9  Şubat 2010, Salı

Son Güncelleme  20:17

Sendikalar dünyada birleşiyor Türkiye’de bölünüyor

07/10/2008 11:05

Dünya’da sendikaların birleşme eğilimi güçlenirken Türkiye’de son altı yılda 28 sendika kuruldu

ANKARA - Dünyada "küresel mücadele" çağrılarıyla sendikal örgütler birleşme eğilimine girerken Türkiye’de bunun tersine gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’de birleşme yerine ayrışmalar yaşandığı için sendikaların sayısı giderek artıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının her yıl memur sendikalarına ilişkin yayımladığı istatistikler, üyeleri adına birlikte hareket etmeleri beklenen sendikalarda bunun aksine bir eğilimin hakim olduğunu ortaya koyuyor.
Bakanlığın 2002 verilerine göre, 11 hizmet kolunda Türkiye Kamu-Sen, KESK, Memur-Sen, BASK, USEK, Demokrat Kamu-Sen olmak üzere 6 memur konfederasyonu bulunuyordu. Bu yıla kadar USEK ve Demokrat Kamu-Sen faaliyetlerine son verirken, Hür Kamu-Sen, Hak-Sen ve Birleşik Kamu-Sen’in kurulmasıyla konfederasyon sayısı 7’ye yükseldi.
Aynı dönemde memur sendikası sayısındaki artış ise daha fazla oldu. 2002’de toplam 46 memur sendikası bulunurken 2008’de bu sayı 74’e ulaştı. Memur sendikası sayısı 28 yeni sendikanın kurulmasıyla 6 yılda yaklaşık yüzde 61 arttı.
Öte yandan, sendikalı memur sayısındaki artış oranı, sendika sayısındaki artış oranını yakalayamadı. 2002’de 650 bin 770 olan sendikalı memur sayısı 2008’de 930 bin 397’ye ulaştı. Bu dönemde sendikalı memur sayısındaki artış yüzde 43 oldu.
Sendika sayısındaki artışlar hizmet kollarına göre farklılık gösteriyor. Sendika sayısındaki artışta ilk sırada eğitim, öğretim ve bilim hizmet kolu geliyor. Bu hizmet kolunda 2002’de 5 olan sendika sayısı bu yıl 14’e çıktı. Diyanet ve vakıf hizmetlerinde 4, yerel yönetimler, basın yayın ve iletişim ile kültür ve sanat hizmet kollarında 3’er yeni sendika kuruldu. Tarım ve ormancılık ile enerji, sanayi ve madencilik hizmet kollarında ise sendika sayısı 2002-2008 yılları arasında 5’te kaldı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının verilerine göre, hizmet kolları itibariyle 2002 ve 2008’de faaliyet gösteren sendika sayıları şöyle:

Hizmet Kolları Sendika sayısı Sendika sayısı
2002                         2008
------------------------------------- -------------- --------------
Büro ve Bankacılık                        5                    7
Eğitim, Öğretim ve Bilim              5                  14
Sağlık ve Sosyal Hizmetler          6                   7
Yerel Yönetim                                 3                   6
Basın Yayın ve İletişim                  4                   7
Kültür ve Sanat                                2                   5
Bayındırlık ve İnşaat, Köy Hizmetleri 4             5
Ulaştırma                                         4                   6
Tarım ve Ormancılık                       5                   5
Enerji, Sanayi ve Madencilik         5                   5
Diyanet ve Vakıf Hizmetleri           3                    7 

"TÜRKİYE DÜNYADAKİ GELİŞMELERDEN SOYUTLANAMAZ"
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son dönemde dünyada sosyal dengeyi sağlamak adına güçlü sivil toplum oluşturulmaya çalışıldığını, bunun için sendikaların, sivil toplum örgütlerinin birleşme eğilimine girdiklerini söyledi.
Özellikle 1960’tan sonra sendikaların özünden çıktığını savunan Akyıldız, buna karşın memur sendikalarının kurulmasıyla yeni bir imkan ve zemin doğduğunu ifade etti. Sendikal hareketteki dağınıklık karşısında memnuniyetsizliğini belirten Akyıldız, şunları kaydetti:
"Sendikal hareketin önününü açmak yerine herkes kendi hedefleri doğrultusunda sendikaları şekillendirmeye çalışıyor. Bu yüzden zafiyet ortaya çıkıyor. Farklı görüntüler sergileniyor. Sendikacılığın önde olmadığı bir tablo ortaya çıkıyor. Kişisel kaprislerle kendisinin olmadığı yerden ayrılarak başka sendikalar oluşturanlar bulunuyor. Yasadaki bir takım önleyici tedbirlerin de kaldırılmasıyla mantar gibi sendikalar kurulmaya başlandı. Hedefi olmayanlar, sendikacılığı kullanmak isteyenler de sendikacılık yapıyor. Bu, sancılı dönemde kabul edilebilir ama tedbir alınmalı. Bunları aşmak zorundayız. Ciddi bir sendikal harekete, sivil toplum anlayışına ihtiyaç var. Bu kolay ve kısa vadede sağlanabilecek bir olay değil ama Türkiye dünyadaki gelişmelerden de soyutlanamaz." 

"İŞVERENLER BOŞ DURMUYOR"
KESK Genel Başkanı Sami Evren, üyelerin hak ve çıkarlarını korumak, ülkedeki tüm kesimlerin sorunları sahip çıkmak için birarada örgütlenmeye ihtiyaç olduğuna işaret etti.
Güçlü sendikal örgütlenmeleri engellemek için işverenlerin boş durmadığını, değişik girişimlerle emek hareketini bölmeye çalıştıklarını savunan Evren, "Sendikaların sayılarının çok olmasının nedenlerinden biri budur. Böylece işverenin sözünü dinletebileceği sendikalar üretiliyor, kontrollü sendikalar yaratılıyor" dedi.
Öte yandan, yasaların sendikal bölünmeye imkan verecek şekilde dizayn edildiğini öne süren Evren, şöyle konuştu:
"Yasalarla örgütlenme önüne engeller çıkarılırken, sendika enflasyonuna prim verilmektedir. Öyle ki bir sendikacı tipi yaratılarak özel statü tanınıyor, aristokratik, bürokratik bir grup oluşturuluyor. Bu cazibeli bir şeydir. Böyle olunca emekçilerin hak ve çıkarlarıyla hiçbir alakası olmayan yapılar ortaya çıkıyor. Sendika enflasyonu da buradan doğuyor.
KESK tüzüğünde buna karşı ciddi önlemler var. Mesela ben sendikacı değilim, sendikal mücadele içinde geçici süre emekçilerin temsilini üstleniyorum. Ben eğitimciyim. KESK’teki bordrom öğretmenlik yaptığım zamankinin aynıdır. Bunun diğer konfederasyonlarda böyle olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca, Türkiye’deki toplumsal parçalanmada her siyasal eğilim kendi yandaş ilişkilerini doğuruyor, kendine taban ve arka bahçe oluşturuyor. Bunun yansımaları sendikal harekette da oluşumlara yol açıyor."
Bölünmüş bir emek hareketinin hak alma mücadelesini zaafa uğrattığını vurgulayan Evren, bu nedenle Emek Platformu gibi yapılarla emek mücadelesini büyütme arzusunda olduklarını ancak zaman zaman bir araya gelinse de kalıcı birlikteliklerin sağlanamadığını kaydetti.
Sami Evren, sendikal hareketteki dağınıklığın, "sendikalar kime karşı örgütlenmişse onun işine yaradığını" belirterek, bu dağınıklığa üyelerin son verebileceğini söyledi. 

"SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ SENDİKACILIĞI"
BASK Genel Başkanı Resul Akay da Türkiye’de emek, hak gibi kavramların çok kullanılan ama gerçek anlamda mücadelesi verilmeyen kavramlar olduğunu savundu.
Dünyada soğuk savaşın bitmesiyle ortadan kalkan "siyasal sendikacılığın" Türkiye’de devam ettiğini dile getiren Akay, şunları kaydetti:
"Sendikalar birbirini rakip görüp rekabet etmek yerine, emek ve hak mücadelesi vermeli. Kişisel ikballerini tatmin etmek isteyenler var. Siyasete girmek, şöhretini, maddi imkanlarını artırmak için de sendika kuranlar var. Kişisel ikbal peşinde koşmuş olsak zamanında başkalarına biat eder, bunu katlayabilirdik.
Türkiye Kamu-Sen’de ayrışma noktamız siyasal sendikacılığın son bulup, belli bir siyasal hareketten ayrılınmasıydı. Çünkü KESK’in önünü kesmek için kurulmuş bir yapılanma vardı. Zaman içinde bu anlayışın değişmesi ve emek üzerindeki hegemonyanın kırılmasına yönelik bir anlayışın hakim olması gerektiğini düşündük ama bunda muvaffak olamadık. Alışkanlıklar, korkular ve siyasi iktidarların memur üzerindeki baskısı değişime izin vermedi. Bizdeki ayrışma ise kişisel ikbal nedeniyle yaşandı.
Türkiye’de soğuk savaş dönemi sendikacılığı sürdüğü için çatışmacı ve kavgacı anlayışta ısrar ediliyor. Bu da başka birtakım faktörlerle birleşince sendika sayısının artması kaçınılmaz oluyor."




Türkiye kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (2 Yorum)

kamu görevlileri konfederasyonları - 8/10/200810:25

Konfederasyon sayılarının artması örgütlü emeğin çok parçalı hale gelmesine neden olabilir ama çok farklı görüşler barındıran konfederasyonların ayrılması olağan gibi görünüyor. Ayrıca bir aradayken mesailerini sürekli olarak kavgaya ayoırmalarından da iyidir. Bu arada Ulusalcıların kurduğu bir konfederasyon olan Birleşik Kamu-İş haberde yanlış yazılmış. Haberi yazan çalışanın gözünden kaçmış olmalı.

devlet sistemi karakteristigi - 8/10/20084:1

biz daha 2 kutuplu dunya duzeni zamanlarinda yasadigini sanan bir ulkeyiz..devletin kendi yapisi, topluma bakisi, halka iktidar olma yontemi "uzlastirici" bir dusunce yapisi uzerine kurulu degil ki..herseyi kendine dusman, yabanci, zararli goren bir devlet zihniyeti topluma ne uzlasi asilar ne baris..

ADnet