21  Aralık 2008, Pazar

Son Güncelleme  20:17

Baskı hikâyeleri münferit değil

Baskı hikâyeleri münferit değil

Prof. Dr. Toprak, araştırmanın sonuçlarını Radikal’e değerlendirdi. Bir baskı örneğini Ankara Çankaya’da içki sattığı için dövülen Müslüm Göksu yaşamıştı.

21/12/2008 08:47

UMAY AKTAŞ SALMAN (Arşivi)

İSTANBUL- ‘Türkiye’de Farklı Olmak, Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler’ araştırmasını yapanlardan Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Binnaz Toprak, beklemedikleri bir tabloyla karşılaştıklarını belirterek, “Münferit olaylarla karşılarız diyorduk. Nereye gidersek gidelim baskı hikâyeleri o kadar çok tekkarlandı ki. Cumhuriyet bunca yıl sonra eşit vatandaşlık ilkesini gerçekleştirememiş” dedi. Toprak, AKP’nin araştırmayı dikkate alması gerektiğini de vurguluyor.
Boğaziçi Üniversitesi ve Açık Toplum Enstitüsü’nün desteğiyle Prof. Dr. Toprak, gazeteciler İrfan Bozan, Nedim Şener ve Tan Morgül’ün yaptığı ‘Türkiye’de Farklı Olmak, Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler’ araştırması 12 ilde ve İstanbul’un Sultanbeyli, Bağcılar semtlerinde 401 kişiyle derinlemesine yapılan mülakatlar yapılarak gerçekleştirildi.
Araştırma, yaşam tercihlerinden kaynaklı toplumsal baskıyı, kamusal alanda oruç ve namaz baskısını, Alevilerin ve Hıristiyanların karşılaştığı ayrımcılığı, kadrolaşmayı, Fethullah Gülen cemaatinin eğitimdeki etkisini çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi.
Toprak, araştırma sırasında yaşadıklarını şöyle anlattı:
‘Kimi kime şikâyet edeceksin’: Konuşmak istemeyen ve konuştuklarının yazılmasını istemeyen iki kişiye rastladık. Konuşmak istemeyen biri üniversitede doçentti. Çok tereddütlüydü. “Lütfen beni bir daha aramayın” diye mesaj attı. Bir memur hanım vardı. Laik kimliğinden dolayı çalıştığı kurumda, müdüründen baskı gördüğünü anlattı. Sonra telaşa kapıldı. 

‘Konuşmamı silin’
“Geceleri uyuyamıyorum, konuşmalarımı silin” dedi. Bu iki örnek ne kadar büyük baskı olduğunu anlatıyor. Baskı görenlere “Yaşadıklarınızı şikâyet etmiyor musunuz” diye sorduk. “Kimi kime şikâyet edeceğiz” dedi çoğu. Öğretmenler müdürlerle aynı çevrede şikâyet ettiklerinde başlarına iş geldiğini anlattı.
Baskı her yerdeydi: Başlarken “Mahalle baskısı” var mı, yok mu dedik. Bu tür bir tabloyla karşılaşacağımızı hiç düşünmüyordum. Münferit olaylarla karşılarız, diyorduk. Nereye gidersek gidelim baskı hikâyeleri o kadar çok tekrarlandı ki, bunu ciddiye almak lazım diye düşündük. Bu kentlerin çoğundan moralimiz bozuk döndük. 

Değişim vitrinde
Mesela Konya’ya, Kayseri’ye gidiyorsun; beş yıldızlı oteller, geniş bulvarlar, alışveriş merkezleri yepyeni binalar... İnsan, “Türkiye değişiyor, dönüşüyor” diyor. Sonra bir konuşmaya başlıyorsunuz, modernite günlük yaşama yansımamış. Bu şarıtıcı bir şeydi.
Eşit vatandaşlık ilkesi hayata geçmemiş: En çok şaşırdığım, öğretmenlere ilişkin örneklerdi. Öğretmenler bu cesareti nereden bulup da “Aleviler şöyledir böyledir, Hıristiyanlar dangalaktır, enayidir” diye sınıfta bahseder. Dehşet vericiydi. Üniversite öğrencileriyle konuşunca da üzüldük. O kadar kıstırılmış şekilde yaşıyorlar ki. “Şuradan mezun olalalım da kurtulalım” diyor bir kısmı, bir kısmı yeniden sınava hazırlanıyor İstanbul’a Ankara’ya gidebilmek için. Bir öğrenci “Trabzonlu arkadaşlar bile mezun olunca Trabzon’da kalmak istemiyor. Trabzon Trabzonluyu bile kaybediyor” demişti. Kulağı küpelidir diye dayak yiyenler, laf atılanlar, ramazanda oruç tutmayanlara baskı, cuma namazına gitme zorunluluğu... Cumhuriyet bunca yıl sonra eşit vatandaşlık ilkesini gerçekleştirememiş. 2009’da Avrupa’ya aday ülkede böyle bir tablo... İnsan ağlamaklı oluyor.
İçki yasağı AKP ile bağlantılı: İçki yasağı AKP ile kesinkes bağlantılı. Çünkü AKP belediyeleri yapıyor. AKP türban meselesinde, ‘Kimseye karışmıyoruz’ diyor ama Anadolu’da birçok içki içen, mustarip durumda. Tuhaf bir ikiyüzlülük de oluşmuş. Anadolu’da da yaşadım. Eskiden Ramazanda bir şey yemek içmek istediğinizde izin isterdiniz. “Biz bunu Allah için yapıyoruz. Bizi ırgalamaz” derlerdi. Şimdi dayak atılıyor. İnsanlar oruçlu değilse bile numara yapıyor. Cumaya gitmese bile kepengini kapatıp içerde oturuyor. İçkiyi köprünün öbür tarafında içiyor.
Raporu AKP dikkate almalı: Baskıların çoğunun AKP ile ilgilisi yok. Romanlara, Alevilere, kadınlara karşı baskılar... Kadınlar muhafazakârlıktan yüzyıllar boyunca nasibini alan bir kesim. Bunları AKP ile ilişkilendirmek doğru değil. Ancak bağlı olan şeyler de var. Kadrolaşma mesela. Kadrolaşma AKP’ye bağlı derken, merkezden komuta ediliyor demek istemiyorum. Yani kadrolarda “Bizimkiler iktidarda” diye merkezin hiç haberi olmadan neler  yapıyor olabilirler. O açıdan bu rapor önemli. AKP’ye de sorunlu alanlar hakkında bilgi veriyor ve parti yönetimi umarım burada yazılanları dikkate alır.




Politika kategorisindeki tüm haberler »

Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...
ADnet