1  Nisan 2009, Çarşamba

Son Güncelleme  20:17

Spartacus, ‘kurt adam’ olunca...

Spartacus, ‘kurt adam’ olunca...

27/03/2009 09:11

‘Karanlıklar Ülkesi: Lycan’ların Yükselişi’, tamamıyla ‘Shakespearian’ bir hal almış. Lucian’ın, zırt pırt cezalandırılmak üzere kırbaça dizilmesi sahneleri de, ‘İsa’nın Çilesi’ni hatırlatıyor. Ben daha ileri gideceğim: Lucian verdiği mücadelede köleleri ayaklandırırken kendi çapında bir Spartacus’e dönüştüğü hissine kapıldım

UĞUR VARDAN (Arşivi)

 

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

‘Seriyaller çağı’na yeniden dönüşü yaşadığımız günümüz sinemasında, ‘Lycan’ların Yükselişi’ gibi filmleri okumak ise daha kolay oluyor. Çünkü malum bu film ‘Karanlıklar Ülkesi (Underworld) serisinin üçüncü ayağı. Lakin burada da, hikâyenin en evveliyatına gidiliyor, bu da hafızamızı bir hayli zorlamamıza neden oluyor. Şükür ki, serinin esprisi basit: Aslında aynı soydan gelmelerine rağmen ‘vampirler’le ‘kurt adamlar’ (ki üçlemenin jargonunda onlara Lycan diyoruz) arasında bitmez tükenmez bir mücadele vardır, serinin ilk bölümünde olduğu gibi araya aşk girince, Shakespeare’in ünlü ‘Romeo ve Jülyet’i hatırlanır. Serinin ilk iki filmine aksiyonun yanı sıra Selena’yla Michael’ın aşkı damgasını vuruyordu. Bu kez de bin yıl öncesinde, Lucian adlı Lycan’la vampir kız Sonja arasındaki aşkı izliyoruz.
Len Wiseman-Kevin Grevioux ikilisinin yarattığı serinin ilk iki filmini Wiseman yönetmiş, başrolününde de yönetmenin gerçek hayattaki karısı Kate Beckinsale oynamıştı. Bu kez yönetmen koltuğuna Patrick Tatopoulos oturmuş, Beckinsale yerine de daha vahşi bir güzelliği sahip Rhona Mitra geçmiş. Lucian rolünde ise ‘The Queen’de başbakan Tony Blair’i, ‘Frost/Nixon’da da gazeteci David Frost’u canlandıran Michael Sheen var. Sheen, serinin ilk iki filminde de rol almıştı. Bu arada son dönemdeki aksiyonlarda ‘demirci’ (başka bir söylenişle nalbant) karakterlerini hep, bir başka İngiliz oyuncu Orlando Bloom (‘Karayip Korsanları’ serisi ve ‘Cennetin Krallığı’) canlandırırdı. Bu kez bayrağı Sheen devralmış görünüyor.
Öte yandan kadroda bol sayıda İngiliz oyuncu (Viktor’u da, ilk iki filmde olduğu gibi Bill Nighy canlandırıyor) olup hikâye de alttan alta ‘Romeo ve Jülyet’e göz kırpınca, ‘Karanlıklar Ülkesi: Lycan’ların Yükselişi’, tamamıyla ‘Shakespearian’ bir hal almış. Lucian’ın, zırt pırt cezalandırılmak üzere kırbaça dizilmesi sahneleri de, ‘İsa’nın Çilesi’ni hatırlatıyor. Ben daha ileri gideceğim: Lucian verdiği mücadelede köleleri ayaklandırırken kendi çapında bir Spartacus’e dönüştüğü hissine kapıldım.
Klasik yargıyı bilirsiniz; devam filmleri kötüdür. Lakin ‘Karanlıklar Ülkesi’ serisinin üçüncü adımı son derece iyi bir aksiyon. Hikâye işliyor, oyunculuklar ama ondan öte efektler çok iyi (zaten yönetmen Tatopoulos, ilk iki filmin yaratık tasarımcılarındı), atmosfer de gayet başarılı; daha ne olsun?




Sinema kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (1 Yorum)

underworld - 15/4/20099:43

karanlıklar ülkesi 1 ,2, 3 bu filmden daha iyiydi.bu film cok baştan sağma olmuş.

ADnet