AK Parti'nin Ankara mitingi

AK Parti'nin Ankara mitingi
AK Parti'nin Ankara mitingi
- Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu: (1) - "Siirt miting çıkışında gençlik kollarımıza mensup üç kız kardeşimizi, HDP binasının önünde barbarlar saldırdılar ve darp ettiler. Şimdi soruyorum, hani kadına karşı şiddet için hep beraber ayağa kalktık ya hani bu özgürlükçü aydınlar HDP'ye destek beyanları yayınladılar ya hiç birinden tek bir çıt, ses çıkmadı. Çünkü saldırıya uğrayan AK Parti. AK Parti saldırıya uğrasa da bunlar memnun, AK Parti zayıflasa da" - "Biz bütün bu şiddete, teröre, baskıya karşı doğusunda, batısında, her yerde demokrasiyi hakim kıldık. Kılmaya da devam edeceğiz. Ama milliyetçilikten bahsedip de al bayrağı Türkiye'nin her yerinde dalgalandırmayanlar, Ankara'da konuşamazlar" - "Kendi mahallelerinde siyaset yapıyorlar. Biz her şeye rağmen Türkiye'nin her yerinde al bayrakla, ak bayrakla siyaset yapıyoruz. Bunu engellemeye çalışıyorlar"

ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Siirt miting çıkışında gençlik kollarımıza mensup üç kız kardeşimizi, HDP binasının önünde barbarlar saldırdılar ve darp ettiler. Şimdi soruyorum, hani kadına karşı şiddet için hep beraber ayağa kalktık ya hani bu özgürlükçü aydınlar HDP'ye destek beyanları yayınladılar ya hiç birinden tek bir çıt, ses çıkmadı. Çünkü saldırıya uğrayan AK Parti. AK Parti saldırıya uğrasa da bunlar memnun, AK Parti zayıflasa da" dedi.

Davutoğlu, partisince Etlik Kasalar Meydanı'nda düzenlenen Büyük Ankara Mitingi'ndeki konuşmasına, istiklalin karargah kenti Ankara'yı, seğmenleri, yiğitleri, Ahiyanı Rum'u, Baciyanı Rum'u, Hacı Bayramı Veli'yi, Melike Hatun'u ve Ankara'yı Ankara yapan tüm manevi değerlerini selamlayarak başladı.

 Hacı Bayramı Veli'den çıkarak milli iradeyi temsil eden ilk Meclisin kurucu milletvekillerine ve Gazi Mustafa Kemal'e selam gönderen Başbakan Davutoğlu, düşman Polatlı'ya kadar geldiğinde, "Ankara artık vatandır, vatanın sınırıdır" diyerek başkenti terk etmeyen yiğit milletvekillerine, İstiklal Marşı'nı burada yazan Mehmet Akif Ersoy'u da selamladı.

Ankara'nın tüm ilçelerini, Ankara'dan çıkarak Kocatepe'den İzmir'e kadar her karış vatan toprağını kurtaran istiklal şehitlerini ve gazilerini, burada milli irade mücadelesi veren ve şehitliğe kadar yürüyen Adnan Menderes ve arkadaşlarını, ilk sivil Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı, onun yolundan giden 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ve halkın ilk defa seçtiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı da selamlayan Başbakan Davutoğlu, "Ankara'yı bilmek tarihi, inancı ve manevi derinliği bilmektir. Ankara'yı  bilmek, istiklali bilmektir" dedi.

-"71 ili tamamladık, 81 ile de inşallah gideceğiz"

Ankara'da 72. mitingini düzenlediğini belirterek, tüm Türkiye'yi harmanlayıp dolaşarak başkente geldiğini, başkente 72 şehrin her köşesinden selam getirdiğini  anlatan Başbakan Davutoğlu, Ankaralılara şöyle seslendi:

 "Başkent demek, milletin iradesi demek. Başkent demek tüm milletini temsil edildiği yer demek. Onun için burada yüz binlerce kardeşime, yağmur altında bizi bekleyen aziz Ankaralılara hitap ederken, tüm Türkiye'ye de hitap etmiş oluyoruz, Tüm Türkiye'ye selam olsun. Bize her yer Türkiye." 

Davutoğlu, 25 Nisan'dan bu yana adım adım Erzurum'dan başladıkları seçim kampanyası kapsamında, Türkiye'nin her köşesine gittiklerini belirterek, şunları kaydetti:

 "71 vilayet gittik. Hakkari'ye, Şırnak'a, Tekirdağ'a, Muğla'ya, Aydın'ya, Rize'ye, Artvin'e gittik. Dün de Van ve Kayseri'deydik. Aramızdaki farkın ilk doğrudan göstergesi bu. Başkent Ankara'da konuşan liderler, genel başkanlar bizim dışımızda Türkiye'nin her yerine gidebilirler mi? Gidebiliyorlar mı? Türkiye'nin her yerine giden tek parti AK Parti. Türkiye'de herkesi kucaklayan tek parti AK Parti. 71 ili tamamladık, 81 ile de inşallah gideceğiz. Allah ömür ve sıhhat verirse. Buradan diğer genel başkanlara meydan okuyorum. Türkiye partisi olmak demek, milli birliği, milli iradeyi temsil etmek demek 81 vilayete gitmek demektir. 81 vilayete gidemeyenler gelip Ankara'da başkente hitap edemezler. Edebilirler mi? Başkent, ancak tüm kentlere hitap ettikten sonra hitap edilebilecek bir şehirdir"

-" Artık Sıhhıye'nin altı da yok üstü de yok"

CHP 'nin 33 , MHP 'nin 45 ve HDP'nin 65 vilayette milletvekili  bulunmadığını, AK Parti'nin ise 81 kenttin 78'inde milletvekili olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "İnşallah şimdi 81 vilayetin 81'inde iddialıyız. Aramızdaki birinci fark bu" diye konuştu.

Ankara'da yaşanılan bölgeye göre, "Sıhhıye Köprüsü altı ve üstü" ayrımı yapıldığını bildiğini ifade eden Davutoğlu, Sıhhıye'nin altında Anadolu'dan gelenlerin, üst bölümünde de seçkinlerin oturduğunu kaydetti.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına çok güzel bir kararla Tandoğan Meydanı'nın ismini Anadolu Meydanı olarak değiştirdiği için teşekkür eden Davutoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Oraya Tandoğan Meydanı adını verilmesine vesile olan Vali Nevzat Tandoğan, Anadolu'dan gelenleri o meydana yaklaştırmazdı. Hatta bir seferinde aynen şöyle hitap etti. 'Milliyetçilik gelecekse biz getiririz, komünistlik gelecekse biz getiririz. Siz Anadolulular, siz ancak çiftçilik yaparsınız, askerlik yaparsınız' dedi. Bu tek parti zihniyetidir. Şimdi niye AK Parti'ye karşılar biliyor musunuz? Halen o seçkinci zihniyetle, tek tipçi zihniyetle istiyorlar ki bu memleketi biz idare ederiz, biz neyin doğru ve yanlış olduğunu biz biliyoruz. Ama millet te diyor ki 'söz de karar da sadece milletindir."

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"İmtihan yeri burası. Aşık Veyseli bile şalvarlı diye Ankara'ya, seçkin semtlerine, Çankaya'ya çıkmasına izin vermeyenler şimdi şundan rahatsızlar. Baktılar ki Anadolu ve Trakya  insanı artık her alanda, her yerde başarılara imza atıyor. Tüm farkları ortadan kaldırıyor. Gururla ifade ediyorum ki, artık Sıhhıye'nin altı da yok üstü de yok  birleşmiş tek yürek olmuş. Aynı şekilde birleşmiş tek yürek olmuş bir Türkiye Cumhuriyeti var. Kimse, kimseye artık tepeden bakamaz kimse ben bu güce sahibim diğerleri tabiidir diyemez. Gücü, iradeyi takdir edecek olan milletin ta kendisidir. Bizden önce de şöyle diyorlardı iktidarlara,  siz yol yapın, kanalizasyon yapın, hizmet yapın ama sakın ha stratejik hedef, dış politika , ekonomik ve eğitim politikaları bunları biz biliriz."

28 Şubat dönemini anımsatan Başbakan Ahmet Davutoğlu, "O zaman 28 Şubat'ı perde gerisinden idare edenler 'eğitim şöyle olacak' dedi. İmam hatipler kapatıldı. 'Başörtülüler girmeyecek' dendi. Girmedi. Hatta o zaman başbakanlar hatırlarsınız, 28 Şubat'ın perde gerisindeki bazı cuntacılardan korkularından böyle sembolik dille konuşuyorlardı. Bunların hepsine kim son verdi? Milleti gerçek anlamda kim iktidar yaptı?" diye konuştu.

-"Karşılarında dimdik duran AK Parti var"

12 yıl içinde tüm yasakları tek tek kaldırdıklarını, milletin arasına sokulan fitneleri yok ettiklerini, başı örtülü, başı açık ayrımını ortadan kaldırdıklarını vurgulayan Davutoğlu, "Hatırlarsınız, bir milletvekili, muhterem bir hanımefendi milletvekili seçildiğinde aynen Tandoğan zihniyeti var ya, hani Tandoğan Meydanına Anadoluluları sokmayan zihniyet... O dönemin başbakanı çıktı, 'TBMM'ye başörtülü girilmez' dedi. Tempo tuttular. 'Dışarı, dışarı' diye tempo tuttular. Aynen eski Ankara'nın Tandoğan zihniyeti" dedi.

Yasakların ortan kalktığını belirten Davutoğlu, şöyle dedi:

"Ama şimdi, inşallah başı açık, başı örtülü, bütün onurlu Türk kadınları el ele TBMM'ye girecek. Kimse 'dışarı' demeye cesaret edemeyecek. Kimse etmedi, edemeyecek. Çünkü karşılarında elif gibi dimdik duran AK Parti var." 

-"Onun ikna odalarına soktuğu hanımlar Meclis'te"

Katsayı zulmü diye milyonlarca gencin istikbalinin karartıldığını anlatan Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şimdi karartabilirler mi? Bunlar lise, bunlar meslek lisesi mezunu diye ayrım yapabilirler mi? Bunlar başörtülü, bunlar başı açık diye ayrım yapabilirler mi? İkna odalarını kuran hanımefendi şimdi dışarıda. Ama onun ikna odalarına soktuğu hanımlar Meclis'te olacak, Meclis'te. Fark bu. Buralara gelip muhafazakarlık, İç Anadolu'da belli yerlerde milliyetçilik taslayan MHP Genel Başkanı Bahçeli'ye soruyorum, aynen 'Dışarı, dışarı' dedikleri dönemde olduğu gibi, kendi partisinden seçilen bir hanımefendi başörtülü olduğu için 'Açsın' diye talimat geldi. Başını açıp öyle girebildi 1996'da. Biz kimseden talimat almayız, almadık, almayacağız. Eski dönem zannettiler, demokrasi bizim dönemde gerçek hedeflerine ulaştı."

Davutoğlu, 12 Mart'ta verilen muhtıra ile dönemin başbakanın şapkasını alıp gittiğini anımsatarak, "12 Eylül'de 'Perde kapandı' dediler, bütün liderler gitti. 28 Şubat'ta savunan adam Necmettin Erbakan'a nasıl bir muamele gördüklerini hatırlıyorsunuz. Ama 27 Nisan'da, 2007'de bu sefer AK Parti'ye muhtıra vermeye kalktılar. Ne oldu? Muhtıraları aynen iade edildi, aynen" dedi.

-"Kendi mahallelerinde siyaset yapıyorlar"

Milli iradenin böyle korunduğuna vurgu yapan Başbakan Davutoğlu, "Üç büyük Kuvayımilliye hareketi vardır. İzmir'de de söyledim. Kuvayımilliye'nin başlangıç noktası Balıkesir'de de. Bir, Birinci Meclis'te Ankara'da başarıya, zafere ulaşan ve İzmir'nin işgali ile başlayan Birinci Kuvayımilliye, yani Cumhuriyetimizin kurulması. İkinci Kuvayımilliye, yani 1950'de Adnan Menderes ile demokrasinin kurulması. Üçüncü Kuvayımilliye, AK Parti ile birlikte milli iradenin egemen olması. Bunu bilerek, seçerek söylüyorum. Kuvayımilliye 'milli güçler' demek" diye konuştu.

Hakkari'de, Edirne'de, Çanakkale'de, Diyarbakır'da, Rize'de, Konya'da, Kayseri'de, Muğla'da olduklarını, AK Parti'nin bütün milli güçleri birleştirdiğini ifade eden Başbakan Davutoğlu, "Ülkenin her köşesinde al bayrağı dalgalandıran kim? Dünyanın her yerinde al bayrağı zirveye taşıyan kim? İşte fark bu. Diğerleri ise 'Biz' dediklerinde ya ülkenin doğusunu kastediyorlar ya İç Anadolu'yu ya kuzeyi. Kendi mahallelerinde siyaset yapıyorlar. Biz her şeye rağmen Türkiye'nin her yerinde al bayrakla, ak bayrakla siyaset yapıyoruz. Bunu engellemeye çalışıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

-"Hiç birinden tek bir çıt, ses çıkmadı"

Partisinin Siirt mitingi sonrasında yaşanan olaylara değinen Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Miting çıkışında gençlik kollarımıza mensup üç kız kardeşimizi, üç bacımıza HDP binasının önünde barbarlar saldırdılar ve darp ettiler. Şimdi soruyorum, hani kadına karşı şiddet için hep beraber ayağa kalktık ya, hani bu özgürlükçü aydınlar HDP'ye destek beyanları yayınladılar ya, hiç birinden tek bir çıt, ses çıkmadı. Çünkü saldırıya uğrayan AK Parti. AK Parti saldırıya uğrasa da bunlar memnun, AK Parti zayıflasa da. Şimdi Ankara meydanından o saldırıya uğrayan yiğit bacılarımıza ve buradan milli birliğin adına Elif'e, Merve'ye, Yeter'e bir güçlü destek gösterelim. Siirt'te dalgalandırdıkları al bayrağı Ankara'da da dalgalandıralım. Eminim şu anda görüyorlardır. Aynı şekilde bir kardeşimiz de Malatya dönüşü konvoyda hayatını kaybetti. Ona da hepimiz Fatihalar gönderelim. Öztürk kardeşimiz."

Bütün bu şiddete, teröre, baskıya karşı doğusunda, batısında her yerde demokrasiyi hakim kıldıklarını belirten Davutoğlu, "Ama milliyetçilikten bahsedip de al bayrağı Türkiye'nin her yerinde dalgalandırmayanlar, Ankara'da konuşamazlar. Ankara'da konuşmak için yani Başkentte konuşmak için, kentlerin kentinde konuşmak için her yere gitmek lazım. Bizim birlik siyasetimiz bu" dedi.

-"Birliği, iradeyi biz temsil ediyoruz"

HDP'nin Adana, Mersin binalarına gerçekleştirilen saldırıların ardından bu olayı hemen kınadıklarını anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ama aynı anda HDP, MHP, CHP bir birleriyle paslaşarak, 'Bunu AK Parti yaptı' diye iftirada bulundular. Hem öyle bir paslaşma ki, hani birbirlerine düşman kabul edilir ama HDP dedi ki 'Bunu MHP yapmamıştır. Çıksınlar söylesinler.' MHP de dedi ki, 'Doğru, biz yapmadık AK Parti yaptı.' CHP ile HDP zaten her yerde beraber çalışıyor. Arkalarında da paralel çete. Şimdi de DHKP-C bunlara destek veriyor, Kandil destek veriyor. Bu şer ittifakına karşı milli iradeyi, milli birliği kim temsil ediyor? Hepsi bir araya gelse 7 Haziran'da milletin iradesine engel olamayacaklar. Birliği, iradeyi, kudreti biz temsil ediyoruz."

Polatlı'ya kadar düşman gelmişken, o şartlarda dahi milletin istiklalini kendi iradesiyle kazandığına işaret eden Başbakan Davutoğlu,  Ankaralılara şöyle seslendi:

"Kendi tüfeğiyle kazandı. Elindeki kazmayla, baltayla savaşa hazırlandı. Ama 2002 Türkiye'sinde biz iktidara geldiğimizde Türkiye uluslararası alanda 'hasta adam' diye anılıyordu. Deniyordu ki 'Türkiye çökmek üzere.' Ekonomik olarak çökmüştük. IMF'ye borçluyuz, kapıda borç dileniyoruz. Ülkede hükümet yok. Sakarya'da deprem oluyor, buradan oraya üç, dört günde Başbakan gidemiyor. Tek bir mühimmatı üretemiyoruz. Ülke o hale düşmüştü ki tasarruf tedbirleri sebebiyle Türk Silahlı Kuvvetleri zaaf gösteriyordu. Şimdi soruyorum. Bu durumdan Türkiye'yi kim kurtardı? IMF'ye borcumuzu son kuruşuna kadar kim ödedi? Mühimmatı bile, piyade tüfeğini bile başkasından alan bir ülkeden, kendi tankını yapan bir savunma sanayisini kim kurdu? Kendi tankımızı, topumuzu kim yapıyor?"

(Sürecek)