1  Temmuz 2009, Çarşamba

Son Güncelleme  20:17

OECD'de 29 ülkeyi teğet geçti: Kriz artık bizim krizimiz

   

Birinci üç aylık ekonomik gelişme yüzde 13.76’lık daralma biçiminde oldu.
Gayrı safi yurtiçi hâsılanın (GSYH) bu denli küçüleceği tahminler çerçevesinde idi. Ancak, detayların yani tüketim, yatırım ile sektörlere göre üretim gelişiminin vereceği eğilimlerin daha fazla önemi vardı.Dün açıklanan verilerden elde kalan sonuç şu; hükümetin bu krizin başından beri sahiplendiği bir söylemin pek de doğru olmadığı. ‘Başkalarının olan küresel bir kriz var, dış talep hızla daraldı, ihracatımız yavaşladı, dışarısı iyileştiğinde biz bundan daha hızla büyümeye geçeriz’ biçimindeki söylem ne yazık ki doğruları anlatmıyor.
Birinci çeyrek sonuçları gösteriyor ki, 2008’in üçüncü çeyreğinde başlayan hanehalkının harcama eğilimindeki düşüş, bu yılın ilk çeyreğinde çok sert bir biçimde gerçekleşmiş. Hanehalkının tüketim harcamaları, tarihsel olarak en sert düşüşü gösteriyor. 2001 Gibi ‘bizim krizimiz’ olarak tanımladığımız bir krizde bile, (2001’in son çeyreğinde) hanehalkının tüketim harcamalarındaki en yüksek düşüş yüzde 8.7 oranında gerçekleşmişti. 2009’un ilk çeyrek sonuçları ki bazılarımızın ‘başkalarının krizi’ diye tanımladığı bir krizde, bundan daha sert bir düşüş göstermiş: Yüzde 9.24



2008’in üçüncü çeyreğinde yüzde 1.25 küçülen, son çeyreğinde yüzde 4.62 küçülen özel tüketim, bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 9.24 küçülmüş.
Bu küçülmenin toplam yüzde 13.76’lık GSYH küçülmesine katkısı yüzde 6.9 olmuş. Özel kesimin yatırımlarındaki yüzde 35.8’lik daralmanın da toplama yüzde 6.21’lik katkısı var.
Bu yılın ilk çeyreğinin bir başka özelliği, ihracat küçülürken diğer taraftan GSYH’ya net katkı yapar hale geçmesi. Stoklardaki artış dikkate alınırsa, hane halkının tüketimindeki düşüş daha sert demektir. Bunun en iyi çapraz göstergesi, üretim kollarına göre verilerde mevcut. O da, ticaret sektöründeki yüzde 25.42’lik küçülme. Ticaret kesimindeki bu küçülmeye, 2001 krizinde bile tanık olunmadı. 2001 Krizinde bu sektördeki
en sert düşüş ikinci çeyrekteki yüzde 19.4’lük daralma olmuştu. Bu açıdan, 2008-2009 döneminde ‘küresel krizden böyle oldu’ söylemine dayalı olan ve iç talebin, hanehalkı güveninin yükseltilmesine dönük politikaların ihmal edilmesinin ne kadar önemli bir etken olduğunun izleri burada saklı. 
İlk çeyrekte tüketim ve yatırımlardan oluşan kamu harcamalarının GSYH gelişimine katkısı yüzde 1.5’luk pozitif katkı. Bu katkı, ekonomideki toplam daralmaya çok küçük bir ‘fren’ oluştursa da, özel kesimdeki tüketim ve yatırım harcamalarındaki ‘fren’ o kadar
büyük ki etkili olamamış; teğet
geçmesini sağlayamamış.



Sektörel ekonomik gelişim sonuçlarında en belirgin olanı, imalat sanayi ve ticaretteki sert küçülme. Buna bu zincirin bağlantısı olan ulaştırma, depolama ve iletişim sektöründeki sert küçülme de ilave olmuş. Mali kesimin pozitif katkısı dikkat çekiyor. Ancak bunun, izleyen çeyreklerde devam etmeyeceğini düşünüyoruz. Tarımdaki küçülmenin veri toplama yöntemi dikkate alınırsa yıl içinde olumlu yönde güncellenmesi olası.
Bu verilerin ışığında, ikinci çeyrek küçülmesi ve 2009 yılı toplam ekonomik gelişim tahminlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. IMF, OECD ve hükümet tarafından kabaca yüzde 5 çevresinde öngörülen daralma tahminini, dün açıklanan eğilimlerden hareketle yüzde 7 seviyesine çekmek gerekecektir. İkinci çeyrek daralmasının yüzde 8.5, üçüncü çeyrekte yüzde 6, son çeyrekte de yüzde 1 küçülme olacağı varsayımıyla, yılsonu büyüme tahminimizi yüzde 7.3 olarak değiştiriyoruz.
TÜİK tarafından dün açıklanan sonuç tahminler çerçevesinde olsa da, verilerin söylediği sonuç şudur; ‘başkalarının krizi’ diye hükümet tarafından önemsenmeyen, zamanında ve gerekli, yeterli önlemleri alınmayan bu kriz, artık bizim krizimizdir. Birinci çeyrekte OECD üyesi 29 ülkede en yüksek, en sert düşüşün yüzde 8.6 olduğu dikkate alınırsa, bu kriz, OECD üyesi 29 ülkeyi teğet geçerek bizi vurmuştur!

 


Ekonomi kategorisindeki tüm haberler »

Okur Yorumları (1 Yorum)

biraz daha özelleştirelim bir sonraki krizde ülkeyi satarız .... - 1/7/200913:25

ya arkadaşalr bu krizin sebebinden neden bahset miyor ki krizin sebebi satılan damarlarımız ya bizimtüpraşlarımız petkim lerimiz petrol ofislerimiz neymiş zarar ediyormuşuz bakın demekki bu sektörler zarar etmiyormuş aksine ekonomimizi ayakta tutuyormuş değil miözelleştirme her zaman zarar getirir bu güne kadar satarak zengin olan kimseyi gördünüz mü duydunuz mu hayır satan adam sattığıyla iki yıl iyi geçinir sonrada kan ağlar şimdi bizim ağladığımız gibi derhal o satılan sektörler geri devletleştirilmeldir....

ADnet