12  Kasım 2009, Perşembe

Son Güncelleme  20:17

Erdoğan kırmızı çizgiyi aştı

12/11/2009 08:37

Hiçbir Müslüman ülkenin soykırım yapmayacağını söylerken İsrail'de bunu Filistinlilere yapan Yahudiler olduğunu ima eden Türkiye başbakanı, bu ırkçı tonlamayla kırmızı çizgiyi aştı. Ucuz siyasi puanlar adına bu tür açıklamaların yapıldığı Türkiye güvenilir bir arabulucu olamaz


Seth Freedman


Tam ters yöndeki gözle görülür kanıtlara rağmen Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, ‘Müslüman itikatına sahip olanların soykırım yapmasının mümkün olmadığına’ inanıyor. Türkiye başbakanı bu minvalde, Sudanlı paramilislerin Darfur halkına karşı soykırıma varan eylemlerde bulunduğunu ya da Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’e bu konuda yönelttiği suçlamaları kabul etmiyor.
Dahası Erdoğan’a göre, İsrail’in Gazze’deki ‘savaş suçları’ Sudan’da olan biten her şeyden daha vahim. Bu yorumun, Kudüs’le Ankara arasındaki zaten kırılgan durumda olan ilişkileri daha da gereceği kesin. İsrail’in Dökme Kurşun Operasyonu sırasında yaptıkları hakkında ne düşünürseniz düşünün, bu tür saçma kıyaslamalar yapmak hem beyhude hem de yanlış. Hele hele kendisini İsrail’le Filistinliler arasında uygun bir arabulucu olarak gören bir devlet adamının ağzına hiç yakışmıyor.

İsrail sağını güçlendiriyor
Erdoğan’ın bütün Müslümanları soykırım suçlamasından muaf tutan sözleri, dünyadaki kanlı savaşların karşısında tel tel dökülüyor: Pakistan’dan Irak’a, İran’dan Afganistan’a ve ötesine kadar, Erdoğan’ın abes açıklamasından, genel olarak da sözüm ona tarafsızlığından şüphe duymak için her sebep mevcut. Türkiye’nin insan haklarına saygılı olduğunu iddia ediyor (ülkenin ezilen Kürt nüfusu arasında muhtemelen pek rağbet görmeyecek bir iddia bu) ve Beşir örneğinde dünyaya, “Darfur’da böyle bir şey olsaydı, sonuna kadar takipçisi olurduk” teminatı veriyor.
Bütün bunlar bir yana, Erdoğan’ın Beşir’e desteği zayıf bulgulara dayalı görünüyor ve yakın tarihteki en vahim katliamlarından birini örtbas etme çabası olması bakımından kendi içinde son derece çirkin bir suç teşkil ediyor. Fakat daha berbat olanı, Türkiye başbakanının mesajındaki ırkçı tonlar: Yöneticilerinin yanlış davranışlarından ötürü her devlet gibi İsrail’e de çıkışmak tepeden tırnağa kadar haklı bir tutum olsa da, bu tenkit şunun veya bunun dinsel değerlerine topyekün bir saldırıya dönüşmemeli.
Böylesine tek taraflı ve seçici bir eleştirellik, Yahudi devletiyle hiçbir zaman temas kurmayacak olan ortak bir Arap düşmanla mücadele ettiğine inanan İsrailli sağcıların en ciddi korkularına oynuyor. Erdoğan’ın hiçbir Müslüman ülkenin soykırım yapamayacağını söylerken İsrail’de bunu Filistinlilere yapan Yahudiler olduğunu ima etmesi, açıkça kırmızı çizgiyi aşıyor. Bu tutum, Türkiye’nin bölgesel ihtilaflarda önemli bir arabulucu rolü oynamayı sürdürebileceğini uman herkesin kulağında tehlike çanları çaldırmalı.
Erdoğan’ın bakışına göre İslam, soykırım yapan bireyler veya gruplar üretmez, üretemez ve asla üretmeyecektir, çünkü Müslümanlığın kuralları bu tür toplu katliam eylemlerini yasaklar. Yahudilik de bu tür pervasız şiddeti açıkça yasaklar, fakat Erdoğan açıklamasındaki anlam belirsizliğini, siyasi hedeflerine uyacak biçimde, öylece havada bırakmaktan gayet memnun. Erdoğan’ın muhatapları, bu açıklamalara karşı çıkma göreviyle karşı karşıya. Tıpkı Hıristiyan ülkelerin dünya çapında işlediği suçlar bağlamında, Hıristiyan öğretilerin İslam’ınkilerden daha az insani olduğunu söylemesi durumunda yapmaları gerekeceği gibi.
Erdoğan’ın İsrail’e yönelik giderek nahoş bir hal alan tutumu birçokları tarafından, Türkiye’nin AB’ye tam üye olmak yönünde görünürdeki arzusuna rağmen, zarını Suriye ve İran gibilerinden yana atma tercihinin kanıtı sayılıyor. Bu çatallanma Türkiye’nin kimlik krizinin özünü barındıyor: Bir yandan laik Batı dünyasının ayrılmaz bir parçası olmak istiyor, bir yandan da Ortadoğulu bir İslami küme içinde kilit bir aktör olma fikrinden hâlâ kopamıyor.

İşleri daha vahim hale getiriyor
Türkiye’nin nihayetinde seçeceği istikamet kendi bileceği iş, fakat bu süreçte görünen ki Erdoğan’ın yönettiği bir Türkiye’yi İsrail-Filistin müzakerelerinin dışında tutmak gerekiyor. Zaten güç bela dönen çarklara bir çomak daha sokmanın hiç lüzumu yok. İsrail’in muktedirleri en ufak bir marazı fırsat
bilip, süreci kafalarına göre rayından çıkarmak konusunda mahir olduklarını gösterdi. Bu sahtekârlıklara alkış tutmak mümkün değil, fakat Erdoğan gibilerinin bir yandan arabulucu rolü kesip öte yandan böyle çarpık açıklamalar yapmasına göz yumarak işleri daha da vahim hale getirmenin de hiçbir manası yok.
Barış sürecinin yapılabilecek bütün katkılara ihtiyacı var - ve ucuz siyasi puanlar kazanmak adına kafasını kuma gömdüğü sürece Erdoğan’dan bu sürece hiçbir hayır gelmez. (The Guardian/11 Kasım 2009)





Dünya kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (29 Yorum)

aynı şekilde kürtler de... - 13/11/200911:18

aynı şekilde kürtler de onların yönlendiricisi Türkçü askerler ve onların da yönlendirici Almanların tezgahıyla, bu kez Rusların ve Fransızların yönlendirdiği Ermenileri muazzam bir kırıma uğrattı... (bunu sadece meseleleri insan hakkı ihlali üzerinden ve geçmişteki acılar üzerine tartışırken tek bir etnik kimliğin merceğinden yapmamanızı size hatırlatmak için yazdım)... yani ne demekmiş??? tabii ki müslümanlar da soykırım, kırım, kıtyım yapmıştır, kürtler de... kıyım yapmayan etnik-dini kimlik kesinlikle yoktur... belki böylesi eli kanlı bir tarihten muaf olma madalyası verilebilecek yegane örnek kızılderililer ile tibetli budistlerdir... ki aynı budistlerin taylanddı olan devleti bile şu anda örneğin ayrılıkçı müslümanlarla benzer kanlı hesaplaşmalara giriyor... yani ne demekmiş??? insanlık tarihinin ortak mirası olan kıyım, kırım geçmişini tek bir tarafa yüklemek (ister hristiyan ol, ,,ster müslüman, ister türk, ister kürti ister ermeni) tamamen bir zırvalıkmış...

kopyala yapıştır - 13/11/20096:22

Kendi kaleminizle yazamadığınızı seth freedman efendiden kopyalıyosunuz. Bence dünya gerçeğiyle örtüşmor bu yazılar. Avrupa denilen tek dişi kalmış canavar yıllarca sömürü ve zulüm politikası izledi. Şimdiki zamanda abd ve israil biraz daha geliştirerek canavarlığı sürdürüyor ortaklarıda ingiltere rusya ve ab. Abd kendi yarattığı liderleri düşman ilan ederek masumları katledip halka zulüm ederken kimseyi takmıyor. Başbakanın müslüman alemini koruyucu şeyler söylemesi heralde kulaklarınızı ölen masumların çığlıklarından daha çok rahatsız etti..

Istifa! - 13/11/20094:16

Boynuna "ben saçmalarım" diyen levhayı astı. Bundan sonra hangi yüzle herhangi bir kimseye bir fikir söyleyebilecek? Dünyaya kendini de bizi de maskara ve rezil etti. Karşı tarafa fırsat verdi bizi yere batırmaları için. İkinci defa sizi istifaya davet ediyorum Erdoğan bey, Türkiyenin de kendinin de şerefini kurtar. Ergun Tok

ADnet