7  Nisan 2009, Salı

Son Güncelleme  20:17

EKLER ARŞİV
 

Bir millet uyanıyor!

Bir millet uyanıyor!

İnsanlar alişveriş edip vatanperver mi olsa, tüketimi sorgulayıp ‘uyansa’ mı?

05/04/2009

Krize karşı bir taraftan insanlar alışverişe, tüketmeye ve bu yolla bir tür vatanperverliğe davet edilirken, diğer taraftan da ‘bir millet uyanıyor!' çağrısı ile sorgulamaya, düşünmeye ve bilinçlenmeye yöneltiliyor

YAVUZ ODABAŞI (Arşivi)

Bir süredir, Tansaş’ın kriz ortamından olumsuz etkilenen satışları artırmak için gerçekleştirdiği reklam kampanyasını büyük bir ilgiyle izliyoruz. Alışverişten gelen iki kadının konuşmaları bir yakınmanın ve öfkenin belirtisi. “Baştan iyiydiler tamam, başta beğendik ama sonra bozdular. Yemiyoruz bunları yani. İstemiyoruz, zorla mı?” biçiminde süren diyalog aslında bir reklam filminden çok daha fazlasını ifade ediyor.
Küresel ekonomik kriz, dünyanın yeni bir yapılanmaya girdiğinin ve farklı bir evreye geçileceğinin habercisi. Geleneksel ve varolan yapı her yönüyle değişim ve dönüşüm geçiriyor. Hiç şüphesiz iş dünyası ve ticaret de değişiyor. Doymak bilmeyen sonsuz bir ihtirasla tüketmeye alışan toplumlar ve bu toplumlardaki insanlarda davranış ve beklenti değişiklikleri, beklenen bir sondu. Tüketici, edilgen ve istenildiği gibi yönlendirilebilecek bir varlık olarak görülmekten bıktı usandı artık. “Anlamı para olan varlıklar” olarak görülmek de, “benim olması gereken parayı cebinde bulunduran” kişiler olarak görülmek de tüketiciyi yordu. Eski alışkanlıklarını sürdüren ve değişmeye yeltenmeyen tüccar kesimi, bu anlayışı ve yaklaşımı devam ettirirken krizin olumsuzluklarını da tüketicilerin sırtına yükleyip gidermeye çalışıyor. İndirimlerin bazılarında hâlâ eski alışkanlıklardan kalma, serisi kalmamış, ömrünü tamamlamış, ucuza üretilmiş Uzakdoğu mallarını insanlara satmaya çalışanlar ve bundan medet umanlar var. Ancak, köprünün altından çok sular geçti ve devir hızla değişiyor, dönüşüyor.
Yeni oluşan değerler çerçevesinde yepyeni bir algılama ve anlayış yeşeriyor. Müşterilerini dolandıran, sözünde durmayan, aşırı fiyatla satış yapan, kayıtdışılığı sürdüren, ambalajlardaki aşırılık ve şişirmeyle göz boyayan, çevreyi kirleten, müşterisine mağazada tepeden bakıp onu küçümseyenlerden, indirimden ancak kaybedenler yararlanır duygusunu yaratanlardan kurtulmak için büyük bir fırsat yaratıyor küresel ekonomik kriz. “Kazanç onlara, fatura topluma” anlayışı büyük tepki alıyor. Gelişmekte olan değerler ise, herkesin kazanmasına yönelik bir içerik taşıyor.
Tansaş’ın yeni reklam kampanyası tam da bu değerlere, düşüncelere ve algılamalara yönelik. Yüksek orandaki indirimlere bakarak daha önce aldığı ve bedelini ödediği ürünlere gereğinden fazla ve anlamsız para harcadığı ve “bizi aldatmışlar mı acaba?” düşüncesi insanları rahatsız ediyor, beklentilerin değişmesini tetikliyor. Hep fazla ödeyerek mi geçirdim yaşamımı? Üreticiler hep kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılamak için, “her şeyi senin için yapıyoruz” sözünü rol icabı, “mış” gibi yaparak mı söylediler? Bu ve benzeri sorular sıkça sorulan sorular olmaya başladı.
Dünyada da benzer bir anlayışın yükselmeye başladığını görüyoruz. Dönemin basit ama sihirli formülü sadelik, kendinlik, doğallık ve öze dönüş değerlerinden oluşuyor. Hiç şüphesiz yaşamın devam etmesi için kriz döneminde bile tüketimin sürmesi gerekiyor. Bu yeni oluşan değerler çerçevesinde aslında tüketimden vazgeçme söz konusu değil, sadece tüketimin biçimlerinde ve anlamında değişim ve dönüşüm söz konusu oluyor. Daha dayanıklı, daha çevreci, daha insani duyarlılıklara sahip ve daha tutumlu bir tüketim tarzı gelişiyor hızla. Bir dönüm noktasından geçiyoruz ve düne kadar gözardı ettiğimiz birçok konu ve değer, krizin etkileri sonucunda, bir daha çıkmamak üzere, gündemimize oturuyor.
Krize karşı bir taraftan insanlar alışverişe, tüketmeye ve bu yolla bir tür vatanperverliğe davet edilirken, diğer taraftan da “bir millet uyanıyor!” çağrısı ile sorgulamaya, düşünmeye ve bilinçlenmeye yöneltiliyor. Uzun yıllar tüm bilimsel açıklamalara, çevrecilerin uyarılarına rağmen duymazlıktan gelinerek yüksek oranda yakıt üreten arabalardan hibrit ürünlere henüz tam geçilemedi. Çocukların yanlış beslenmelerinden kaynaklanan obezite gibi hastalıkların önüne geçilmesi için yapılan tüm eylemler son noktaya kadar dikkate alınmadı. Çevre koruma toplantılarına yakıt oburu araçlarla gidenlerden, hayvanları koruma derneklerinin toplantılarına sahici kürkleriyle gidenlerden, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerden üretilen kozmetik ürünlerini hiç sorgulamadan kullananlar, şimdi “toplumsal ikiyüzlülük”lerden arınma ve kurtulma çabasındalar. Yüksek fiyatlı ürünleri alanlar ve bu mağazalardan alışveriş edenler, ayıplanma korkusuyla etrafta fazla görünmemeyi tercih ediyorlar. Markaların boy gösterdiği ve özellikle sergilenen markalı torbaları taşımak sıkılganlık ve utanmışlık duygusu yaratıyor. Kısmen de olsa, yeniden üretilmiş ve sosyal yardım katkıları sağlayabilen baskısız torbalar daha sık görülür olmaya başladı. Gösterişli dönemin bittiği, alçakgönüllüğün hakim olmaya başladığı, daha yaratıcı ve özgür bireyleşmenin hep kendisi olarak kalmasını sağlayacak, herkes için geçerli bir değişim süreci yaşıyoruz. Söylenenler ile yaşananların farklı olduğu, sözlerin birbirine uymadığı dönemlerin sonuna mı geliyoruz acaba? Bir dizi reklamın tam da bu değişim rüzgarında gösterime girmesi belki de çok hayırlı oldu.

YAVUZ ODABAŞI: Prof. Dr., Anadolu Üni.



Radikal 2 kategorisindeki tüm haberler »

Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...
ADnet