AK Parti'nin Mardin mitingi

AK Parti'nin Mardin mitingi
AK Parti'nin Mardin mitingi
- Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu: (3) "Müslüman, Hristiyan, Türk, Kürt, Arap, Acem ayrımı göstermeden bütün mazlumlara bağrımızı açtık. Çünkü bizim için üstünlük ırkta değildir, üstünlük ancak ve ancak takvadadır, ameldedir, eylemdedir" - "Ne zaman, kim 'Rabbim bize Allah katından bir yardımcı gönder' diyen bir mazlum olursa, ırkı ne olursa olsun, dini, mezhebi ne olursa olsun, Allah şahit biz o mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz" - "Erbil'e, Kerkük'e sesleniyorum, bütün Irak'a sesleniyorum, Iraklı tek bir kardeşimizin yüreğine bir ateş düşerse o bize düşmüş demektir. Bütün Iraklılar bizim kardeşimizdir, bütün Suriyeliler bizim kardeşimizdir. Onlara yardım etmeye devam edeceğiz"

MARDİN (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Müslüman, Hristiyan, Türk, Kürt, Arap, Acem ayrımı göstermeden bütün mazlumlara bağrımızı açtık. Çünkü bizim için üstünlük ırkta değildir, üstünlük ancak ve ancak takvadadır, ameldedir, eylemdedir" dedi.

Davutoğlu, partisinin Mardin mitinginde yaptığı konuşmada, Türkiye'de kardeşliği ihya ederken, aslında daha büyük bir kardeşliğin önünü açmaya çalıştıklarını, 78 milyonu nasıl kardeş kıldılarsa, Ortadoğu'da da Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Müslüman, Hristiyan herkesi kardeş kılacak yeni düzeni çağırdıklarını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, 6-7 Ekim olayları dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu'da büyük bir şiddet politikası takip edildiğini hatırlatarak, "Üç gün içinde Kobani'den 197 bin Kürt kardeşimizi Anadolu'nun merhametli kucağına biz aldık. Aynı şekilde Irak'tan Suriye'den gelen Arap kardeşlerimize Anadolu'nun merhametli kucağını biz açtık, Türkmen kardeşlerimize biz açtık, baskı altındaki Yezidileri biz aldık, Müslüman, Hristiyan, Türk, Kürt, Arap, Acem ayrımı göstermeden bütün mazlumlara bağrımızı açtık. Çünkü bizim için üstünlük ırkta değildir, üstünlük ancak ve ancak takvadadır, ameldedir, eylemdedir" diye konuştu.

Alandakilere "Mazlumlara kucak açmamızdan razı mısınız? Suriyelileri Iraklıları gerektiğinde mazlumları bu ülkede barındırmamızdan razı mısınız?" diye soran Davutoğlu, "Ne zaman, kim 'Rabbim bize Allah katından bir yardımcı gönder' diyen bir mazlum olursa ırkı ne olursa olsun, dini, mezhebi ne olursa olsun Allah şahit, biz o mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

MHP 'lilerin "Sadece Türkmenlere yardım edelim", HDP'lilerin de "Kürtlere yardım edelim" dediğini vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Hatta Kürtlere eğer oradaki adıyla PYD'ye yakınsa o Kürtlere yardım edin, Halep'teki Kürtlere yardım da etmenize gerek yok gibi bir havadalar. Arap kardeşlerimizi aldığımızda bunlar karşı çıktılar. Çünkü o zaman Esed rejimiyle iş birliği içindeydiler. Türkmenleri aldığımızda karşı çıktılar. Halep'ten gelen PYD kontrolünde olmayan Kürtleri aldığımızda karşı çıktılar, bizi eleştirdiler. Biz de diyoruz ki ister Halep'ten olsun, İster Kobani'den, ister Bayırbucak'tan olsun ister Haseke'den, bizim kapımıza gelen kim olursa olsun o yetimi, o kadını, o yaşlıyı zalime teslim etmedik, etmeyeceğiz." 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'nun  "2 milyon Suriyeli'yi geri göndereceğim" dediğini de hatırlatan Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın da "Kimi kime veriyorsun biz Suriyelileri, Kürtleri vermeyiz" demediğine dikkati çekti.

Kim olursa olsun mazlumun kimliğine bakmadıklarını ve yanında olduklarını vurgulayan Davutoğlu, kim olursa olsun zalimin de kimliğine bakmadıklarını ve karşısında olduklarını belirtti.

"Onlar Esed'in arkadaşları, dostları, zalimlerin dostlarından merhamet olmaz" değerlendirmesinde bulunan Davutoğlu, "Mardin'den Suriye'ye sesleniyorum Arap'a, Kürt'e Türkmen'e, Sünni'ye, Müslüman'a, Hristiyan'a hepiniz bizim dostumuzsunuz, hepinizin acısı bizim acımızdır. Buradan Erbil'e, Kerkük'e sesleniyorum, bütün Irak'a sesleniyorum, Iraklı tek bir kardeşimizin yüreğine bir ateş düşerse o bize düşmüş demektir. Bütün Iraklılar bizim kardeşimizdir, bütün Suriyeli'ler bizim kardeşimizdir. Onlara yardım etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Geçen yıl Erbil'e gittiğinde İmam'ın önce Arapça, sonra Kürtçe ve Türkçe hutbe okuduğunu anlatan Davutoğlu, "Muhabbetle söylenen her dil bizimdir. Nefretle, şiddetle, zulümle söylenen her dil bize yabancıdır. 7 dilin merkezi Mardin bu topraklarda özgürce herkesin kendi dilini, örfünü yaşamasından memnun musunuz? işte bizim istediğimiz düzen bu" dedi.

 HDP'nin "biz" dediğinde sadece Kürt'leri, MHP'nin de sadece Türk'leri anladığını ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

 "Biz dediğimizde 78 milyonu anlıyor, 78 milyonu kucaklıyoruz. Biz demeye var mıyız? Kardeşiz demeye var mıyız? Kim ne yaparsa yapsın 78 milyon tek bir vücuttur demeye varmıyız? Kim ne yaparsa yapsın 789 bin kilometrelik vatan toprağı birdir demeye var mıyız? Kim ne derse desin Türkiye'nin her köşesinde dalgalanan al bayrak 'bizim bayrağımız' demeye var mısınız? İşte bizim birlik anlayışımız bu."

- "Biz Türkiye'de geri kalmış ya da kaderine terk edilmiş bir santimetre vatan toprağı bırakmayacağız"

Yatırımları da anlatan Davutoğlu, Ordu-Giresun Havalimanı'nı açtıklarını, Avrupa'da ilk, dünyada üçüncü olan denizin üstüne havalimanı yaptıklarını, Şanlıurfa ile Adıyaman arasına boğaz köprüsünün benzerini inşa ettiklerini bildirdi.

 Yüksekova Havalimanını da açtıklarını aktaran Davutoğlu, "Hakkari'nin merkezinde dünya standardında bir havalimanını açtık, neden biliyor musunuz? Biz Türkiye'de geri kalmış ya da kaderine terk edilmiş bir santimetre vatan toprağı bırakmayacağız. Hakkari Erbil'in de Urumiye'nin de yolcularının geldiği, Yüksekova'dan uçtuğu bir barış diyarı olsun" şeklinde konuştu.

Mardin'de bir bahar güzelliği gördüklerini de vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bu bahar güzelliğini ebediyyen sürdürmeye var mıyız? Barışla, kardeşlikle, çözümle taçlandırmaya var mıyız? Bu bahar günlerinde her baharda yeni bir terör başlangıcı gibi tehdit savuranlara karşı 'yeter artık bu topraklarda terör istemiyoruz' demeye var mısınız? Biz istediğimiz gibi yaşıyoruz, istediğimiz gibi konuşuyoruz, şiddete hiç bir şekilde taviz vermeye demeye var mıyız?"

(Sürecek)