21/01/2010 9:48
Bu trajedi çok insanı harekete geçirdi. Ama çok azı Haiti'nin neden bu kadar fakir olduğunu düşündü. Neden nüfusun yüzde 50'si yurtdışından aile fertlerinin gönderdiği paraya bağımlı yaşıyor? Niçin Haiti'yi şimdiki duruma ve bu büyük acıya sürükleyen gerçekler incelenmiyor?
HAİTİ'DE FELAKETİN BİLANÇOSU HABERİ İÇİN TIKLAYIN
FİDEL CASTRO
İki gün önce, Küba saatiyle sabaha karşı altıda, televizyon kanalları Port-au-Prince'i ciddi bir şekilde sarsan şiddetli depremi (Richter ölçeğiyle 7.3 büyüklüğünde) vermeye başladılar. Bu sismik fenomen, nüfusun yüzde 80'inin kerpiç ve çamurdan yapılmış evlerde oturduğu Haiti başkentinin 15 kilometre uzaklığında denizdeki bir faydan kaynaklanıyordu.
Haberler saatlerce hiç aralıksız devam etti. Herhangi bir görüntü olmasa da birçok kamu binasının, hastanelerin, okulların ve sağlam bir şekilde inşa edilmiş birçok binanın yıkıldığı bildirildi. 7.3 şiddetinde bir depremin, 400 bin ton TNT patladığında yayılan enerjiye denk olduğunu okudum.
Trajik tarifler dilden dile aktarılıyordu. Sokakta yaralı insanlar tıbbi yardım için ağlıyordu, etrafları yakınlarının gömülü olduğu göçüklerle sarılıydı. Ne var ki birkaç saat boyunca hiç kimse hiçbir görüntü yayınlayamadı.
Haberleri hepimiz şaşkınlıkla karşıladık. Çoğumuz Haiti'de gerçekleşen fırtınaları ve ciddi sel baskınlarını zaman zaman duymuştuk, ancak hiçbirimiz bu komşu ülkenin büyük bir deprem riskinde olduğundan haberdar değildik. Bu olaydan sonra ortaya çıktı ki, bundan 200 yıl önce büyük bir deprem o zamanlar birkaç bin kişinin yaşadığı bu şehri benzer bir şekilde etkilemişti.
Gece yarısı olduğunda kurbanların tahmini sayısı hâlâ açıklanmamıştı. Yüksek rütbeli Birleşmiş Milletler yetkilileri ve birkaç hükümet görevlisi yardım için acil durum ekipleri göndereceklerini açıkladılar. MINUSTAH (Haiti Birleşmiş İstikrar Görevi) orduları bölgede konuşlanmış olduğundan, bazı savunma bakanları personelden olası kayıpların olabileceğini konuşuyordu.
Çarşamba sabahından itibaren çok büyük kayıplar olduğuna dair üzücü haberler gelmeye başladı. BM gibi kurumlar bile ülkedeki bazı binalarının yıkıldığını bildirdi.
Saatler boyunca bu komşu ulusun durumuyla ilgili git gide daha travmatik haberler gelmeye devam etti. Ölen kurbanların sayısının çeşitli kaynaklara göre 30 bin ile 100 bin arasında değiştiği söylendi. Bu felaketin dünya çapında yaygın bir şekilde yayınlandığına şüphe yok ve birçok devlet harekete geçti ve yardım etmek için çaba sarf ediyor.
Bu trajedi çok fazla insanı harekete geçirdi. Ama belki de çok azı durup da Haiti'nin neden bu kadar fakir bir ülke olduğunu düşündü. Neden nüfusun yüzde 50'si yurtdışından aile fertlerinin gönderdiği para havalelerine bağımlı yaşıyor? Niçin Haiti'yi şimdiki duruma ve bu büyük acıya sürükleyen gerçekler incelenmiyor?
Bu hikayenin en merak uyandıran yönü, Haiti'nin Avrupa tarafından köleleştirilen 400 bin Afrikalının, şeker ve kahve ekimindeki 30 bin köle sahibine karşı ayaklandığı, dolayısıyla bulunduğumuz yarımkürenin ilk büyük sosyal devrimini gerçekleştiren ilk ülke olduğundan hiç kimsenin bahsetmemesi. Burada yenilemez bir şöhretin sayfaları yazıldı. Napolyon'un en yüksek rütbeli generali burada yenilgiye uğratıldı. Haiti, sömürgecilik ve emperyalizmin, insan kaynaklarının bir yüzyıldan fazladır en zor işlerde çalıştırılmasının, askeri darbelerin ve doğal kaynaklarının tüketilmesinin, somut ürünü.
Gezegenin sakinlerinin büyük çoğunluğunun sömürülmesinin ve talan edilmesinin sürdüğü bu dünyada, Haiti çağımızın kepazeliği olmasaydı eğer, bu tarihi gerçekliğin gözden kaçırılması bu kadar ciddi olmayacaktı.
Latin Amerika, Afrika ve Asya'dan milyonlarca insan, Haiti vakasındaki kadar olmasa da benzer yokluklar çekiyor.
Buradaki gibi durumlar dünyanın hiçbir yerinde olmamalı, ancak dayatılan adaletsiz uluslararası ekonomik ve siyasi düzenden dolayı dünyada on binlerce şehir ve kasabada benzer ve ya daha kötü koşullar var. Dünya nüfusu sadece doğal felaketlerden dolayı (Haiti'de olduğu gibi) tehlike altında değil. Bu doğal felaketler, iklim değişikliği sonucunda gezegende neler olabileceğinin bir göstergesi, bu da Kopenhag'daki aldatmacanın konusuydu.
Haiti'deki felaketten dolayı yurttaşlarını ve çalışanlarını kaybeden bütün ülkeler ve kurumlara sadece şunu söylemek doğru olur: hiç şüphemiz yok ki insanların hayatını kurtarmak ve uzun süredir acı çeken bu toplumun acısını hafifletmek için en büyük çaba gösterilecektir. Haiti'de uygulanan politikayı kabul etmesek de, onları gerçekleşen bu doğal felaketten dolayı suçlayamayız.
Ama şunu ifade etmeliyim ki şimdi bu kardeş ulusun sorunlarına gerçek ve kalıcı çözümler üretmenin tam zamanıdır.
Sağlık hizmetleri ve diğer konularda Küba, Haiti halkıyla senelerdir işbirliği yapıyor. 400'e yakın doktor ve sağlık görevlisi Haitililere ücretsiz hizmet sunuyor. Doktorlarımız ülkenin 337'i topluluğundan 227'sine her gün hizmet veriyor. Diğer taraftan, en az 400 Haitili genç ülkemizde tıp eğitimi görüyor ve bu gençler dün Haiti'ye giden takviye ekipleriyle kritik durumdaki yaralıları iyileştirmek için çalışacaklar. Yani, özel bir çaba harcanmadan 1000'den fazla doktor ve sağlık uzmanı bir anda seferber edilebiliyor ve hepsi de Haiti halkına yardım etmek isteyen diğer devletlerle işbirliği yapmaya hazır.
Bunun dışında da önemli sayıda Haitili genç şu anda Küba'da tıp okuyor.
Biz Haiti halkıyla diğer alanlarda da elimizden geldiğince dayanışıyoruz. Politika ve fikirler alanında birbirine zıt olarak tanımlanan ulusların, -Haiti'deki gibi- insanların acı çektiği trajedileri sonlandırmak için işbirliği yapmasından daha değerli bir dayanışma biçimi yoktur.
Sağlık ekibimi şefimiz, dün Port-au-Prince'e vardıktan birkaç saat sonra "durumun çok zor olduğunu, ancak şimdiden hayat kurtarmaya başladıklarını" rapor etti.
O gece geç saatlerde, Kübalı doktorların ve ELAM'ın Haiti asıllı mezunlarının ülkenin her yerine dağıldıklarını öğrendik. Şimdiden Port-au-Prince'de binin üzerinde hasta baktılar, yıkılmayan hastane binalarında ameliyatlar yapıyorlar, gerekli yerlere seyyar hastaneler kullanıyorlar.
Kübalı doktorların ve Küba'da eğitim görmüş genç Haitili doktorların Haiti'deki kardeşlerimize hizmet sunarak gösterilen işbirliğinden gurur duyuyoruz.
* Eski Küba Devlet Başkanı Fidel Castro'nun 13 Ocak tarihli yazısının İngilizcesi Znet'te yayımlanan metnini, Çiçek Tahaoğlu bianet için Türkçeleştirdi.
Ancak şimdi.. - 26/1/20103:15
Emperyalizmin haiti'yi düşürdüğü durumdan sonra hala sosyalizmi eleştirenler olduğunu görmek,hele sosyalistlerin hala dostlarının kimler olduklarını anlayamadıklarını görmek,......yazıklar olsun.
sizlerde açsanız gözünüzü! - 22/1/201013:43
sosyalizmi savunanları eleştirmek yerine sizlerde açsanız biraz gözünüzü! kapitalizmle yürümüyor bu işler zengin olan dahada zengin fakir olan daha da fakirleşiyor gerçeğini görseniz artık! tabi hala orta sınıflarda kalabilen insanlar için herşey çok güzel ama orta sınıfta aradan çekilmek zorunda kaldığında bakalım sosyalizmin neresini eleştireceksiniz? Sosyalizmde yapılan hataları eleştiriyorsunuz hala, Sosyalizmin özünü eleştirmiyorsunuz. Çünkü, Fidel gerçek sosyalizmi yaşatamıyoru Küba'da, Stalin gerçek sosyalizmi yaşatamadı Sovyetlerde ve diğerleri gerçke sosyalizmi yaşatamadıkları için onların hatalarını eleştirebilirsiniz ancak. Gerçek ve Mutlak Sosyalizm Tüm İnsanlığın Kurtuluşudur! Gerçek bir İnsanlık Sistemidir, Gerçek amacıyla yani işçi sınıfı yönetiminde bir sistem ele alındığında başarılı olacaktır ve olacak...
sovyetler mi? - 22/1/201013:27
irkadaşımız resmen batmış sovyetlerle abd'yi karşılaştırmak istemiş. gülünç ve safiyane bir istek. top gun'da abd uçakları nal toplamış. hayali geçelim. sovyetlerin batışını tetikleyen şey finladiyalı o bölgeden birinin kullandığı basit bir uçağın moskavaya'ya hiç bir sorunla karşılmadan ulaşması ve inmesi idi. gerçekler filmden farklı yani. üstelik daha kötü bir skorun var birini uçakları hala uçuyor, ötekinin mürettebatı komşu ülkelerde hizmet veriyor. bu konuda fazla lafa gerek yok. sabit fikirlilikten sıyrılmak lazım. bir arkadaş küba için onurlu insanlar ülkesi demiş keşke öyle olsaydı ama fakirlik onuru çok inciten bir şeydir. reklam işikları yokmuş ne var ki? fakirlik başka batılı iki turust gelcek de para yüzü görecekler. TBMM'deki küba ile dostluk grubunda çokça milliyetçi bir partinin vekilleri de bulunur. vekillerimizin kübanın hangi sosyalizmine hayran kaldıkları araştırılmadır. sosyalizm bir sistem olarak halkın refahına hizmet edemez, ancak kastro ve oğlu/kardeşinin iktidarina hizmet edebilir. lütfen açın gözünüzü