve korucu Faysal Şanlı ile ilgili İçişleri Bakanlığı adına Emniyet Genel Müdürlüğü’nce 6 itirafçının kimlik bilgilerine ilişkin 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilen yazı, 10 yıldan beri itirafçıların boşuna yargılandıklarını ortaya koydu.

GİZLİLİĞE UYMAK ZORUNDAYIZ Askeri Mahkeme, ifadelerinin alınması için haklarında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan 6 itirafçının 10 yıldan beri yakalanamaması, açık adreslerinin tespit edilememesi nedeniyle kimlik bilgilerinde bir değişiklik yapılıp yapılmadığını İçişleri Bakanlığı’na sordu. Bakanlık adına Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından askeri mahkemeye gönderilen yazıda, “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak ve taammüden adam öldürmek suçlarından sanık Hacı-Fatım oğlu 1967 doğumlu Kemal Emlük, Haydar-Leyla oğlu 1960 doğumlu Fethi Çetin, Ömer-Hamdiye kızı 1963 doğumlu Saniye Emlük, Mehmet-Zeynep oğlu 1958 doğumlu Abdulkadir Aygan, Asef-Fatma oğlu 1958 doğumlu Hüseyin Tilki, Asef-Fatma oğlu 1953 doğumlu Ali Ozansoy’nin (Tilki) Türk Vatandaşlığından çıkarıldığına dair karar suretlerinin gönderilmesi mahkemenizce talep edilmiştir. Ancak 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu’nun 5'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, ‘Alınacak tedbirlerin uygulanmasında İçişleri Bakanlığı ile ilgili diğer kurumlar gerekli her türlü gizlilik kurallarına uymak zorundadır’ denilmekte olup, ayrıca aynı kanunun 25'inci maddesinde ise, ‘Değiştirilen kimlik bilgileri hakkında hiçbir kurum-kuruluşa kayıt ve bilgi verilmez’ hükmü haizdir” deniliyor.

BÜYÜK PARALAR HARCANDI
Haklarında koruma tedbiri uygulanan 6 itirafçı ve aileleri için gerektiğinde kanun hükümleri doğrultusunda yüklü harcamalar yapıldığı, şahısların açık kimliklerinin deşifre edilmesi halinde devletçe uygulanan tedbirlerin de deşifre olacağı belirtilen yazıda şöyle deniliyor:
“Yani yaşantı ve kimliklerine adapte olmuş bu şahıslar hakkında yeniden koruma tedbirlerinin alınmasına neden olmaktadır. Bu noktada şahıslar ve aileleri için yeniden kimlik değişikliği, iş değişikliği ve gerekirse fizyolojik görünüm değişikliği yapılması cihetine gidilmekte, bu da sosyal yaşama adapte olmakta zaten zorlanmış olan bu şahısları tekrar yeni bir hayata başlatma zorunluluğunu ortaya çıkarmak suretiyle bu şahısların psikolojik olarak büyük sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır. Daha da önemlisi devletçe yapılan harcamaların çok büyük meblağlarda artmasına ve devlete olan güvenin azalmasına neden olmaktadır. Kimlik bilgileri talep edilen Kemal Emlük ile Saniye Emlük’ün 02.04.1993, Fethi Çetin 25.09.1992, Hüseyin Tilki ve Ali Ozansoy’un 23.11.1993 tarihinde alınan bakanlık oluruyla kimlik bilgileri değiştirilmiştir.”

AYGAN BİLGİLERİ DEŞİFRE ETTİ
Yazıda halen İsveç’te bulunan ve açıklamalarıyla emekli Albay Abdulkerim Kırca’nın intihar etmesine neden olduğu belirtilen Abdulkadir Aygan’ın ise, 1979 yılında Abuzer kod adını alarak PKK’ya katıldığı, Gaziantep, Siirt, Şanlıurfa ile Yunanistan, Suriye ve Irak ülkelerinde faaliyetlerde bulunduktan sonra 8 Haziran 1985’te Siirt’te silah ve techizatıyla güvenlik güçlerine teslim olduğu, yer göstermesi ve verdiği bilgiler üzerine 4 PKK’lının ölü, 12’sinin de sağ yakalanmasına yardımcı olduğu belirtilerek şöyle deniliyor:
“Şahıs pişmanlık yasasından yararlanarak 13 yıl 4 ay ağır hapis cezası almıştır. Ceza infaz yasasıyla 02.03.1990’da tahliye olmuş ve bakanlığımızca kendisine gerek maddi, gerekse iş kurma yardımında bulunulmuştur. 30.11.1993 tarihinde de alınan bakanlık oluruyla ailesiyle birlikte kimlik bilgileri değiştirilerek Aziz Turan adını almıştır. Ancak anılan kanun kapsamında değiştirilen kimlik bilgileri ve uygulanan koruma tedbirlerini deşifre etmesi, bu bilgilerin birçok basın-yayın organlarınca yayımlanması ve PKK terör örgütünün kontrolünde İsveç ülkesine gitmesi ve burada iltica talebinde bulunduğu anlaşıldığından 05.04.2006 tarihli bakanlık makamının oluruyla hakkındaki koruma tedbirleri kaldırılmıştır.”
Adı geçen İtirafçılarla ilgili dava dosyası halen 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.
Bakanlık yazısında koruma altında oldukları belirtilen Kemal ve Saniye Emlük ise, geçtiğimiz günlerde intihar eden emekli albay Abdülkerim Kırca ile ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu 8 sanıklı başka bir JİTEM davasında yargılanıyor.




Türkiye kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (15 Yorum)

Kral çıplak! - 31/1/20090:15

evet, artık bunu hepimiz görüyoruz, devekuşları hariç. bu milleti kendi ülkesinde sömürge vatandaşı gibi korku içinde çürütenler, hesap vermeye hazırlanın... bu cennet vatanı cehenneme çevirenler, kendilerini milletin efendisi sananlar, ABD ve İsrail'den aldığınız silahlar da kurtaramaz sizi, İsviçre bankalarındaki hesaplarınız da. iyisi mi, hepiniz estetik yaptırın çirkin suratlarınıza ama gözlerinizdeki korkuyu saklayamazsınız...

JITEM - 30/1/200923:27

Devlet kendi eliyle terörüisti koruyor...Adam öldürtüyor sonra buna devlet sırrı diyor...AYIP...

Devlet Koruması Suça Teşvik Omasın! - 30/1/200913:57

Olmayacak ne varsa yap sonra devlet korumasına gir, ne güzel demi. Vergisini veren, adli sicili tertemiz olup! oldülülen insanların ailelerine ne yardım yapıyor acaba merhametli devlet baba. Yoksa ölenlerin ailelerinden alınan vergilerle, o katillere estetik ameliyatlar mı yapılıyor hala!!. Hata belki öldürülenlerin ailelerine, estetik ameliyatlarından sonra komşu oluyorlardır o katiller. Burası Türkiye, vatan için kurşün atan da! yiyen de! kahram ilan ediliyor. Koro şeklinde kalabalıklar, bağırıp onlarla gurur duyduklarını haykırıyorlar. Söyleyin Allah aşkına, o katiller kaç maaş alıyor öldürülenlerin ailelerinden toplanan vergilerden. Hangi ayrıcalıklara sahipler, suçsuz insanları öldürdükleri için!. Suçsuz öldürülenlerin çocukları hala vatan hainleri listelerindeler mi!. Kim soracak yavrucakları babasız bırakan katillere hesap, yoksa onlara verilen ceza! yapılan estetik ameliyatları ve dolgun maaşları mı!. O katillerin kimliklerini açıklamamakla, potansiyel katillere güvence anlamına geliyor demektir. Bırakın kirli oyunlarla haklarını savunanları öldürmeyi, dürüst olun ve kendinizi onların yerine koyun. Aynı baskılara maruz kalsaydınız ne yapacağınızı düşünün, biran olsun kendinizi onların yerine koyun. Kimse doğmadan kimliğini ve ırkını secme şansına sahip değil, sizde o ırka veya öldürülenlerin ailelerine mahsup olabirdiniz. Her kim olursa olsun ve ne sebepten olursa olsun adam öldürdüyse kınamamız lazım ama, kendi dilini, kültürünü savunanlarada hak vermemiz lazım. Var olanı inkar edeni de kınamamız lazım. Gelecek için, iç barış için, ve kardeşlik için.

ADnet