3  Şubat 2009, Salı

Son Güncelleme  20:17

EKLER ARŞİV
 

El yapımı rüyalar

El yapımı rüyalar

Çelebi, “Ağırlıklı olarak şehvet, güzellik ve cazibeyi ön plana çıkaran çalışmalar yapıyorum” diyor.

31/01/2009

15 yıldır Amerika’da yaşayan fotoğraf sanatçısı Akif Hakan Çelebi, kişisel sergisi ‘FASHIONISTA!nbul’ için İstanbul’da. Bu fotoğraflar canlı renkleri, dramatik kurguları ve yarattıkları hayal âlemiyle bakana gündüz düşleri gördürüyor

ELİF TÜRKÖLMEZ (Arşivi)

Bu fotoğraflara bakan, spokofilinin arsızca açılan kapısından süzülüp seyir zevkinin gizli bahçesine giriyor, Alice’in Harikalar Diyarına girdiği gibi. Fotoğraf sanatçısı Akif Hakan Çelebi, dünyanın en güzel bebeklerine en biçimli fırfırlılarını giydirip patlatırken flaşları, bize de bakmanın doyumsuz zevkini yaşamak kalıyor. Fotoğraflar en masum ifadeyle birer dondurma, gözler dil oluyor. Film sahnesini aratmayan bu kareler fotoğraftan fazlası gibi duruyor, sanki onu çeken biri yokmuş ve hiç olmamış gibi gözleyenle gözlenen başbaşa kalıyor. Çelebi detaya takılmıyor, manayı bütünde arıyor. Üstelik kamyonla yük taşımayıp gayet mütevazı bir ekiple çalışıyor. İlhamını sinemadan aldığını söyleyen Çelebi’nin İstanbul’daki ilk kişisel sergisi ‘FASHIONISTA!nbul’, 20 Şubat’a kadar İstanbul Moda Akademisi’nın Nişantaşı’ndaki binasında olacak. Sanatçıyla gerçek dışı, erotik, avangart diye tanımlanabilecek işlerini ve moda fotoğrafçılığının inceliklerini konuştuk. 

Nasıl başladınız fotoğraf çekmeye?
Daha önceleri de ilgim vardı ama 2004 yılında amatörce başladım. İlk zamanlar çevremdeki kişileri, arkadaşlarımı fotoğraflıyordum. Kendimi sınamak için Avustralya’da bir fotoğraf yarışmasına katıldım ve kazandım. Bu bana ilham verdi ve fotoğrafa daha yoğun bir şekilde sarılmama neden oldu. 2006’da, Almanya’da dünyada geleceğin en iyi ‘yeni jenerasyon’ fotoğrafçıları arasında gösterildim. Yine aynı yıl fotoğraf Oscarları olarak anılan International Color Awards’da finale kaldım. Moda, reklam ve sanatsal fotoğraflar üzerine çalışmaya başladım.

İMA’daki projeniz ‘FASHIONISTA!nbul’un teması nedir?
‘Fashionista’ yeni bir terim ve modaya gönülden bağlı olan ve takip edenler için kullanılıyor. Sergimin içeriği de İstanbul’un semtlerinde çektiğim moda fotoğrafları olduğundan bu terimle şehri birleştirdim ve böyle bir isim ortaya çıkardım. Ünlemin orada olmasıysa ‘Fashionista’ terimine daha bir vurgu kazandırması içindi.

Sizin fotoğraflarınızın alışıldık moda fotoğraflarından farkı nedir?
Bunun cevabını ben değil, beni takip eden insanların vermesi gerekir. Çünkü belirli bir formata uyayım diye çekmiyorum fotoğraflarımı. Nasıl seviyorsam, o an içimden nasıl geliyorsa zorlamadan çekiyorum. Editleme aşamasında da aynı ruh halinde olduğumdan sonuçta önce benim sevdiğim işler ortaya çıkıyor, ondan sonrasındaysa izleyicilerin takdirine kalıyor. 

Tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
İzleyiciye fotoğrafın hikâyesini ve fotoğraftaki atmosferin ruhunu yansıtmaya çalışıyorum. Klasik renkler yerine alışılagelmemiş renk kombinasyonları kullanarak kendi karakteristik özelliklerimi fotoğrafa yansıtmayı seviyorum. Farklı bakış açılarıyla cazibesi olan fotoğraflar sunmayı seviyorum. Ağırlıklı olarak şehvet, güzellik ve cazibeyi ön plana çıkaran çalışmalar yapıyorum.

Fotoğraflarda bir sinema tadı var sanki...
Önce pazarlama okudum, sonrasında da film/TV yapımcılığı. Mezun olduktan sonra televizyon kanallarında çalıştım. Görsel sanatlarla hep iç içeydim. Belki bu birikim, fotoğraflarımdaki sinemasal anlatımın bir sebebi olabilir. Mesela her izlediğim film karesini bir fotoğraf olarak inceliyorum. Wong Kar Wai, Jean Pierre Jeunet, Quentin Tarantino gibi her karesi bir fotoğraf niteliğinde filmler çeken yönetmenlerden ilham alıyorum. 

Nasıl eleştiriler geliyor? Fotoğraflarınız erotik, çarpıcı ve dramatik görünüyor...
Çok değişik yorumlar geliyor. Renkleri, atmosferi beğenen, ‘avangart’ veya ‘ekspresyonist’ terimleriyle bağlantılandıranlar oluyor. Benim için en önemlisi Akif Hakan fotoğrafı olabilmeleri, yani özgün duruşları. Bunu başardığım zaman önemli bir yol kat ettiğime inanabilirim.

İçerik böyle, tekniğe olan eleştiriler neler?
Hepsi de bilinçli kadrajlanmış, ışıklandırılmış çalışmalar. Teknik olarak şu kadrajda olmasaydı, böyle durmasaydı gibi eleştiriler benim için çok önemli değil.

Moda fotoğrafı çekmenin incelikleri neler?
İlk olarak fotoğrafçının modaya çok ilgi duyması gerekir haliyle. Modayla ilgisi olmayan, trendleri takip etmeyen, ‘fashionista’ olmayan birinin iyi moda fotoğrafı çekmesi zor. Benim bir moda görüşüm var ve bu tarz kıyafetleri kullanarak fotoğraf çekmeyi hedeflerim her zaman. Sevmediğim kıyafetleri ve stilleri fotoğraflamam. Burada ödün vermemek çok önemli çünkü zevkinizden ödün verdiğiniz zaman kendi tarzınızı tutturamazsınız ve oradan buradan toplama şeyler ortaya çıkar. Bir fotoğrafçı için en önemli olan kendi görüşüne yakın bir stilist/moda editörüyle çalışması. İstanbul’da aynı frekansta olduğum editör sayısı azınlıkta açıkçası ama yine de memnun kaldığım stilist arkadaşlarım oldu ve onların katkılarıyla da bu fotoğraflar ortaya çıktı.

Dünyanın farklı yerlerinde çekimler yapıyorsunuz, diğer yerlerden farklı olarak İstanbul nasıl bir ilham veriyor?
İstanbul bilhassa eski mimarisi ve binalarının yıpranmış dokusuyla benim fotoğraf stilime çok uygun bir şehir. Çok mistik bir atmosferi var, bu nedenle fotoğraflarıma ayrı güzel bir etki katıyor. Eski ve otantik mimarisi olan semtlerde, Balat, Galata, Tünel/ Asmalımescit, Taksim gibi yerlerde çekimler yaptım. Sanıldığının aksine sokak çekimlerimde hiçbir engelle karşılaşmadım. Halk çok yardımcı oldu, hatta onların bilmeden yaptığı katkılar fotoğraflarımı daha ilginç kıldı. Burada yaptığım çekimlerden çok memnun kalıyorum. Fotoğraflarımın doğal olmasında da İstanbul halkının çok büyük katkısı var. Aynı havayı Japonya’da yaptığım çekimlerde de yakalayabilmiştim. 

Kimlerle çalıştınız İstanbul projesinde?
Moda editörleri Merve Kırşan, Duygu Altıparmak, Ayşe Sönmez, Selay Güleç. Makyaj ve saç için Burcu Taş, Jerry Stolwijk, Pasha, Sevgi Demirel ve İsmail Filizler’le çalıştım. Modeller de Ivana Honzova, Justyna Mickiewicz, Leto Lama, Juli Csoka. 

Beğendiğiniz moda fotoğrafçıları var mı? Tarzınızın benzediğini düşündüğümüz Tim Walker’ı beğenir misiniz?
Evet, Tim Walker’ı beğeniyorum, yaratıcı ve özgün. Miles Aldridge, Craig McDean ve Satoshi Saikusa da kendi stilime yakın bulduğum ve sevdiğim fotoğrafçılar arasında.



Cumartesi kategorisindeki tüm haberler »

Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...
ADnet