AK Parti'nin Diyarbakır mitingi

AK Parti'nin Diyarbakır mitingi
AK Parti'nin Diyarbakır mitingi
- Başbakan Davutoğlu: (4) - "Mazlum ve masum bir tek Türkmen'i, bir tek Kürt'ü, bir tek Arap'ı dahi zalime teslim etmedik, etmeyeceğiz, ne IŞİD'e ne Esed'e. IŞİD'e yardım ettiğimiz iddiasıyla Türkiye'yi karalamaya çalışıyorlar. İki yıl IŞİD'le yan yana yaşayan onlardır ama biz hiçbir terör örgütüne yardım etmedik, etmeyeceğiz" - "Eğer demokrasi varsa silah, terör yoktur diyebiliyor mu Demirtaş? Batıda barış güvercini, gelsin burada. Ben söylüyorum, kim ne sebeple yaparsa yapsın her türlü şiddete, teröre karşıyız. Kürt vatandaşlarımıza uygulanacak en ufak bir zulmün hesabını biz sorarız. O diyebiliyor mu bunu? Gelip burada Kandil'e dönüp, 'Artık yeter indirin şu silahları' diyebiliyor mu?'"

DİYARBAKIR (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, mazlum ve masum bir tek Türkmen'i, Kürt'ü, Arap'ı bile  zalime teslim etmediklerini ve etmeyeceklerini söyleyerek, "Ne IŞİD'e ne Esed'e. IŞİD'e yardım ettiğimiz iddiasıyla Türkiye'yi karalamaya çalışıyorlar. İki yıl IŞİD'le yan yana yaşayan onlardır ama biz hiçbir terör örgütüne yardım etmedik, etmeyeceğiz" dedi.

Davutoğlu, partisinin Diyarbakır mitinginde yaptığı konuşmada, Siirt'te kendisine beş kişilik bir liste verildiğini, listedeki gençlerin 14-20 yaşlarında olduğunu ve dağa kaçırıldığını belirtti. Gençlerin annelerinin, babalarının çağrıldığını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi: 

"'Bize oy vermezse sizin o bölgedekiler, bunları size vermeyiz' diyorlar. Aramızdaki fark bu. 2013'te buraya geldiğimde Dicle Üniversitesinde konferans verip, Keçi Burcu'na çıktığımda oradaki genç kardeşlerimle top oynadım, ondan bir gün sonrada Manisa'da genç çocuklarla. Bir an Yarabbi dedim, bunlar doğulu, batılı bizim çocuklarımız. Eğer yanlış bir yolla gidilirse birbirleriyle savaşacak, kanlarını dökmek için bunları kullanacaklar çıkacak. Bu çocukların bırakın bir tek damla kanını, bir tek damla gözyaşını görmeyi bize nasip etme dedim" dedi.

Davutoğlu, annelerin gözyaşlarını dindirmeye çalıştıklarını dile getirerek, birilerinin, ellerinden silahı bırakmamaya dayalı bir politika izlediğini ifade etti. 

 Çözüm Süreci mekanizması kurduklarını, yasa çıkarıldığını ve bütün adımların atıldığını hatırlatan Davutoğlu, "Eğer demokrasi varsa silah, terör yoktur diyebiliyor mu Demirtaş? Batıda barış güvercini, gelsin burada. Ben söylüyorum, kim ne sebeple yaparsa yapsın her türlü şiddete, teröre karşıyız. Kürt vatandaşlarımıza uygulanacak en ufak bir zulmün hesabını biz sorarız. O diyebiliyor mu bunu? Gelip burada Kandil'e dönüp, 'Artık yeter indirin şu silahları' diyebiliyor mu?'" diye konuştu.

Davutoğlu, eşit Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliğiyle her türlü özgürlüğü verdiklerini belirterek, "İstiyorlar ki tek tip olsun. Ha  CHP , ha HDP biri Türk ulusalcılığı, biri Kürt ulusalcılığı Esed'de bunların kardeşi, o da Arap BAAS'çısı" dedi.

Başbakan Davutoğlu, 1 Ekimde hükümeti kurduklarında HDP Eşbaşkanıyla görüştüklerini, Çözüm Süreci'nde atılacak adımları konuştuklarını söyledi. Davutoğlu, HDP'nin 6 Ekim'de Diyarbakır başta olmak üzere bütün illeri şiddete talana, boyun eğmeye zorladığını kaydetti. Davutoğlu, 6-7 Ekim olaylarında işkence yapıldığını, 12 Eylül yöntemlerini uyguladıklarını, gerekçe olarak da Kobani'yi gösterdiklerini ifade etti.

- "Kim mazlumsa onların hamisi Türkiye Cumhuriyeti Devletidir"

Suriye'den gelenlere ayrım gözetmeden kapıları açtıklarını anımsatan Davutoğlu, Kürtler geldiğinde HDP'nin kendilerini suçladığını söyledi. Davutoğlu, Kobani olayları olduğunda üç günde 197 bin kişiyi buradan aldıklarını belirtti.

Başbakan Davutoğlu, masum, yetim, mazlum gördüklerinde Türk mü, Kürt mü, Arap mı, Alevi mi, Sunni mi diye sormadıklarını, kendileri için insan olmasının önemli olduğunu söyledi.

Ne zaman Çözüm Süreci'ne yaklaşsalar birilerinin sabote ettiğini kaydeden Davutoğlu, "İster Suriye, ister Irak, ister Lübnan, ister Filistinli kim mazlumsa onların hamisi Türkiye Cumhuriyeti Devletidir" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, Bayırbucak Türkmenlerine yardım gittiğini, CHP, HDP,  MHP 'nin kendilerine karşı harekete geçtiğini belirterek, dertlerinin AK Parti'yi yıpratmak ve uluslararası bazı çevrelere yaranmak olduğunu vurguladı.

Demirtaş'ın Amerika'ya gittiğine ve döndüğünde lobilerin diliyle konuşmaya başladığına işaret eden Davutoğlu, şu değerlendirmede bulundu: 

"Biz kimsenin diliyle konuşmayız. Biz tevhidin diliyle, adaletin diliyle, Hz. Süleyman'ın diliyle konuşuruz. Her türlü yardımı yaptık her yere.  Kılıçdaroğlu diyor ki, 'Suriyelileri geri gönderelim.' Geri gönderelim dedikleri arasında Suriyeli Kürtler de var. Kobani'den Haseke'den gelen Kürtler de var. Peki siz Demirtaş'tan bir kez dahi dönüp Kılıçdaroğlu'na, 'Sen kimi nereye gönderiyorsun' diye sorduğunu gördünüz mü? Nasıl sahip çıkmak bu Kürtlere? Mazlum ve masum bir tek Türkmen'i, bir tek Kürt'ü, bir tek Arap'ı dahi zalime teslim etmedik, etmeyeceğiz, ne IŞİD'e ne Esed'e. IŞİD'e yardım ettiğimiz iddiasıyla Türkiye'yi karalamaya çalışıyorlar. İki yıl IŞİD'le yan yana yaşayan onlardır ama biz hiçbir terör örgütüne yardım etmedik, etmeyeceğiz. İnşallah, bu suni sınırlar, aramızı ayıran bu duvarlar ortadan kalktığında Irak'ta Suriye'de Lübnan'da bütününü Ortadoğu'da kardeşi kardeşle buluşturacağız. Aynen Avrupa'da olduğu gibi sınırlar olacak ama ticaret serbest olacak, vizesiz ziyaretler olacak. Biz buna yöneldiğimiz için Suriye'yi karıştırdılar, Irak'ta her an problem çıkarıyorlar."

- "Yüreğinize korku salmak isteyenlere karşı başınız dik olsun"

Davutoğlu, HDP'nin seçim sonrasına ilişkin tehdit ettiğini belirterek, "7 Haziran'da barajı geçemezsek, 8 Haziran'da şöyle olur böyle olur, buradan söylüyorum, Diyarbakırlılar, yüreğinize korku salmak isteyenlere karşı başınız dik olsun. Bir daha bu ülkede 6-7 Ekim olaylarının yaşanmasına izin vermeyiz" ifadelerine yer verdi. 

Tehditler karşısında demokrasiden, hukuk devletinden, kamu düzeninden taviz vermeyeceklerine dikkati çeken Davutoğlu, Çözüm Süreci'nden bir adım dahi geri adım atmayacaklarını, sürecin sahibinin AK Parti olduğunu dile getirdi.

Yüksekova'da havalimanı açtıklarını, adını da birilerine ibret olsun diye Selahaddin Eyyubi koyduklarını hatırlatan Davutoğlu, şöyle dedi: 

"Hemen Demirtaş ses verdi, 'Keşke kurdeleyi biz de kesseydik.' Doğru keşke sen de orada olsaydın. Ama önce keşkeleri şöyle söyle, keşke oraya doksan dokuz kez saldıran Yüksekova'yı durdurmak için iş makine kıran vandallara, teröristlere dur diyebilseydin. Keşke dönüp onlara, 'Bu havalimanını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtler kullanacak, bırakın Kürtler de havaalanı kullansın, uçak kullansın' diyebilseydin. Onlara dur diyemiyor, şimdi Cumhurbaşkanımıza, bana bir takım iftiralarda bulunuyor. Onlar yüz kere saldırsalar da bin kere saldırsalar da doğuyu, Güneydoğu'yu baştan başa imar edeceğiz, hiç bir şekilde bize engel olamazlar."

(sürecek)