Adana'da "Çözüm Sürecinin Bölgesel Barışa Etkisi" konferansı

Adana'da "Çözüm Sürecinin Bölgesel Barışa Etkisi" konferansı
Adana'da "Çözüm Sürecinin Bölgesel Barışa Etkisi" konferansı
ADANA (AA) - Yazar Nevzat Çiçek, "Devlet paradigmasını değiştirmeseydi biz er ya da geç dağılacaktık. Bunu kabul etmek lazım"...

ADANA (AA) - Yazar Nevzat Çiçek, "Devlet paradigmasını değiştirmeseydi biz er ya da geç dağılacaktık. Bunu kabul etmek lazım" dedi.

Çiçek, Ülfet Derneği, Akdeniz Stratejik Araştırmalar Merkezi, Barış Radyo ve Anadolu Esnaf Sanayici ve İş Adamları Derneği Adana Şubesi'nce organize edilen "Çözüm Sürecinin Bölgesel Barışa Etkisi" konferansında yaptığı konuşmada, İslami kesimin inisiyatif almasının  Türkiye 'de Kürt meselesinin çözümünü kolaylaştıracağını, bu meselenin çözülmesinin dindarların ikna edilmesi, dindarların bu meseleye kafa yorması ve kendi tabanlarını ikna etmesinden geçtiğini savundu.

Çiçek, Türkiye'de barışın dilini oluşturmak zorunda olduklarını kaydetti.

2002 yılına kadar devletin kendisine karşı bir hak talebini "bölücülük" olarak algılayıp en ağır bir şekilde bastırma paradigmasını sürdürdüğünü ifade eden Çiçek, 2008 yılından sonra bunun değişmeye başladığını söyledi.

Çiçek, şöyle dedi:

"Devlet paradigmasını değiştirmeseydi biz er ya da geç dağılacaktık. Bunu kabul etmek lazım. Ortadoğu 'da bu bahar hareketleri olduğunda iletişim araçları bu kadar etkili olduğundan bunu engelleme şansınız yoktur. Ancak bir şekilde engellersiniz cazibe merkezi olursanız ve insanlar sizi tutarlarsa. Anketlere göre Kürtler de 1990'larda bağımsız Kürdistan isteyenler ile şu anda isteyenler arasında uçurum vardır. Çünkü siz bir şekilde o insanın kendisini ifade edebileceği atmosferi oluşturduğunuzda o insanın buradan ayrılmasını gerektirecek bir şey olmaz. Elbete Kızıl Elma gibi Kürdistan hayalinde olanlar olacak. Bunlar insanın doğası. Bunları engelleyemezsiniz."

- Yeni anayasa

Kürt meselesinin sadece Türkiye'nin meselesi olmadığını ifade eden Çiçek, şunları söyledi:

"Irak'ın kuzeyi burayı bir cazibe merkezi olarak görürse, Suriye'de bir kesim burayı öyle görür, buraya bağlanmak isterse bizim buna uygun yasal adımları tamamlamamız lazım. Bunun için AK Parti 'nin yapacağı anayasa, Misak-ı Milli sınırları içinde hükmedecek bir anayasa olursa bu ümmete ihanet olur. Bunun mutlaka AB gibi ümmet çizgisine yakın olması lazım." 

Çiçek, Türkiye'nin demokratikleşerek bir çekim merkezi haline getirilmesi gerektiğini, adalet ve kardeşlik hukuku içerisinde hükmedilirse cazibe merkezi olunabileceğini belirterek, "Bu merkez Ortadoğu'da bütün dengeleri değiştirebilir mi? Belki ütopya gibi algılayacaksınız ama evet. Bu olabilir" dedi.

Türkiye'nin Kürt meselesini çözdüğünde bölünme paranoyasından kurtulup büyüme üzerine de bir strateji inşa edileceğini göstereceğini anlatan Çiçek, şöyle devam etti:

"Bu ülkeyle entegrasyon sürecini tamamlamamız lazım. Bu ülkeyle büyümemiz lazım. Bakın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi o kadar güçlü gösterildi. DAEŞ, çıktı ne olduğunu hepimiz gördük. Aslında biz Osmanlı'yı ele aldığımızda meseleyi çözüyoruz. HDP'li siyasetçilere söylüyorum 'Keşke demokratik özerklik' demeseydiniz. 'Osmanlı modeli' deseydiniz, 'Biz Osmanlı ne veriyorduysa ona razıydık' deseydiniz bu iş bitmişti. Niye? Batıdaki adamın algısında demokratik özerklik dendiğinde direkt bölünme paranoyası oluşuyor ve bunun üzerine bir set oluşuyor. O adamı ikna etmeye çalışıyorsunuz."

Çiçek, Kürt meselesinin çözümüyle aynı zamanda iktisadi bağımsızlığın kazanılarak tam anlamıyla siyasal bir bağımsızlığa gidileceğini de sözlerine ekledi.