10  Şubat 2010, Çarşamba

Son Güncelleme  20:17

Peştun milliyetçiliği kurşun geçirmez

Peştun milliyetçiliği kurşun geçirmez

01/11/2009 09:32

Afganistan-Pakistan sınırına ek asker göndermeyi düşünen ABD, bölgedeki 40 milyon Peştun'un milliyetçiliğinin gücünü hafife alıyor. Pakistan ordusunun aşiret bölgesine girmesi ters sonuçlar doğururken, Peştunlar niçin Teksaslılara daha iyi davransın ki? Afganistan'da hedef küçültmeliyiz

NIcholas D. KrIstof (Arşivi)

ABD yabancı bir gücün askerlerini kurtarıcılar değil işgalciler olarak gören atalarımızın milliyetçi öfkesinden doğdu. Britanyalılar temeldeki derdimizin (bu bizim ülkemiz, sizin değil!) iç yüzünü asla anlamadı, bu yüzden ne kadar zulüm yaptılarsa, Amerikan direnişini de o kadar güçlendirdiler.
Bu tarih göz önüne alındığında, başka toprakların milliyetçiliğine karşı daha hassas olabileceğimizi sanırsınız. Ancak biz Amerikalıların 2. Dünya Savaşı sonrası düştüğümüz en sistematik dış politika yanlışı, Vietnam’dan Latin Amerika’ya dek bu milliyetçiliğin gücünü hafife almak oldu.

Para bile veremiyoruz
Benzer biçimde, Afganistan ve Pakistan’daki milliyetçiliğin, bilhassa da sınırın iki tarafında yaşayan 40 milyon Peştun’un milliyetçiliğinin gücünü ihmal ediyoruz. ABD Başkanı Barack Obama’nın Afganistan’a 21 bin ilave asker gönderme kararının istikrara ulaşmaya yardımcı olmamasının bir nedeni bu ve 40 bin askerin daha
niye işe yarayacağını anlamak zor.
Amerikalı siyasi karar mercileri son haftalarda, en son yardım paketimizin içerdiği şartlar yüzünden Pakistan’da yaşanan infial karşısında tümüyle hazırlıksız yakalandılar. Milyarlarca doları bile milliyetçi öfkeyi tetiklemeden veremiyorsak, on binlerce ilave Amerikan askerine olumlu tepki verilmesini hiç beklemeyin.
Afganistan’da savaştığımız süre, 2. Dünya Savaş’takinin iki katı; bu savaşın halihazırdaki faturası yılda
60 milyar doların üzerinde. Sivil ve asker sayısı arasında oran hesabı yapan standart isyan bastırma savaşı ölçülerine göre, ülkede asayişi sağlamak için (Afganlar da dahil) 650 bin askere ihtiyacımız var. Öyleyse mevcut 68 bin askere 40 bin askerin daha eklenmesi, bilhassa Amerikalılara yönelik ‘işgalci’ algısını daha da derinleştirme ihtimali de düşünüldüğünde, yıllık 10 ila 40 milyar dolarlık ilave masrafı haklı gösterecek bir fark yaratacak mı?
Üniversite öğrencisiyken, otobüslerin tepesinde bavulların arasında gizlenip, aşiret bölgelerine ilk kez gizlice girdiğim yıllardan bu yana Peştunlara hayranlık duyarım. Son yıllarda gerek Afganistan gerekse Pakistan’daki Peştunlarla yaptığım görüşmeler, beni söz konusu isyanın doğasını tümüyle yanlış anladığımız düşüncesine sevk etti.
Bazı Taliban mensupları, bizimle ölümüne savaşacak olan köktendinci ideologlar. Fakat diğerleri kendilerine para verildiği için, bir aşiret lideri öyle söylediği için, kendilerine geleneksel haydutluk yapma bahanesi sağladığı için, Amerikan askerleri bir yakınlarını öldürdüğü için veya topraklarındaki kâfir güçlere öfke duydukları için savaşçı oluyorlar.

Kaide argümanı geçersiz
Pakistan birlikleri Peştun bölgelerine girdiğinde, bazen aşırılıkçılara fayda sağlayan tam ters bir sonuç ortaya çıkıyor. Eğer Peştunlar Pencaplılara böyle tepki veriyorsa, niye Teksaslılara daha iyi tepki vereceklerini sanıyoruz? Tam tersine modern Peştun tarihi bir yanıyla, yerel ‘rıza’dan yoksun aşırı hevesli modernleştirme çabalarının ters teptiği örneklerden biri.
Amerikan ordusu son birkaç yıldır Afganların hassasiyetlerine karşı çok daha duyarlı hale gelmiş durumda ve sahada yerel Peştun liderlerle iyi işbirliği içinde olan bazı birinci sınıf komutanlar bulunuyor. Gerçek
istikrarı bunlar yaratıyor. Fakat bütün komutanlar vasatın üzerinde olamaz ve daha ağır bir askeri tutum neredeyse kaçınılmaz biçimde daha fazla can kaybına, rahatsızlığa ve Taliban’ın yandaş kazanmasına yol açıyor.
Afganistan’a daha fazla asker sevk etmek konusunda öne sürülen başlıca argümanlardan biri, Kaide’nin temsil ettiği terör tehdidi. Fakat Bill Clinton döneminin Ulusal Güvenlik Konseyi yetkililerinden olan ve şu an Dış İlişkiler Konseyi’nde terörizm uzmanlığı yapan Steven Simon şuna dikkat çekiyor: Belki de Pakistan, Yemen ve hatta Somali’de Afganistan’dan daha çok Kaide savaşçısı var. “Afganistan’daki savaşın Kaide sorununu çözeceğinden şüpheliyim” diyor Simon.
Bu çekilmemiz gerektiği anlamına gelmiyor ve ‘ya Afganistan’dan çekilmeli, ya da asker sayısını ikiye katlamalıyız’ gibi bir tercih öne sürmek yanlış. Çekilme Amerika’nın aczine dair felaket bir sinyal olacak ve Pakistan’ı istikrarsızlaştıracaktır.

Aşiret liderlerini ‘kiralamalıyız’
Benim önerim şu: Hedeflerimizi küçültelim, zira Afganistan yakın bir zamanda parlak bir demokrasi haline gelmeyecek. Mevcut askerlerimizi kırsal bölgeleri değil, kentleri korumak için tutmalı, bir yandan da Afgan ordusunun eğitimini hızlandırmalıyız. Bu ordunun güneydeki meşruiyetini artırmak için daha fazla Peştun’u kendi tarafına çekmesine de yardım etmeliyiz. Bazı Taliban komutanlarını vazgeçirip kendi safımıza katmak için müzakere etmeli, bir yandan da eski Afgan geleneğini takip edip sadakatleri satılık olan aşiret liderlerini ‘kiralamalıyız’. Yerel aşiret koruması eşliğinde daha fazla yardım projesinin faydası dokunacaktır, keza Pakistan ve Afgan ihracatına yönelik gümrük vergilerini azaltarak istihdam yaratmanın da.
Şunu da unutmayın: 40 bin askerin asgari makul maliyeti (10 milyar dolar), iki milyon dezavantajlı Amerikan çocuğunun eksiksiz okul öncesi eğitim almasını sağlayabilecek bir meblağ. 40 milyar dolarlık azami tahminse, 10 yılda sağlık reformunun neredeyse yarısını karşılayabilir. Bu parayı, daha fazla
genç Amerikalı Afganistan’da Peştun milliyetçiliğini daha da alevlendirmekten başka işe yaramayacak bir amaç
için kanını döksün diye harcamak daha mı iyi gerçekten? (21 Ekim 2009)




Yorum kategorisindeki tüm haberler »

Bu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız...
ADnet