MHP'nin Adana mitingi

MHP'nin Adana mitingi
MHP'nin Adana mitingi
- Genel Başkan Bahçeli: (1) - "Yoksulluk ve yolsuzluk illeti zirveye çıkmışken, bunu seyredemezdik. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü operasyon geçirirken kendimizi düşünemezdik" - "Türkmenlere yardım edeceğiz dediniz de, hayır mı dedik. Türkmenleri kurtaracağız dediniz de, olmaz mı dedik" - "Hodri Meydan Meclisten daha fazlasını verelim ve Irak ve Suriye Türkmenlerini zulümlerden ebediyen kurtaralım ve soydaşlarımızı huzura kavuşturalım"

ADANA (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , "Yoksulluk ve yolsuzluk illeti zirveye çıkmışken, bunu seyredemezdik. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü operasyon geçirirken kendimizi düşünemezdik" dedi.

Bahçeli, partisince İstasyon Meydanı'nda düzenlenen mitingde, Adana'nın bugün sevinçten adeta "üç ayak" oynadığını söyledi.

Türkiye sevdalılarına Adana'dan şükranlarını sunan Bahçeli, seçimlerin ülkenin birliğine, miletin dirliğine, insanın refahına en üst düzeyde katkılar sağlamasını diledi.

Bahçeli, seçimler kapsamında ilk açık hava toplantısını 6 Mayıs'ta Çankırı'da yaptıklarını anlatarak, "Bugün 54'üncü ve 7 Haziran öncesi son açık hava toplantısını Adana'da gerçekleştiriyoruz. Finali burada yapıyoruz. Düğümü burada atıyoruz. Adana'nın sözünü almak istiyoruz. Adana'nın desteği ile yürümenin arzusundayız" dedi.

"Gönülleri kazanmak, vicdanlarda buluşmak için yürüdüklerini aktaran Bahçeli, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin önünü açmak, vatanın ümidi olmak için yürüdük. Umut ateşini körüklemek, sevgi ve bağlılıkları güçlendirmek için adımlarımızı sıklaştırdık. Yorulmadık, tavsamadık, gevşemedik, gerilemedik, esnemedik, durmadık, yavaşlamadık, aksamadık, nefessiz kalmadık. Attığımız her adımın Türkiye'nin çıkarına olduğunu bilerek yürüdük. Hırsızlar köşe başını tutarken, yerimizde sayamazdık. Hainler mevki ve makam sahibi olup Türk milletine kast ederken ağırdan alamazdık. Yoksulluk ve yolsuzluk illeti zirveye çıkmışkan, bunu seyredemezdik. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü operasyon geçirirken kendimizi düşünemezdik. Bu nedenle yürüdük, vatanla kucaklaştık. Yürüdük, milletimizle kavuştuk. Yürüdük, huzurlu bir gelecekle örtüştük. Buraya kadar yürüyüşümüz çığ gibi büyüdü. Her gün biraz daha yürüyüşümüz hızlandı. Her gün biraz daha gücümüz arttı. Söz ve karar sırası şimdi Adana'da. Soruyorum sizlere; Adana'ya kadar yürüdük, sizler de bize katılıp iktidara kadar yürüyecek misiniz? İnançla, iddiayla ve cesaretle bizimle yürüyecek misiniz? MHP ile yürüyüp Türk ve Türkiye düşmanlarının önünü kesecek misiniz? Bu evetler Çukurova'nın meydan okuyuşudur. Bu evetler Toroslar'ın gür sesidir. O halde durma Adana, bekleme Adana, Bizimle Yürü Adana."

Zalimlerin karşılarında, işbirlikçilerin önlerinde hıyanet ve melanetin kapılarında olduğunu belirten Bahçeli, "Yürürsek alayını devireceğiz. Yürürsek bunların kökünü kurutacağız. Yürürsek hepsini birden Akdeniz'e dökeceğiz. Çünkü bunlar korkaktır, teslimiyetçidir. Çünkü bunlar ödlektir, tavizkardır. Bunların niyetleri bozuk, fıtratları sorunludur" diye konuştu.

"Türkiye 4 bin 582 gündür AKP çilesi çekmektedir" diyen Bahçeli, "Diyorlar ya, 'Onlar konuşur AKP yaparmış. Doğru, biz konuştuk, AKP yaptı. Biz konuştuk, AKP sattı. Biz yolsuzluğu konuştuk, AKP yaptı. Biz işsizliği konuştuk, AKP yaptı. Biz yoksulluğu konuştuk, AKP hevesle yaptı. Neyi eleştirmişsek, neden şikayet etmişsek, neden yakınmışsak AKP yaptı, altına imza attı. Bunlar vatan topraklarını bırakıp kaçtılar. Bunlar ay yıldızlı al bayrağın indirilmesini seyrettiler. Bunlar Kobani'ye PKK'nın geçişine izin verdiler. Bunlar Barzani'yi silahlandırdılar. Bunlar bölücüleri omuzlarında gezdirdiler, kürsülere çıkarıp saraylarda konuk ettiler. Bunlar çaldılar, rüşvet yediler, harama ve hakarete bulaştılar. Bunlar Oslo'dan İmralı'ya kadar teröristlerle yasak ilişki kurdular. Bunlarda hayır yok, bunlarla gelecek yok. Türk düşmanları AKP ile mutludur. Bölücü misyonerler AKP'den umutludur. Yıkım aktörleri, savaş ve silah baronları AKP'den menmundur. Sınır içi ve sınır ötesi terörist mihraklar AKP ismini duyunca sevinçten havalara uçmaktadır" ifadelerini kullandı. 

- MİT'e ait tırların durdurulması

Bahçeli, MİT'e ait tırların durdurulmasına ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

"Bu tırların içinde silah ve cephanelik çıktığı medyada yer buldu. Erdoğan ve Davutoğlu'nu birden korku sardı. Çünkü 1,5 yıldır bu tırların Türkmenlere yardım amacıyla gönderildiğini söylüyorlardı. Ne var ki suçüstü yakalanmanın telaşıyla alçaldıkça alçaldılar. Casusluktan, devlet sırrının ifşasına kadar demediklerini bırakmadılar. İyice çamurlaştılar. Erdoğan ve Davutoğlu sıkışınca Türkmenlere yardımı hatırladılar. Allah için söyleyiniz, bu yalana kim inanır? AKP'nin Türk ve Türkmenle nasıl bir yakınlığı olur? Erdoğan ve serok Ahmet'e soruyorum; yıllardır Türklüğü, Türkmenliği aşağılaya aşağılaya gelen siz değil misiniz? Bu büyük milleti bir etnik kalıntı seviyesine indirmeye çalışan zihniyetin temsilcisi değil misiniz? Milli kimliği lime lime doğrayan ve 36'ya bölmeye çalışan bölücülerin bir odağı da siz olmadınız mı? Kendinizde güç vehmedip büyük bir yanlış yaptınız."

Hukümetin Suriye politikasını eleştiren Bahçeli, "Suriyeliyi içten içe kışkırttınız, Şam yönetiminin zulmüne davetiye çıkardınız. Suriye'de tazıya tut, tavşana kaç dediniz. Suriye'de iyi kötü var olan otorite dağılınca çuvalladınız. Hesabınız tutmadı, milyonlarca Suriyeli sınıra dayanınca içeri aldınız. Ardından işin çivisi iyice çıktı ve Suriye'nin doğusu radikal terör gruplarının eline geçti. Kendilerine İŞİD diyen caniler önce Musul'da konsolosluk çalışanlarımızı rehin aldı. Kendileriyle gizli pazarlıklar yaptınız. Sessiz kalma güvencesi verdiniz. Sonra Suriye'deki ateş alanlarına Peşmerge ve PKK'yı geçirdiniz. Terörist gördüğünüz PYD'ye yardım ettiniz, lojistik destek sağladınız. Bu da yetmedi büyük ecdadımız Süleyman Şah'ın aziz naaşını apar topar alçakça kaçırdınız. Muhterem türbesini tıpkı bir balkan komitacısı gibi yerle bir ettiniz. Girdiğiniz baştan sona yanlış yolda uçağımız düşürüldü, Gaziantep'te sabotaja maruz kaldık. Şanlıurfa'da düşen top mermileri çok sayıda insanımızı öldürdü ve yaraladı. Reyhanlı'da masum insanlarımız katledildi. Sınır kapılarındaki büyük patlamalarda çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Kendi açıklamalarına göre iki milyon kişi sınırlarımızdan içeri girdi" diye konuştu. 

Türkiye'nin ilk defa insanların sığınmadığını, bu toprakların asırlardın çok sayıda mazlumun Türk milletinin sinesine sığındığı yerler olduğunu aktaran Bahçeli, ancak AKP zihniyetinin bunu da eline yüzüne bulaştırdığını iddia etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun MİT tırlarını çarpıtmaya çalıştığını savunan Bahçeli, şöyle konuştu:

"29 Mayıs günü, Başbakan Davutoğlu, Kayseri'de yabancı bir haber ajansına 'Yardım, Özgür Suriye Ordusu ve Suriye halkı içindi' demişti. Bir gün sonra fikir değiştirip; 'O yardımlar Bayırbucak Türkmenlerine gidiyordu' sözleriyle çark etmişti. AKP'nin bir genel başkan yardımcısı ise 'O silahlar Özgür Suriye Ordusu'na gidiyordu' diyerek partisinin maskesini indirmişti. Eğer insani yardım ise bu öfkenin sebebi nedir? Eğer konu gerçekten Türkmenler ise bu inkar ve nefretin kaynağında ne vardır? Türkmenlere yardım edeceğiz dediniz de, hayır mı dedik. Türkmenleri kurtaracağız dediniz de, olmaz mı dedik. Davutoğlu'na Adana'dan soruyorum; kaçma, korkma, açıkla; bu silahları kimin namına ve hangi mihraklara gönderiyordunuz? Size bu talimatı kim verdi? Silahları elinize kimler tutuşturdu? Türkmenlere yardım gönderiyorsanız niçin bu kadar zıvanadan çıktınız? Neyi gizliyor, neden ürküyorsunuz? Erdoğan ve Davutoğlu'nun sözlerinin hepsi panik halinin, yalan ve aldatmanın resmidir. Bir şeylerin sakladığının belgesidir. Kavramların ve kafaların karıştırmak istediğinin vesikasıdır."

Nerede bir Türk varsa onun Türklüğe emanet olduğunu bildiren Bahçeli, "Nerede bir Türk'ün hatırası varsa o Türk milletinin kudretine emanettir. Zavallı Davutoğlu, düştüğü stratejik çukurda debelenmektedir. Ülkemizin başına açtığı belaların suçluluğu ile kabuslar görmektedir. Madem ki Davutoğlu Türkmenleri bu derece önemsemektedir. Madem ki AKP zihniyeti için Türklük bu derece önemlidir? O halde biz size TBMM'den sınır ötesi harekat için yetki verdik. Neden kullanmadınız? Hodri meydan Meclisten daha fazlasını verelim ve Irak ve Suriye Türkmenlerini zulümlerden ebediyyen kurtaralım ve soydaşlarımızı huzura kavuşturalım" dedi.

- "Türkmenler halen ölüyor"

Bahçeli, Türkmenlerin kendileri için tarihi ve kültürel bir cevher olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bizim davamız onların birlik, beraberlik, varlık ve doğrulma davasıdır. Madem ki Erdoğan ve Davutoğlu Türkmenleri bu derece düşünüyorlardı, o halde, 2003 yılında yine tek başına AKP hükümeti döneminde Kerkük ve Musul'daki Türkmen nüfus ve tapu kayıtları Peşmergelerce yakılırken bu müflisler neredeydi? Bu tarihlerde Türkmenlerin nüfus vesikaları ve mülkleri yağmalanırken bunlar ne ile meşgul oluyordu? Geçen yıl Türkmenler toplu kıyıma uğrarken ne yapıyorlardı? Bizim milliliğimizi sorgulayan Erdoğan, söyle bize, yine 2003 yılında Türkmen kenti Süleymaniye'deki askeri birliğimizin başına Amerikalılarca çuval geçirilirken niye müdahale etmediniz? Davutoğlu'nun da, Erdoğan'ın da açıklamaları tam bir aldatmadır. Tam bir yalandır. Sözleri çarpıtmadır, riyadır, asılsızdır. Türkmenler halen ölüyor. Türkmen kanı oluk oluk akıyor. Bizim milliyetçiliğimizi diline dolayan BOP eşbaşkanı Erdoğan için, Kerkük, Gazze kadar değerli oldu mu? Gökbayrak Rabia işareti kadar itibar gördü mü? Bayırbucak Türkmenler Özgür Suriye Ordusu veya selefi gruplar kadar ilgi ve alakaya layık bulundu mu? Birgün bu kirli ve karanlık ilişkiler mutlaka aydınlanacak ve mutlaka hesabı sorulacaktır. O gün geldiğinde AKP'nin hangi pisliklere bulaştığı, hangi meçhul terör örgütlerine destek verdiği ortaya çıkacaktır. Devletin istihbarat teşkilatını pisliklerinize memur yapmanız sizleri hesap vermekten kurtaramayacaktır. Kokuşmanın tarafları bunun bedelini mutlaka ödeyecektir."

- "7 Haziran bunların sonudur"

Hükümetin kamunun her imkanını kendi çıkarı için kullandığını savunan Bahçeli, devletin araçlarının seçim kampanyasına seferber edildiğini, okulların, camilerin siyasi istismar alanlarına dönüştürüldünü, dinimizin, kitabımızın ahlaksızca siyasete alet edildiğini iddia etti.

Bahçeli, imam hatip, başörtüsü, kabe, Kudüs'ün meydanlarda hakaret gördüğünü belirterek, şöyle devam etti:

"Bu kadarı da fazla dediğimiz ne varsa AKP tarafından tedavüle sokulmuştur. Çünkü 7 Haziran bunların sonudur. Terör lobisi, kan lobisi, rant lobisi, Rum lobisi, Barzani, PKK, IŞİD, HDP, Türk düşmanları, Mehmetçik katilleri, komplocular, çözümcüler, açılımcılar, kötü adamlar AKP'nin yanındadır. Papaz okulu meraklıları, İstanbul'u Vatikan'a döndürme hevesinde olanlar, dinler arası diyalogcular, Ekümenlik rüyası görenler, Sevrciler, din tacirleri, mandacılar, BOP'çular, hainler alayı birden AKP'ye çalışmaktadır. PKK'nın iktidardaki adamları, İmralı canisinin ortakları, Oslo'nun müdavimleri, Kandil şebekesinin paydaşları yıkım ve çözülmeye memur edilmişlerdir. Hazine 17-25 damgalı rüşvetçilerin elinde talan edilmektedir. Erdoğan ve Davutoğlu güvenceli yolsuzluk çeteleri milletin kesesini boşaltmaktadır. Hırsızlar, hırsızlıkla mücadele edenleri kovalamakta, gözaltına almakta, hapse tıkmaktadır. İranlı şarlatan kara parayla sefa sürerken, adalet yerlerde, hukuk diplerdedir. Millete küfreden havuzcular, ihalelerden yüzde alan, rüşvete kulluk eden eski bakanlar el üstündedir. Bir trilyonu üç beş kuruş gören haramzadeler, 3,3 milyar liraya çerez parası diyen hadsizler zevkten dört köşeyken, dürüstlük suçlanmaktadır. Erdoğan'ın kirli çamaşırlarını bilenler, gizli ve hain ilişkilerine tanık olanlar susturulmakta, cezalandırılmaktadır."

(Sürecek)