DP Genel Başkanı Uysal:

DP Genel Başkanı Uysal:
DP Genel Başkanı Uysal:
- "Herkesin kendisi için demokrasi, adalet, zenginlik istediği noktada Demokrat Parti olarak biz, 'herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için zenginlik' diyoruz"

ADANA (AA) - Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, herkesin kendisi için demokrasi, adalet ve zenginlik istediği noktada, parti olarak "herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için zenginlik" dediklerini söyledi.

Uysal, partisinin Adana İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında,  Türkiye 'nin, yeniden doğru rotada gitmesi için seçime katıldıklarını belirtti. 

"Herkesin kendisi için demokrasi, adalet, zenginlik istediği noktada Demokrat Parti olarak biz, 'herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için zenginlik' diyoruz ifadesini kullanan Uysal, şöyle konuştu: 

"Türkiye, bulunduğu kavşakta kendine doğru bir yol seçip, doğru bir kadro, programla yola devam edecek. Küresel kriz bahanesi arkasına sığınanlara karşı Türkiye ile benzer ülkelerin büyüme performanslarını mukayese ettiğimizde o ülkeler yüzde 5,9 büyürken Türkiye, 2008-2014'te yüzde 3,3 büyümüştür."

Uysal, Türkiye'nin, çevresinde yaşanan gelişmeler karşısında kurumsal düzeyde, ekonomisinde kendisine yeni bir derinlik katma mecburiyeti olduğunu ifade etti.

Türkiye'de, "milli egemenlik ve milli irade" adı altında demokrasiyi tüm hukuksuzlukların, yolsuzlukların üstünü kapatacak örtüye dönüştürme gayretiyle hareket edildiğini öne süren Uysal, hürriyetçi, demokrasiye inanmış tüm demokratlar olarak  bugün  demokrasi bayrağını olması gereken yere dikmek için var güçleriyle çalıştıklarını dile getirdi.

Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada, yetişmiş insan gücüyle dünyada üreten bir güç olarak kendisini konumlandırma mecburiyeti bulunduğuna dikkati çeken Uysal, şöyle konuştu:

"Bugün uygulan politikalarla insanlarımızın borçlandırılması üzerine kurulmuş bu ekonomik düzenin sonuna gelmiş bulunuyoruz. İktidar, 'ne kadar yoksulluk, o kadar oy' mantığı içinde tarımdan başlayarak insanlarımızı alın terinin karşılığını alamaz hale getirdi. İnsanların sadakatini, siyasi anlamda deyim yerindeyse 'satın alırcasına, kadrolu seçmenler üretircesine' ortaya çıkan bu çarpık sosyal yardım anlayışı, Türkiye'de tarih olması gerekirken asli geçim kaynağı haline getirilmiştir ama Türkiye, üretmeden yoluna devam edemez. Kendi insanlarını çalışmamaya teşvik ederek yol alamaz."