4  Ekim 2009, Pazar

Son Güncelleme  20:17

EKLER ARŞİV
 

Duymasak da, tınmasak da...

04/10/2009

Üç yeni, 'Anadolulu' albüm A.K. Müzik'ten çıktı: Gitarist Cem Duruöz'ün 'Anadolu Hazineleri', Erol Köker'in 'Mekteb-i İrfan'ı ve Ertuğrul Oğuz Fırat'ın 'Anadolu Mayası'

HİLMİ TEZGÖR (Arşivi)

“Sen ne güzel bulursun gezsen Anadolu’yu” demiş şair. Bir diğeri ise “Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür”. Bu dizeler ve hatta daha fazlası, gençken yolu Milli Eğitim’den geçmiş herkesin belleğinde ister istemez yer etmiştir. Ama, hangi şairlerdir bunlar diye sorulsa, cevap hemen gelmeyebilir akla. Şairlerin ilki M. Faruk Gürtunca, ikincisiyse Ahmet Kutsi Tecer’dir. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Anadolu’yu ve onun insanını tanıma çabası, Cumhuriyet projesinin en önemli unsurlarından biri olarak ön plandadır. Aydın kişi de kendi memleketini ve halkını tanımak ve tanıtmak isteğiyle -ve belki biraz da gecikmişlik ve ihmalden kaynaklanan utanma hissiyle- şiirler yazar. Bazıları sipariş üzerinedir bu şiirlerin, bazıları ise kalpten ve samimi. Halk ile aydın arasındaki kopukluk zamanla azalır belki ama yine de sürer gider. 85 yılın geride kalmış olması da, tamamen ortadan kaldıramamıştır bu kopukluğu.
Anadolu’nun müzikal birikiminin popüler müziğe yansıması da, bilindiği gibi 60’ların sonlarında gerçekleşir. Sayısız grup, Anadolu ezgilerini Batılı pop müzik formlarıyla kaynaştırarak şarkılar yapar, dinleyiciler edinir. Bunların bazıları, yine samimi ve sahici örneklerken, diğerleri ticari olmanın ötesine geçememiştir.
Anadolu kökenli bestelere sadece akustik gitarla getirilen yorumlar da öteden beri sevildi Türkiye’de. Bu türden albümler zaman zaman çıktı ve popüler olamasalar da belirli sayıda dinleyiciye ulaştı. Bunların en yenisi, bu yazının konusu olan ve Anadolu’yu merkezine alan üç yeni albümden ilki: Gitarist Cem Duruöz’ün Anadolu Hazineleri.
Grammy ödüllü gitarist Sharon Isbin’in “Mükemmel sahne kontrolü, virtüöz tekniğini ve zarif müzikal yorumunu bütünlemektedir” diye övdüğü, İngiliz Classical Guitar dergisinin ise “olağanüstü yetenekli bir yorumcu” ve “gitar repertuarına yeni eserlerle damgasını vurmuş bir kültür elçisi” ifadeleriyle tanımlayıp kapak yaptığı Cem Duruöz, Anadolu Hazineleri albümünde Türk müziğinden çeşitli örnekleri kendi düzenlemeleriyle yorumluyor.
Albüm, virtüöz bağlama sanatçısı Ali Ekber Çiçek’in Orta Anadolu çıkışlı bir Sufi parçası olan Haydar Haydar’ıyla açılıyor ve Trakya’dan, Türk halk müziğinin çok sevilen parçası Yüksek Yüksek Tepelere ile devam ediyor. Büyük halk ozanı Karacaoğlan’ın yazdığı düşünülen Bozlak’ın girişinde Cem Duruöz, Âşık Veli’nin Üryan Geldim eserinden esinlenerek yazdığı uzun havayı seslendirdikten sonra sıra Mehter müziğinin en önemli örneklerinden olan Kolbaşı’na geliyor.
Türk müziğinin başyapıtlarından Sultaniyegah Sirto’nun arkasından gelen Cadenza Anatolia ise, besteci David Hahn’ın Cem Duruöz için yazdığı Anadolu Konçertosu’nun dördüncü bölümünde kullanmak üzere Duruöz tarafından yazılmış, çeşitli Türk melodi ve ritimlerini içeren bir kadans.
Ayrıca, Şerif Muhiddin Targan’ın Nihavend Semai’si, Karadeniz Bölgesi’nden hızlı bir dans olan Batum ve Nayi Osman Dede’nin Bahir adlı eserleri de Duruöz tarafından yorumlanıyor (Batum’un çok ilginç bir yorumu, Hollandalı anarşist topluluk The Ex’ten dinlenebilir). Sonra sıra bir zeybeğe geliyor, ne iyi ki... Ege bölgesinden kahramanlık temasını işleyen ve erkeklerin oynadığı Kadıoğlu Zeybeği, bir İstanbul aşk şarkısı olan Kâtibim, Sadettin Kaynak’ın ölümsüz eseri Çile Bülbülüm, Ermeni Knar grubundan da dinlenmesi gereken Doğu Anadolu türküsü Sarı Gelin ve Türk müziğinin ölümsüz yapıtlarından Nihavend Longa’yı da albümüne yepyeni yorumlarıyla ekleyen Cem Duruöz, bu sayede Anadolu’nun sesini dünyaya duyuruyor.

 Köker ve Oğuz Fırat
‘Anadolulu’ ikinci yeni albüm ise Erol Köker’in Mekteb-i İrfan’ı. Bu albüm, Alevi-Bektaşi geleneğine, Malatya/Arguvan’ın Ermişli köyünün Emirler mezrası üstünden ışık tutan bir derleme. Orta ve Doğu Anadolu’nun geniş bir kesiminin müzikal kimliğini yansıtan Arguvan’daki Alevi-Bektaşi müziği, şimdiye dek üzerinde pek çok araştırma yapılmasına karşın gün ışığına çıkmamış zenginliklerle dolu. Bunu bilerek, söz konusu müzik kültürünü yozlaştırmadan gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan yorumcu ve şef Erol Köker, doğduğu toprakların kaynaklarını, türkü ve deyişlerin sözlerine, müziklerine ve sazlarına sadık kalarak değerlendiriyor. Öte yandan Mekteb-i İrfan âşık ve tasavvuf geleneğine ait yapıtları orijinal Dede sazları, günümüzde kullanılan bağlama ailesi, mey, balaban, kaval gibi halk müziği çalgılarının yanında çello, akustik bas ve perküsyonların da kullanıldığı düzenlemelerle sunuyor dinleyicilere.
Söz konusu olan üçüncü yeni albüm de, diğerleri gibi Anadolu’yu içeriden kavrayabilen, ancak çok farklı türden bir çalışma. Çağdaş müziğin en önemli bestecilerinden biri olduğu gibi edebiyatçı ve ressam kimlikleriyle de tanınan öncü sanatçı Ertuğrul Oğuz Fırat, art arda yayınlanan albümleriyle bir süredir rahatlıkla ulaşılıp dinlenebiliyor. Leaven of Anatolia /Anadolu Mayası albümü de bu diziye eklenen yeni bir halka. Üç besteden oluşan albümde klarnette Gültekin Ulutaş, piyanoda ise Darya Yılmaz var. Bu bestelerin, dünyada ilk kez kaydedildiklerini belirtmek gerekiyor.
Üç yeni albüm ve Anadolu’ya üç farklı cepheden bakış... Bakışlar değişiyor ama merkezdeki Anadolu gerçeği değişmiyor. Dinlendiğinde duyulabilecek sonsuz sayıda ezgisiyle Anadolu hâlâ çok geniş ve derin.
Cem Duruöz/Anadolu Hazineleri/A.K. Müzik
Erol Köker/Mekteb-i İrfan/A.K. Müzik
Ertuğrul Oğuz Fırat/Anadolu Mayası, A.K. Müzik



Radikal 2 kategorisindeki tüm haberler »

Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...
ADnet