AK Parti Kocaeli mitingi

AK Parti Kocaeli mitingi
AK Parti Kocaeli mitingi
- Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu: (2) "Dağlarımızda silahlı teröristlerin gezmesine, şehirlerimizde eşkıyaların cirit atmasına asla göz yummayacağız. Milletimiz huzur ve emniyete kavuşuncaya kadar, bu kirli odaklarla kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz. Teröre ve teröriste geçit vermeyeceğiz. Huzur ve demokrasi operasyonu, insanlarımızın can güvenliği sağlanıncaya, şehirlerimiz huzura kavuşuncaya kadar sürecek" - "Ülkeyi zaaf içinde, kargaşa içinde, kaos içinde gösterip seçimleri etkilemeye, seçim mühendisliği yapmaya çalışıyorlar. Ellerinde en ufak bir bilgi, delil, dayanak olmadan hükümeti, can pahasına görevini yapmakta olan güvenlik birimlerimizi, askerlerimizi, polislerimizi zan altında bırakmaya çalışıyorlar ama milletimiz bizi de biliyor, onları da biliyor"

KOCAELİ (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Dağlarımızda silahlı teröristlerin gezmesine, şehirlerimizde eşkıyaların cirit atmasına asla göz yummayacağız. Milletimiz huzur ve ve emniyete kavuşuncaya kadar, bu kirli odaklarla kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz. Teröre ve teröriste geçit vermeyeceğiz. Huzur ve demokrasi operasyonu, insanlarımızın can güvenliği sağlanıncaya, şehirlerimiz huzura kavuşuncaya kadar sürecek" dedi. 

Davutoğlu, partisinin Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada Türkiye'de "yeni bir oyun kuralım" denilerek, milleti birbirine düşürmek, kardeşi kardeşe kırdırmak için teröre başvuran odaklar bulunduğunu dile getirerek, "Çözüm sürecindeki iradeyi yok sayarak, terörü bütün ülke sathına yaymak istediler. Gittiler o hain terör örgütünü satın aldılar ve bizim güçlü çözüm irademizi sabote etmeye kalkıştılar. Askerlerimizi, polislerimizi şehit ettiler, sağlık görevlilerimizi acımadan katlettiler, sivilerimizi, küçücük yavrucuklarımızı öldürdüler. Bu vesileyle bütün şehitlerimize, en son dün Dağlıca'da, bugün de Tunceli'de şehit düşen kahraman askerlerimize rahmet diliyorum" diye konuştu. 

Başbakan Davutoğlu, bu sözlerinin ardından vatandaşları Fatiha okumaya davet etti.

"Herkes bilsin ki şehitlerimiz hiçbir zaman ölüler değildir" ifadesini kullanan Davutoğlu, vatandaşların "Şehitler ölmez vatan bölünmez" şeklindeki sloganları üzerine, "İşte Kocaeli'de Türkiye'nin her bir köşesini temsil eden Doğulusu, Batılısı, Kuzeylisi, Güneylisi, Kürdüyle, Türküyle, Sünnisiyle, Alevisiyle herkesin bir arada yaşadığı Kocaeli'den yükselen ses bu 'şehitler ölmez vatan bölünmez', dağlarımızda silahlı teröristlerin gezmesine, şehirlerimizde eşkıyaların cirit atmasına asla göz yummayacağız. Milletimiz huzur ve ve emniyete kavuşuncaya kadar bu kirli odaklarla kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz. Teröre ve teröriste geçit vermeyeceğiz. Huzur ve demokrasi operasyonu, insanlarımızın can güvenliği sağlanıncaya, şehirlerimiz huzura kavuşuncaya kadar sürecek. Her şehrimizde söylüyoruz, en gür şekilde burada da söylemeye devam edeceğiz, bizim için aslolan vatandaşlarımızın güvenliğidir." 

- "Özgürlükleri güvenliğe, güvenliği özgürlüklere kurban vermeyeceğiz"

Davutoğlu, adına, milletine, ırkına, diline ve dinine bakmaksızın terörün ve teröristin her türlüsüne karşı çıktıklarını ve çıkmaya devam edeceklerini vurgulayarak, "İşte bizim için önemli olan, bizim için temel hareket noktası olan vatanımızın, milletimizin birliği, beraberliği ve milli birlik ve kardeşliğimizdir. Herkes emin olsun ki bu yolda bu iradenin yegane siyasi temsilcisi bugüne kadar olduğu gibi bugün de AK Parti'dir, AK Parti'nin olduğu yerde kimse milli birliğimize sekte vuramayacak, teröristler hiçbir şekilde hedefine ulaşamayacak. Türkiye'nin yegane umudu AK Parti'dir. Özgürlükleri güvenliğe, güvenliği özgürlüklere kurban vermeyeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.  

- "Teröristleri tenkit etmek yerine hükümeti, bizleri suçluyorlar"

"Siyaset yaptığını söyleyen her partinin Türkiye için çalışması gerekmez mi? Bu ülkeye yönelik tehditler karşısında bir milli duruş göstermesi, insani bir hassasiyet içinde olması gerekmez mi? En çok böyle zor zamanlarda teröriste karşı terörle mücadele edenin yanında olması gerekmez mi?" şeklinde konuşan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Peki diğerleri ne yapıyor, Türkiye'deki muhalefet ne yapıyor? Terör odaklarına, iftiralarına, manipülasyonlarına uyarak teröristleri tenkit etmek yerine hükümeti, bizleri suçluyorlar. Yaşanan bu acı olayları fırsat bilerek AK Parti'yi yıpratmanın hesabını yapıyorlar. Akıllarınca ülkeyi zaaf içinde, kargaşa içinde, kaos içinde gösterip seçimleri etkilemeye, seçim mühendisliği yapmaya çalışıyorlar. Ellerinde en ufak bir bilgi, delil, dayanak olmadan hükümeti, can pahasına görevini yapmakta olan güvenlik birimlerimizi, askerlerimizi, polislerimizi zan altında bırakmaya çalışıyorlar ama milletimiz bizi de biliyor, onları da biliyor. Biliyor musunuz aziz Kocaelililer? Kimin milletin yanında, kimin milletin karşısında olduğunu biliyorsunuz değil mi?"

- " CHP genel başkanı demek hükümete namzet olmak değil"

"7 Haziran'dan bu yana bunların gerçek yüzleri bir kez daha ortaya çıktı" ifadesini kullanan Başbakan Davutoğlu şöyle devam etti:

"Millet 'uzlaşın, beraberce hükümet kurun' dedi, bunlar milletin verdiği görevden kaçtılar. Millet bizi açık ara birinci parti yaptı CHP milletin verdiği iktidar görevini bizden kaçırmaya çalıştı. 'Blok siyaseti' diye bir şey uydurdular, AK Parti'nin karşısına blok siyasetini çıkarmak istediler. Blokları parçaladık mı, yerle bir ettik mi?

İşte şimdi de daha sonraki dönemde de hep hükümet görevinden kaçtılar. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu 'nu hep biliyorsunuz, görüyorsunuz bir eseri yok, örnek bir işi yok, 'ben şunu yaptım, referansım şudur' demiyor. Üstelik Cumhuriyet Halk Partisi 'nin getirdiği bir kambur da var. Muhalefet Kocaeli'den, Gebze meydanından ders alacak. Siyaset melekelerini kaybetmiş bir parti yönetmeye çalışıyor ve bu ona yetiyor. CHP genel başkanı demek hükümete namzet olmak değil, CHP'nin parti içi iktidar mücadelesine namzet olmak demek. Bu onlara fazlasıyla yetiyor. Yetmese 13 senede doğru düzgün projelerle halkın önüne çıkarlardı."

Davutoğlu, koalisyon görüşmelerini medeni bir şekilde her şeye rağmen yürüttüklerini hatırlatarak, "Bu görüşmelerde Türkiye'nin dış politikasının, eğitiminin 180 derece değişmesi gerektiğini söylediğinde 'dur Sayın Kılıçdaroğlu, dur orada' dedik, 'biz 13 yıllık AK Parti iktidarının başarı hikayesine son noktayı koyacak hiçbir girişime izin vermeyiz' dedik. Bütün özgürlük taleplerini mahkemeye götürmekten ibaret bir siyaset anlayışına karşı çıktık. Artık ondan da vazgeçtiler. Sırf 'AK Parti hükümette olmasın' diye Sayın Bahçeli'yi başbakan yapmaya kalktılar, ona da Sayın Bahçeli 'hayır' dedi. Milletin vermediği başbakanlığı birbirine ikram edebilirler mi?" diye konuştu.

- "Millet 'uzlaşın' dedi, Sayın Bahçeli 'hayır' dedi" 

Başbakanlık görevini milletin, milli iradenin verebileceğine işaret eden Davutoğlu, "Zaten Sayın Bahçeli aylardır her şeye 'hayır' diyor. Millet 'uzlaşın' dedi, Sayın Bahçeli 'hayır' dedi. Biz 'gelin bir orta yol bulalım' dedik, ayrı ayrı teklifler getirdik 'hayır' dedi, başka bir şey demedi.  MHP tabanı çok istekli olduğu halde sorumluluk almaya ısrarla 'hayır' dedi" şeklinde konuştu.

Vatandaşların, "İşte başbakan, işte Kocaeli" sloganları üzerine Davutoğlu, "Başbakanlığı millet verir, başbakanlık icazeti milletten, Kocaeli'den, Gebze meydanından alınır. Sayın Bahçeli işte şimdi sıra millette" dedi.     

- "Bu sefer 'hayır' deme sırası milletimizde"

Kocaeli'ye her geldiğinde vatandaşların heyecanından heyecan aldığını anlatan Davutoğlu, "Bir saniye dahi durmadan, heyecanla bütün duygularınızı, hislerinizi arş-ı alaya yükseltiyorsunuz, sizlere teşekkür ediyoruz" diye konuştu. 

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Nasıl Sayın Bahçeli 7 Haziran'dan sonra gelen her teklife 'hayır' dediyse, şimdi de aziz milletimiz eminim ona da 'hayır' diyecek. Vatanını, milletini seven her MHP'li kardeşim de eminim ki bu 'hayır' siyasetinden müştekidir, şikayetçidir. İşte bu yüzden bu sefer 'hayır' deme sırası milletimizde. Çıkmış televizyonlarda Sayın Bahçeli bir çanta gösteriyor, 'her şeyimiz hazırdı' diyor. Peki o çantayı, görüşme salonunda da tuttuğunuz o çantanın içindekileri niye açıp bizimle paylaşmadınız da daha oturur oturmaz 'hayır' dediniz? Soru bu. O çantayı sizinle tüm iyi niyetimizle geldiğinizde açacaktınız. Öyle ekran önünde, televizyonlarda bir şov malzemesi olarak değil, bakalım 1 Kasım'dan sonra da bu çantada neler olduğunu bir tek senin bildiğin bu çantadan neler çıkacak."

(Sürecek)