Şehit kızının acı görevi

Şehit kızının acı görevi
Şehit kızının acı görevi
- Şehit polislerin ailelerine acı haberi, daha 16 aylıkken polis babası şehit olan Adana Emniyet Müdürlüğü'nde görevli Şube Müdürü Nalan Özen veriyor - Özen: - "Şehit ailelerini ancak onlardan biri olan anlar. Dışarıdan başka birileri sadece anlamaya çalışır. Onlardan biri olarak yanlarında bulunmam benim de, herkesin de işini kolaylaştırıyor" - "Şehitlerin küçük çocuklarını kucağıma aldığım zaman onların savunmasız olduklarını görüyorum. Onları kendi yerime koyuyorum ve onlara bakıp 'Kader arkadaşlarım' diyorum. Onları en iyi ben anlarım." - "Ben yıkılırsam, çökmüş halde gözükürsem ekibim zarar görür ve görevimiz aksar. Evde ağlarsam annem ve çocuklarım üzülür. O yüzden acıya teslim olamam. Kendime bahane bulup o acılı ve üzüntülü ortamdan uzaklaşmak durumundayım"

ADANA (AA) - Şehit  polislerin aileleri,  16 aylıkken polis babası şehit olan Adana Emniyet Müdürlüğü'nde görevli Şube Müdürü Nalan Özen'den acılı haberi alıyor. Özen, şehit ailelerini ancak onlardan olan birinin anlayabileceğini söyledi.  

İl Emniyet Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Şube Müdürü Nalan Özen, gazetecilere yaptığı açıklamada, babası Hüseyin Özen'in 1974 yılında kendisi 16 aylıkken Hatay Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde görev yaptığı sırada bir çatışmada şehit düştüğünü belirtti.

Özen, Polis Akademisine ilk kez  kız öğrencilerin alındığı 1991'de girdiğini, ilk görev yerinin Emniyet Genel Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı olduğunu, bir çok ilde görev yaptığını ve son üç yıldır Adana Emniyet Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Şubesinde bulunduğunu anlattı. 

- Şehit ailelerine acılı haberi ilk o veriyor

Sorumluluğunu üstlendiği şubenin görevlerinden birinin de şehit ailelerine acı haberi ulaştırmak olduğunu ifade eden Özen, şunları söyledi:

"Kötü haber çabuk yayılır. Bizler o küte haberleri insanlara vermek durumundayız.  Genelikle o haberleri verenler ilk bizler oluyoruz. Bayan olmam, şehit çocuğu olmam, bu şubenin müdürü olmam tabi ki bu zor görevi önce bana yüklüyor. Ama bu görevi yaparken, bütün amirlerimizin bize karşı sonsuz desteği ve hoşgörüsüyle güç alarak yapıyoruz.  Bu görevi yerine getirirken sıfır hatayla yapmak durumundayız. Çünkü maneviyata hizmet ediyoruz, acılı insanlara hizmet ediyoruz. Bir şehit çocuğu olarak her seferinde acıyı tazeleyerek yaşamak zor. Ama bizim için önemli olan görevimizi en iyi şekilde yerine getirmek."

- "Onları ancak onlardan biri anlar"

Şehitlerin ailelerine acı haberi vermek için gittiğinde onlara, "Polis müdürüyüm ama konuşmayı şehit çocuğu olarak yapıyorum" diyerek söze başladığını dile getiren Özen,  "Şehit ailelerini ancak onlardan biri olan anlar. Dışarıdan başka birileri sadece anlamaya çalışır. Onlardan biri olarak yanlarında bulunmam benim de, herkesin de işini kolaylaştırıyor. Her seferinde aynı şeyi yaşamak bambaşka bir duygu" diye konuştu.

- "Şehit çocuklarına 'kader arkadaşlarım' diyorum"

Özen, 41 yıldır hiç 'baba' kelimesini söylemediğini ve baba sevgisini hissedemediğini anlatarak, "Şehitlerin küçük çocuklarını kucağıma aldığım zaman , onların savunmasız olduklarını görüyorum. Onları kendi yerime koyuyorum ve onlara bakıp, 'Kader arkadaşlarım' diyorum. Onları en iyi ben anlarım" dedi. 

Görevi sırasında gözlerinin dolduğu anların çok olduğunu dile getiren Özen, gazetecilere, "Ancak siz beni ağlarken hiç görmediniz" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben de bir insanım ve bir anneyim neticede. Rahatsızlandığım da oldu ama güçlü olmak durumundayım. Bir kere babasızlıkla hayata bir sıfır yenik başladım. Çocuklarım ve annemle birlikte yaşıyorum. Bu sorumluluklardan dolayı kendimi bırakamam. Güçlü olmasam da güçlü olmak zorundayım. Gözlerim doldu ama sizlerin bulunduğu hiçbir yerde gözyaşım akmadı. Kendimle baş başa kaldığım zamanlarda bile çok az akmıştır. Ben yıkılırsam, çökmüş halde gözükürsem ekibim zarar görür ve görevimiz aksar, evde ağlarsam annem ve çocuklarım üzülür. O yüzden acıya teslim olamam.

Kendime bahane bulup o acılı ve üzüntülü ortamdan uzaklaşmak durumundayım. Şehidimiz Murat Savaş Kale'nin 37 günlük bebeğini havaalanında kucağıma aldığımda içimden 'Çok küçük ve savunmasız' dedim. Şehidimiz Kadir Özkara'nın astsubay oğlu Emre uçaktan inişinde asker selamı verdi. Şehitlikteki törenin akabinde bana, 'Ben de artık bir şehit çocuğuyum' dedi. Orada hiç bir şeye aldırmadan ona, kader arkadaşıma sarılarak ağladım. Neticede ben de bir insanım." 

Her şehit haberinde canının acıdığını kaydeden Özen, "Ben şunu itiraf edeyim, artık silah sesi duymak istemiyorum. Son zamanlarda çok fazla şehit verdiğimiz için her insan gibi bizim de canımız çok acıyor. Benim canım biraz daha farklı acıyor" ifadelerine yer verdi.