AK Parti Şanlıurfa mitingi

AK Parti Şanlıurfa mitingi
AK Parti Şanlıurfa mitingi
- Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu: (6) - "DEAŞ ne kadar nankörse ne kadar hainse ne kadar alçaksa PKK da o kadar alçak, o kadar hain, o kadar korkaktır" - "90'lı yılların terörüne de JİTEM'ine de bu halkı teslim etmeyeceğiz, çelik gibi karşılarında duracağız" - "Hiç çekinmeden, kimseyi tehdit etmeden söylüyorum. Mertçe, yiğitçe söylüyorum. İnsanlarımızın kardeşliğini, ülkemizin istikrarını, vatandaşlarımızın emniyet ve huzurunu korumak noktasında, Türk'ün Kürt'e, Kürt'ün Arap'a, Arap'ın Zaza'ya, Zaza'nın Türk'e kardeşliğini bozmama noktasında, hiç kimse bizden bir nebze taviz beklemesin. Terörle sonuna kadar mücadele edecek, bütün dağlarımızı, bütün ovalarımızı, bütün vadilerimizi bu terör odaklarından temizleyeceğiz" - "Bunların 'inadına barış' derken kastettikleri, inatlı bir şekilde barışı yok etmek. Biz, barış dilinin özde de sözde de gerçek yolcuları olacağız. Eski Türkiye'nin kandan, terörden beslenen derin ve karanlık odaklarıyla bugüne kadar nasıl mücadele ettiysek, bugünden sonra da mücadele edeceğiz"

ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "DEAŞ ne kadar nankörse ne kadar hainse ne kadar alçaksa  PKK da o kadar alçak, o kadar hain, o kadar korkaktır" dedi.

Davutoğlu, partisinin Şanlıurfa mitinginde yaptığı konuşmada, Türkiye 'nin tüm illerinin 78 milyonun ortak toprağı olduğunu ve böyle kalacağını belirterek, "Bütün siyaseti çarpıtma üzerine kuran malum partinin HDP'nin yalanı kendini işyar edilmiş olan eşbaşkanı çıktı yine çirkin iftiralarla bizlere saldırdı" diye konuştu.

"Benim Kürt, Arap, Zaza kardeşlerimi karanlık dönemlere dönmekle, faili meçhullere tehdit ettiğim yalanını ortaya attı" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"O dönemleri kapatan biziz. 90'lı yıllara dönme iddiasında olanlara karşı dimdik duran biziz. İnsanda biraz utanma olur, yalan söylerken biraz yüzü kızarır, dili dolanır. Bunlar, yalanı gözünü kırpmadan söylüyor. Biz, kimseyi tehdit diliyle tehdit etmedik ama onlar 7 Haziran'dan sonra tehdit ettiler, 6-7 Ekim Kobani olaylarını bahane ettiler. İşte Suruçlu kardeşlerim burada. Suruç, Şanlıurfa'nın şanlı bir ilçesi. 

Biz, Kobani'de olaylar olduğunda oradan masum kardeşlerimiz yürüdüğünde Faruk Bey Suruç'taydı, arkadaşlarımız oradaydı. Dediler ki 'koyun sürüleriyle birlikte geliyorlar. Onları dahi kurtarmak için çaba sarf ediyorlar'. Koyun sürülerini de aldık hepsinin. Kurban Bayramı arefesiydi. Kurban Bayramı'nda mazlumlara, mültecilere et olarak dağıtılmak üzere raiş fiyatın üzerinden koyunlarını aldık ve kurban ettik. Barışa kurban ettik, kardeşliğe kurban ettik, Allah'a kurban ettik. 197 bin kardeşimizi aldık ama bunlar çıktılar, Türkiye'yi DEAŞ'la işbirliği yapmakla suçladılar. İşte buradan, Şanlıurfa meydanından söylüyorum. DEAŞ ne kadar nankörse ne kadar hainse ne kadar alçaksa PKK da o kadar alçak, o kadar hain, o kadar korkaktır. Hiç birbirinin arasında fark gözetmedik."

Davutoğlu, "Kim bu vatanın tek bir evladına kim Suriye'de tek bir kardeşimize, Irak'ta tek bir kardeşimize, tarihdaşımıza zulüm etmişse ona karşı durduk" ifadesini kullandı. "Ama onlar dönüp Kandil'e konuşamazlar" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar dönüp, 'bu masumların suçu neydi, Erzincan Kemah yolunda öldürülen 60 yaşındaki Makbule teyzenin suçu neydi, bu Kürt gençlerinin suçu neydi de dağa kaçırıldı? diye sormazlar. Diyarbakır annelerinin acısını Adıyaman annelerinin acısıyla aynı tutuyoruz. Gençlerimizi ister DEAŞ Suriye'nin karanlığına götürsün, oradaki bir takım terör odaklarıyla işbirliği içinde gençlerimizi heba etsin, ister PKK gençlerimizi Irak'a, Suriye'nin karanlığına götürsün. Biz, hepsinin karşısında tek bir gencimizi dahi feda etmeden onları bağrımıza basarak, onlarla birlikte yeni Türkiye'ye yürüyeceğiz.

Onlar, gençleri ölüme götürüyorlar, onlar  o gençlerin geleceğini karartıyorlar, çocuklarımız için açılan okulları bombalıyorlar. Kürt vatandaşlarımızın Hakkari'den uçabileceği diğer bütün illerimiz gibi kullanacağı onurla gururla uçacağı Selahaddin Eyyubi Havalimanı'nı bombalıyorlar." 

- "Bunların 'inadına barış' derken kastettikleri, inatlı bir şekilde barışı yok etmek"

Van'da yaptığı konuşmasının arkasında olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Biz, 90'lı yılların terörüne de 90'lı yılların JİTEM'ine de bu halkı teslim etmeyeceğiz. Allah şahit, kim 90'lı yıllara dönmek isterse onun karşısında şehit bir iradeyle duracağız. Demir gibi, tek bir yumruk olarak duracağız. Kim 90'lı yıllarda olduğu gibi aynı mantıkla insan hak ve hürriyetlerini yok sayarsa onların karşısında da duracağız. Ama 90'lı yıllarda olduğu gibi terör çeteleri kuranların da karşısında duracağız" diye konuştu.

Davutoğlu, söylediklerinin "terörün ve sırtını teröre dayayanların zoruna gittiğini" belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü, onlar 90'lı yılları özlüyorlar. İsterler ki daha çok Kürt genci ölsün, daha çok Türk genci ölsün de Kürtlerle Türkler, Araplar birbirine girsin. Bunu başka ülkelerde yaptılar. İşte Suriyeli kardeşlerimin hali ortada.

Buraya gelirken hemen şu karşı binada al bayrakla özgür Suriye bayrağını yan yana binasından aşağıya sallandıran kardeşlerime de selam ederek söylüyorum. Siz kardeşlerim, Türk'ün Kürt'e, Kürt'ün Arap'a, Arap'ın Türk'e kardeş olduğu aziz Şanlıurfa'nın yiğitleri, biz bu oyuna gelir miyiz? Biz bu terör odaklarına kardeşliğimizi kurban verir miyiz? İşte, şimdi 2002 Türkiye'si ile bugünü karşılaştırın. Seçim şarkılarımızda olduğu gibi Türkçe, Kürtçe, Arapça hep aynı türküleri, aynı ağıtları söylüyoruz. Bunlar, yasaktı ama şimdi serbest ve hep de serbest olacak. 'Esselamu aleykum', 'rojbaş', 'hayırlı sabahlar' diyeceğiz. Türkçe diyeceğiz, Arapça diyeceğiz, Kürtçe diyeceğiz ama selamımızı hiç kesmeyeceğiz. Selamımızı hep barış selamı yapacağız.

Bunların 'inadına barış' derken kastettikleri, inatlı bir şekilde barışı yok etmek. Biz, barış dilinin özde de sözde de gerçek yolcuları olacağız. Eski Türkiye'nin kandan, terörden beslenen derin ve karanlık odaklarıyla bugüne kadar nasıl mücadele ettiysek, bugünden sonra da mücadele edeceğiz."

-"Barışın teminatı AK Parti'dir"

"90'lı yılların karanlık günlerine, 28 Şubat zulmüne arkadaşlar kim son verdi? İşte, inkar ve ret politikalarını kim ayaklarının altına aldı? AK Parti. Peki bu kardeşlik ortamını kim bozdu? Silahları kim terk etmedi, akan kandan, patlayan bombadan kim rant sağladı?" diye soran Davutoğlu, "İşte sırtını bu teröre yaslayanlar, terörle işbirliği yapanlar. Bu milletin kaderiyle değil, başkalarının kirli oyunlarıyla işbirliği yapanlar" dedi. 

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"7 Haziran'da barajı geçemezsek, kaos olur, ülkeyi yakarız' diyenler kimdi? Bunlardı. Bugün de aynı şeyi yapıyorlar. Çünkü, bunlar eski Türkiye'nin karanlık odaklarıyla aynı zihniyetteler. Barış bunların işine gelmiyor. Onlar ne kadar çok asker öldürürse karşılığında da aynı ölçüde tepki görecekler 90'lı yıllar gibi. Böylece kardeşi kardeşe düşman kılacaklarını hesap ediyorlar. Onların karşısında bu yüzden diyoruz ki barışın teminatı AK Parti'dir. 

Altını çizerek, o sembollerle, o 'Toros'larla falan konuşmasınlar. Altını çizerek bir daha söylüyorum. Hiç çekinmeden, kimseyi tehdit etmeden söylüyorum. Mertçe, yiğitçe söylüyorum. İnsanlarımızın kardeşliğini, ülkemizin istikrarını, vatandaşlarımızın emniyet ve huzurunu korumak noktasında, Türk'ün Kürt'e, Kürt'ün Arap'a, Arap'ın Zaza'ya, Zaza'nın Türk'e kardeşliğini bozmama noktasında, hiç kimse bizden bir nebze taviz beklemesin. Terörle sonuna kadar mücadele edecek, bütün dağlarımızı, bütün ovalarımızı, bütün vadilerimizi bu terör odaklarından temizleyeceğiz."

Tüm şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar'ın kendisine aktardığı bir olayı şöyle anlattı:

"O dağlarda çok çetin şartlarda mücadele eden bir birliğimiz nöbet değişimi esnasında, telsizle komutanları diyor ki. Bunların çoğunda Kürt de var Türk de var Arap da var aralarında. 'Artık nöbet değişimi vakti geldi. Sizi bu gece alacağız' diyor. Günlerce dağda kaldıktan sonra birliğin tabur komutanın cevabı şu: 'Komutanım, biz bu dağları son terörist temizleninceye kadar terk etmeyeceğiz. Bizi bırakın bu nöbeti de tutalım. Bu ay yıldızlı bayrağı, bütün dağların zirvelerine dikmedikçe geri dönmeyeceği, nöbet değişi yapmayacağız' diyorlar.

Niye diyorlar biliyor musunuz? Onlar, bu toprakların her köşesine aşık. Onlar, korudukları Kürt kardeşlerini, muhabbetle seviyorlar. Onların zihninde Kürt Türk diye bir ayrım, onların zihninde, gönlünde Hz. İbrahim'in tevhit aşkıyla bir araya getirdiği İbrahimi millet var."

(Sürecek)