30/09/2009 11:08
Goldstone raporunun, terör örgütlerinin ellerini güçlendirdiğini ve İsrail'in de aralarında bulunduğu, vatandaşlarını terör örgütlerine karşı korumaya çalışan tüm demokrasileri yaraladığını belirtmemiz gerekmektedir...
GABBY LEVY (Arşivi)
Goldstone Raporu okunduğunda ortaya çıkan anafikir, raporun terör örgütlerine kanlı saldırılarına devam etmeleri sinyali verdiğidir. Bu İsrail için çok şaşırtıcı olmadı, çünkü Golstone raporu hukuki bir analiz olmaktan ziyade siyasi bir bildirimdir. Bu insafsız rapor, İsrail’e olan düşmanlığı sebebiyle İsrail aleyhinde, tüm diğer ülkelere yönelik kararların toplamından daha fazla karar üretmiş olan yeni Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi tarafından hazırlanmıştır.
Eğer dünyadaki tüm insan hakları ihlalleriyle ilgilenmekle görevli bir Birleşmiş Milletler organı, İsrail’e dünyadaki tüm problemli alanların toplamından çok daha fazla zaman ayırıyorsa, bu profesyonel olmayan ve siyasi güdülerle oluşturulmuş bir gündemden başka bir şey olamaz.
Üyeleri Küba, Suudi Arabistan, Nikaragua gibi tanınmış insan hakları savunucularindan (!) müteşekkil bir organdan başka ne beklenebilirdi ki?
İnsan Hakları Konseyi’nin görevlendirmiş olduğu komite ön yargılarla hareket ederek, kararını incelemelere başlamadan önce vermiştir. Herhangi bir araştırma yapılmadan ve savaş alanındaki kanıtlar incelenmeden, peşin hükümlü olarak hareket eden bir komitenin hazırlamış olduğu raporun inandırıcılığını sizin takdirinize bırakıyoruz.
Güvenilirlik
Komisyonun güvenilirliğini zedeleyen diğer bir nokta ise, dünyanın önde gelen insan hakları önderlerinin bu komisyona başkanlık etmeyi reddetmesidir. Örneğin geçmiş dönemlerde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde komisyon üyesi olarak görev yapan Mary Robinson Konsey’in tayin ettiği araştırma komisyonuna liderlik etmeyi, bu komisyonun insan hakları değil siyaset güdümlü olduğu gerekçesi ile reddetmiştir. Bu raporun, kendi ülkelerinde insan haklarını hiçe sayan ülkelerin talebi üzerine hazırlandığı da gözden kaçmamalıdır.
Raporun metodolojisindeki sorunlar da gözden kaçmamaktadır. Gazze Şeridi’nde araştırma yapan kişilere Hamas mensupları eşlik etmiş ve raporun hazırlanması için soru sorulacak Filistinliler daha önceden özenle seçilmişlerdir. Konseyin görevlendirdiği araştırma komisyonu Gazze de yaşayan Filistinlilerin, kendi hayatlarından endişe ettikleri için Hamas aleyhine hiçbir açıklamada bulunamayacaklarını dahi dikkate almadı. Bu kişilere hiçbir şekilde Filistinlilerin terör faaliyetleri ya da silah depolarının yerleri hakkında sorulara maruz kalmadılar.
Gazze operasyonu
Bu rapor İsrail’in son Gazze operasyonunu bağlamından tamamen ayrı olarak incelemiştir. Halbuki önyargılara dayanmayan tarafsız bir değerlendirilme yapılıdığında, İsrail’in son operasyonunu neden gerçekleştirdiği daha iyi anlaşılacaktır. İsrail 2005 yılında Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmiş ve yönetimi Filistinlilere bırakmıştır. Fakat Hamas, kanlı bir iç savaş sonucunda Gazze’de yönetime el koymuş ve El Fetih ile olan mücadelesi sırasında kendi vatandaşı olan Filistinlilere yapmış olduğu gibi İsrail’e karşı da şiddeti bir silah olarak kullanmayı seçmiştir. Gazze operasyonu İsrail’in Hamas tarafından sekiz bin roket saldırısına maruz kalması sonucunda meydana gelmiştir.
Raporun görmezlikten gelmeyi seçtiği diğer bir konu ise Hamas’ın işlemiş olduğu savaş suçlarıdır. Hamas bir taraftan Filistinli sivil halkın yoğun olarak yaşadığı alanlardan, hastane ve okullardan İsrail’e karşı füze saldırıları gerçekleştirirken, diğer taraftan kasıtlı olarak İsrailli sivilleri hedef alarak hem kendi halkına hemde İsrail halkına karşı savaş suçu işlemiştir.
Bu raporun terör örgütlerinin ellerini güçlendirdiğini ve İsrail’in de aralarında bulunduğu, vatandaşlarını terör örgütlerine karşı korumaya çalışan tüm demokrasileri de yaraladığını belirtmemiz gerekmektedir.
Gabby Levy: İsrail Büyükelçisi
Sayin Erkywerky ve cemturgut ! - 1/10/20090:0
Filistin Osmanli`dan Ingiliz Mandasina girdikten sonra uzerinde herhangi bir devlet yoktu, Cogunlugu Muslumanlardan olsan Yahudilerin de oldugu bir nufusa sahipti. Her Osmanli tebaasi kendi ulusunu kuruyordu, Musluman Araplar bir kac tane olmak uzere. Filsitn topraklari Yahudiler ve Araplar`in arasinda paylastirilacak ve Kudus uluslararasi denetime verilecekti, ancak Araplari bunu kabul etmediler ve hepsi birden Israil`e savas ctilar. Cem bey size belki inandirici gelmeyebilir ama Israil Araplar`a hic bir zaman gidin demedi, saldirgan Arap hukumetleri Araplarin koylerini terketmesini, Yahudiler`den temizlendikten sonra Filistin`in geri donebileceklerini soylediler, anca tabi evde hesap tutmadi bildiginiz gibi, butun Arap ordulari dokulduler. Gazze ve Bati Seria zaten 67`ye kadar Israil kontrolu altinda degildi, mantikli bir Insan neden Filstinlilier 67`den once Misir ve Urdun`e karsi bir direnis gostermedi diye sorar zaten.Bence Israil`in en buyuk hatasi Gazze ve Bati Seria`dan cekilmemek olmustur.
KIYAS-KISASHAMAS-ISRAİL - 30/9/200922:25
Hamas yapıyorsa bizimde hakkımız var mı diyor sunuz? Araplar yaptı bizde yaparız mı diyorsunuz...? Bir milyon arap vatandaşa sahip İsrail Devleti niye bir kez bile çıkıpta "ey filistinliler gelin bu topraklarda birlikte bir gelecek kuralım "demedi...bu bakış açısına sahip değilseniz zaten Hamas'ın her bombası doğrudan size hizmet ediyor. Bence hiç şikayet etmeyin istediğiniz tam da bu..hatta daha radikal gruplar sizin amaçlarınıza daha da fazla hizmet edecektir..
antiext - 30/9/200921:37
Sayın antiext, kimin toprağını kime "geri verdi" İsrail, lütfen açıklık getirirmisiniz?